Yazarın Odası’ndan Metne: Serpil Kaya | Meltem Dağcı

Ekim 8, 2026

Yazarın Odası’ndan Metne: Serpil Kaya | Meltem Dağcı

Bu defa, edebiyatçıların yazma fikirlerinin nasıl şekillendiğine kendi anlatımlarıyla tanıklık ettim. Yazar Serpil Kaya ile yazılarına ilham veren kitap, pasaj, film ve diziler üzerine konuştuk.

1) Bazen okuduğumuz bir pasaj ya da kitap, zihnimizde bir kurgu fikrinin oluşmasına neden olabiliyor. Sizi yazarken etkileyen, bir yazı fikrinin ortaya çıkmasına vesile olan bir pasaj veya kitap var mı?

Yazı ve öykülerimi kaleme alırken pek çok kaynaktan besleniyorum ben de ruhen, her yazar ve de sanatçı gibi elbette. Benim bir hikâyenin evrenine, oluşturduğum bir karakterin iç dünyasına adım atışım genellikle tek bir kelimenin vesilesiyle ya da bir imgelemenin bende çağrıştırdığı anlamlar diziniyle başlıyor. Ben, bir paragraf ya da pasajdan değil, daha öz ve derin bir noktadan yola çıkıyorum çoğu zaman. Tek bir kelime… ‘’Yıldız’’ örneğin. Eğer bir umut hikâyesi kaleme alacaksam, o yıldız ana karakterimin dilek dileme ya da manifest etme aracı oluveriyor hemen. Aralarındaki o bağı kurmama tek bir kelime yetebiliyor. Tek bir kelimeden, küçücük bir andan büyük bir evren inşâ etmek, benim ruhumu en çok tatmin eden şey. Bir yazar olarak kendimi net bir yerde konumlandırabilmeme olanak sağlaması açısından da oldukça kıymetli. Size tek bir paragraf ya da pasaj örneği veremem ama beni kalemi ile olay örgüsü ve atmosferi ile en çok etkileyen kitaplardan bazılarını sayabilirim:

“Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” – Joanne Greenberg

“Veronika Ölmek İstiyor” – Paulo Coelho

“18 Yaşında Uyudun, 29 Yaşında Uyandın Oğlum” – Aysel Doğan

2) Bazen bir filmde ya da dizide gördüğümüz tek bir görüntü, sahne veya yaşadığımız bir an bile zihnimizde uzun süre kalabiliyor. Sizi böyle aniden etkileyen, bir yazı fikrini tetikleyen film veya diziler oldu mu?

Polisiye, kriminal öyküler ve fantastik dünyalar kurmayı ve yazmayı çok seviyorum. Paranormal hikâyeler de beni hep cezbetmiştir, kendimi bildim bileli. Kriminal öyküler, polisiye hikâyeler yazarken, karakterlerin iç dünyasına, psikolojik alt katmanlarına olabildiğince çok derin bir perspektiften bakmak gerekir. Bir suç öyküsü anlatırken, ana karakterin ruh hâli, onu suça teşvik eden sebepler, davranışının gerçekleşmesini sağlayan motivasyonlar, yardımcı etmenler, içsel ve dışsal faktörler… Tüm bu faktörlerin birleşimi bize hikâyeye konu olan olay örgüsünü verir. Bir yazar olarak insan psikolojisinin en karanlık ve derin katmanlarına doğru yola çıkmayı çok seviyorum. İyiye, güzele doğruya inandığım kadar, karanlık, gizemli, tekinsiz dünyalara da inanıyorum. Gerçekçi karakterler yazabilmenin de bu yoldan geçtiğine inanıyorum. Kriminal ve polisiye- gerilim tarzı öykülerimi kaleme alırken okuduğum kitaplar kadar bana ilhâm veren diziler ve filmler de var elbette. Ülkemizin gelmiş geçmiş bence en başarılı CSI dizisi olan ‘’Kanıt’’ı ve ‘’Criminal Mind’’ı örnek olarak gösterebilirim size. Yayınlandığı dönem fenomen bir dizi olan ‘’Doktorlar’’, ki senaryosunda kriminal vakalara da sık sık yer vermiştir, ve yine ‘’Kara Şimşek – Knight Rider’’ dizisi de yine beni oldukça etkileyen ve çok severek izlediğim yapımlardandır.   

Yorum yapın