
Nihil kitabı, zorlu bir varoluş hikâyesinin poetik yolculuğudur. Metaforik ve klinik atmosferin içinde şiirsel yoğunluğunu kurma çabası her sözcükte kendini gösterir. Bu çaba, kitabın şifrelerini de oluşturur, bir anlamda.
-Adnan Gerger
Nihil ([i]) sıradan bir şiir kitabı değil. Diğer şiir kitaplarından tamamen farklı… Biçim, üslup ve içerik farklılığını; kaçınılmaz olarak dizelerarası ayrıntılarında şiir okurunu şok ettiğinde anlayabiliyorsunuz ancak… Bu şok hali kitabın son sayfasına son şiirin son dizesine kadar okuru sürükleyip duruyor.
“…
akrebin sırtında
kanayan bir duruşu olmasın diye
sildik akan dudaklarını
dişlerini yatağın altından toplayıp
boşluğa bıraktık
birkaç sigara içtik
birkaç portakal soyduk
sonra birkaç portakal daha
boş şeyler konuştuk durmaksızın
ağır şiirler
ağır hüzünler okuduk
morga götürülürken
bir şarkı
çünkü yoktu başka hatırlanan
anlam çoktan çökmüştü
imza;
Doktor NİHİL” (Sayfa :51)
Şiirlerin tümünde bir karakter olarak kendini hissettiren Nihil, bu son şiirde kendini hem hasta hem hekim, hem teşhis koyan hem teselli vermeyen birisi göstermesi aslında boşuna değil. Acımasızlığın görüntüsünü veren bu doktorun niyeti, şiirlerin bütünsel akışını korumak. Korumak diyorum çünkü portakalın çürümesinden sonu morgda biten yolculuğa kadar insan ruhunun parçalanışının poetikası başka türlü kurulamazdı.
Peki, ben bu kitabı anlatmak için niçin son şiirden başladım?
“Bir portakalı kesiyorsun ortasından / Yüzün belirsin diye turuncu bir yarıkla” (Sayfa:7)
Şoklardan bahsettim az önce… Portakalın kesilerek turuncu yarığında ortaya çıkan insan yüzünün hem bir umut ışığı hem de bir yara izi gibi görünse de zamanın açılmasıyla birlikte gelecekle şimdinin arasındaki sınırı bulanıklaşması insanı şok etmesin de ne etsin? Umut ile umutsuzluk arasındaki geçişi işin içinden çıkılmaz hale getiren bu dizeler (ki kitaptaki ilk şiirin ilk dizeleri olan dizeler, bu dizeler) yukarıda yer alan kitabın finalindeki şiire gönderme yaptığını bütün şiirleri okuduktan sonra anlıyorsun, aslında. Nihil kitabı, zorlu bir varoluş hikâyesinin poetik yolculuğudur. Metaforik ve klinik atmosferin içinde şiirsel yoğunluğunu kurma çabasıdır. Bu çaba, kitabın şifrelerini de oluşturur, bir anlamda. Lokman Kurucu, bu kitapta bize şunu demeye çalışır:
Bu kurgusal dizelerde tanımlanan kişiler (anne,doktor, hasta, vs…), asla bir kurtarıcısı değil; koşullar tarafından yok edilmeye çalışılan ama tırnaklarıyla hayatta kalmayı uman kişilerdir, portakal da bu umulmanın simgesidir.
“neden portakal diye sordular/ unuttun mu
annen turuncuya boyatırdı gençliğini / bütün renkleri silerken Nihil / seni portakal diye severdi” (Sayfa: 24-25)
Nihil yani “yokçuluk” gençliğe renk katmaya çalışan bir annenin tüm renklerini yok sayıyor. Çünkü onun işi bu. Nihil her şeyi, portakalı bile bir yaşam kaynağı olarak değil de onun artık bir çürüyen bir canlılığın ve insanlığın ironik nesnel betimlemesi olarak kurabilir. Kuruyor da…Bu kurmacayı da, şiirin duygusal spektrumunu genişleterek yapıyor. Nedir ki, tüm bu kurmacanın amacı, insanın kendi iç çatışmaların sesleriyle, bireysel hafızanın karanlıkla olan o sonsuz çatışmayı da hatırlatmak. Bu kurmacayı kurmak hele şiirde kurmak o kadar kolay değildir.
Özce Nihil kitabı, bireyselden toplumsal yalnızlığa, umut kırıntılarından mutlak hiçliğe doğru ilerleyen bir şiirsel akıştır. İnsanın insan olma özelliklerinin çöküşünü bilincimize kazır.
Ruhu otopsi masasında olan ve şiiri iyi bilen bir şairden başka türlü şiir yazması da beklenmezdi doğrusu.
[i] – Nihil. Lokman Kurucu. OKB Yayınları. 3.Baskı. 52.Sayfa. Mayıs,2026.
















