Mümkansız Şeyler üzerine | Elif Duman

Eylül 3, 2026

Mümkansız Şeyler üzerine | Elif Duman

“Çocukken bana sormuşlardı bir keresinde

Uçmak mı istersin yoksa görünmez olmak mı diye

Ben hala annemi isterim”

Can Bonomo’nun son şiir kitabı “Mümkansız Şeyler” Holden Kitap’tan çıktı. Bonomo yakın zamanda bütün şiir kitaplarını aynı yayınevinde topladı. Bu son şiir kitabının da isim babası olarak oğlu Roman’ı gösteriyor. Çocuk dilini kullanması oldukça dikkat çekici olmuş.   “Mümkün” ve “imkansız” sözcüklerinden oluşturulan oyunbaz bir sözcük “mümkansız”.  Can Bonomo,  kurallı, sınırları  önceden belirlenmiş, yetişkinlerin akılcılığını taşıyan standart Türkçenin dışına çıkarak, çocuk dilinin samimi ve  taze bir bakış açısını kitabının adı olarak taçlandırıyor.   Böylelikle hem okuyucuyla kurulan bağı güçlendiriyor hem de şiirleri için saf bir duygu atmosferi yaratıyor. 

Şiirlerine geldiğimizde  çoğunda aile, ölüm, modern yaşamda anlam arayışı krizleri ve bu yüzyılın toplumsal konularını başrol yapıyor. Modern şiirin estetik kaygılarından,  uzak, yabancı, araka arkaya dizilen imgeler yığınından uzak durduğunda  şiirin ne kadar  hikayesel olabileceğini kanıtlıyor.   Modern şiirin çoğunlukla yoğun imge ve aşırı estetik kaygılarla kapalı, anlaşılması güç bir limana çekildiği günümüzde Can Bonomo; Mümkansız Şeyler’de  şiir ve müzik etkileşimlerini inceleyen “melopoetika” çalışma alanına uygun örnekler veriyor. şiirlerinde hem yüksek bir estetik düzeyi koruyan hem de okuru yakalayan hikayesel, sürükleyici ve ritmik bir dilin “imkansız” olmadığını  “mümkün” olabileceğini  kanıtlıyor. Sanatçının müzikle olan güçlü bağlantısı, onun kalemini  bu söylediğim alanda güçlü kılan önemli öğelerden. Örneğin “Mümkansız Şeyler”de yer alan ‘Misafir’ şiirinin çarpıcı bestesini çevrimiçi platformlarda Can Temiz ve Can Bonomo iş birliği olarak dinlemişsinizdir ya da dinleyebilirsiniz.

Bu sene okuduğum birçok şiir kitabından farklı olarak “Mümkansız Şeyler” değindiği konular, toplumsal sorunlardan bahsetme şekli ve yer yer nüktedan diliyle küçük İskender’den beri arayıp bulamadığım bir okuma zevki sunuyor. İskender demişken  Bonomo’nun dilindeki İskender etkisinden bahsetmeden olmaz. Ustası olarak andığı küçük İskender’in sanatçıda bıraktığı iz, romanı “Ateşli Silahlar ve Bilardo”da da açıktı. “Mümkansız Şeyler”de küçük İskender’in paltosundan çıkmış  ama epeyce özgünleşmiş, kendi dilini oluşturmuş bir şairle tanışıyoruz.  Bonomo, bu sefer çarpıcı cümleler ve alışılmışın dışındaki diliyle şiir severlere keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

Mümkansız Şeyler” şiir kitabında anne ve baba figürü çokça karşımıza çıkıyor. Anne koruyucu, fedakâr ve çocuğun temel ihtiyacı rolündeyken, baba biraz daha soyut ve uzak. Baba ebeveynden çok bir konsept, sosyal rolü gereği çocukla anne kadar bağdaşamayan bir figür adeta. “Kir” şiirinde “Modern insanlar gibi saatine servetler dökeceğim terapistlere babamı anlattırma bana” diyor Bonomo. Oysa anne figürü için “Bir anne saçını okşar evladının / Yaşı kaç olursa olsun” demiş “Dilediğin Gibi” adlı şiirinde. Birbirinin neredeyse zıddı gibi karşımıza çıkan bu iki figürün analizi kitap boyunca derinlemesine yapılmış. Bu da her şiir bir diğerini devam ettiriyormuşçasına bir his uyandırıyor. Bir roman karakteri kadar belirgin olmayan fakat bir şiir kitabı seviyesinde değerlendirildiğinde oldukça yer kaplayan bu figürler, ülkemizin “anne” ve “baba” maskelerine biçtiği sosyal rollerin güzel bir yansıması niteliğinde.

Kitapta dikkat çekici bir diğer nokta ise toplumsal hatta uluslararası sorunlardan bahsetme şekli. Bütün kitapta belki de en beğendiğim dizeler “Guillan Barre” şiirinden (Burada açıklayayım: Guillan Barre sendromu, bağışıklık sisteminin sinir uçlarına saldırdığı nörolojik bir hastalıktır.) “Radyasyon eskisi kadar ölümcül değil korkma / Hem ne güzel iki değil, üç kolu oldu dilenci çocukların” dizeleri oldu. Şair, nükleer bir mutasyon (üç kollu çocuk) ile nörolojik bir çöküşü (GBS) yan yana koyarak modern çağın insan bedeninde yarattığı deformasyonu ve çaresizliği uç bir noktaya taşır. İsrail- Filistin- Rusya-Ukrayna savaşları üçüncü dünya savaşı değil mi acaba?  Sorunlara içimizi rahatlatmak için farklı anlamlar yüklemenin doğurduğu sonuçları zekice özetliyor şair. Radyasyon, insan ölümleri, açlık, çocukların dünyadan silinmesi düşüncesi  artık korkunç gelmiyor. Bireysel silahlanma istemi, silahı üçüncü kolumuz yapacak belki de ileride. Fakat yaşamak için çocuklar dilenmeye devam edecek. Ne kadar bu durumu anlayan, farklı pencereden bakan insanlar olacak olsa da asıl sorunla baş edemeyecek kadar güçsüzüz belki de.

Can Bonomo’nun kalemiyle ilk tanışmam şans eseri bir konserine denk gelmem sonrasında olmuştu. Konserinde üzerinde “Benim canım huzursuzluğum” yazan bir önlük takılıydı beline. O zaman da beni bir süre düşündürmüş olan bu cümleyi yaklaşık iki sene sonra bana imzaladığı şiir kitabında tekrar görmeyi beklememiştim. “Benim canım huzursuzluğum/ Demek yaraların bile yaraları oluyor göremediğimiz yerlerinde.”  Sonra sarsıcı yeni dizler okudum art arda. Bir şirinden örnek vereyim;kişisel tarihini dünya tarihine eklemleyerek anlattığı “Can Çıkmazı” şiirinden:

 “Sonsuz bir bıçak darbesi gibiydi sade  Can olarak yaşamak

 Roma İmparatorluğu’nun adını verdim oğluma

 Kardeşini katlettiğini bile bile

Romulus;

 Hiçbir şey öğretmeye çalışmayacağım sana

 Yirmili yaşların başında Can’ın çıkmasın diye”

 “Mümkansız Şeyler” raflarda yerini aldı! Gerek işlediği konularla gerekse yazılış şekliyle herkesin kendinden bir parça bulabileceği  bir şiir kitabı; kısa, uzun, İngilizce ve estetik-politik şiirlerden oluşan zengin bir açılım sunuyor. Şiir ve yaşama tutkunlarının kütüphanesinde mutlaka yer açması gereken, ilham dolu bir eser. 

Yorum yapın