Varlık eylül sayısı yayımlandı.

Bültenden:
Dosya: Çevrimdışı İrade – Hüseyin Köse, Hayri K. Yetik, Aydın Karabulut, Tuba Pırlant Yılmaz Dosya: “Gerçek Taş Gibi Sert” Odağında Metin Cengiz Şiiri – Turgay Kantürk, Yavuz Özdem Yazı: Burçak Tarlasındaki Çocuktan “Vedâ Divânı”na Ahmet Telli (Zehra Betül Yazıcı) – Hiçbir Yerin Sakini: Judith Hermann’da Gelgitli Yuva Koordinatları (Çağrı Öztürk) – Jürgen Habermas: Bir Siyaset Felsefecisi ve Bir “Dünya Yurttaşı” (Nihat Öztürk) – Belkıs Taşkeser’in İşleri: Evrenin Belleği ve “Um” (Mete Özel) – Edebiyat ve Bellek: Mehmet Rifat ile Söyleşi (Mehmet Erte) – Sırlanacak Yüzey Yırtığı: Asuman Susam’ın Poetikasında Estetik Bir Fenomen Olarak Açıklık (Yurdagül Konuk) – İzdüşümler [7]: Kaygı (Ahmet Önel) – Kamusal Alanda Dirsek Nizamı: Özrün İntiharı, Hıncın Performansı (Cihan Ülsen) – Başkalarını Düşün… (Mustafa Bayram Mısır) – Leyla Tecer ile Babası Ahmet Kutsi Tecer Üzerine Söyleşi (Lütfi Özgünaydın) – Kapanış Sergileri: Birlikte Yaşamanın Dayanılmaz Kıvancı Üzerine (Hıdır Eligüzel) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak) Şiir: Hüseyin Ferhad, Elçin Sevgi Suçin, Ahmet Bozkurt, Can Sinanoğlu, Gökhan Bakar, Şebnem İyinam, Hasan Ulaş Öykü: Salihcan Sezer, Yelin Bilgin, Yeşim Öz Desen: Melike Kılıç Kitaplar Arasında: Fatma Berber ile “Taştan Düş Yaratmak” Üzerine Söyleşi (Zeynep Tuğçe Karadağ) – “Etten Kurgu” – Zafer Zorlu (Okan Yılmaz) – “İki Bıçağı Birbirine” – Çilem Dilber (Emine Hızır) – “Kusursuz Gün” – Nagihan Doğan (Mertcan Karacan) – “Bahar Mektupları” – Rukiye Ekenler (Zerrin Oktay) – “Mektuplar” – Georg Büchner (Şerif Mehmet Uğurlu) – “Sustuğum Yerden” – Gamze Efe (Değer Tuncel) – “Annemin Kaburgası” – Burçin Tetik (Bekir Dadır) Edebiyattan resme, felsefeden sanat tarihine, fotoğraftan sinemaya geniş bir alanda yazılar, söyleşiler yayımlayan Varlık bu ay da Edebiyat ve Bellek, Resim Sanatı, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında köşeleri ve yeni kitapların tanıtıldığı Kitaplar Arasında bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.
Editörden
Varlık’ın Eylül 2026 sayısının dosya konusu, “Çevrimdışı İrade”. Dosyamıza katkıda bulunan isimler ise Hüseyin Köse, Hayri K. Yetik, Aydın Karabulut ve Tuba Pırlant Yılmaz.
Hüseyin Köse, “Odağı Sabitlemek ya da Kırılgan Duyular İçin Nöbet” başlıklı yazısında dijital dönüşümün gasp ettiği “dikkat” olgusunu öznenin otonomi krizi bağlamında inceliyor. Jules Payot’dan Rollo May’e, Thomas Pink’ten Jean Baudrillard ve Dominic Pettman’a uzanan düşünsel bir çerçevede sinema ve edebiyattan örneklerle irade, arzu, bağımlılık ve özgürlük kavramları arasındaki gerilimli ilişkiyi tartışıyor. Algoritmik akışın yarattığı güdüsel kakofoniye karşı koyabilmenin yolunun duyusal kırılganlıkları bir karakter zaafı olarak görmekten vazgeçip odağı sabitlemekten ve dirençli nöbetler tutmaktan geçtiğini savunuyor. Bu bağlamda, çevrimiçi dünyanın omnipotent yanılsamaları ile gerçekliğin çileli deneyimi arasında sıkışan günümüz insanı için çevrimdışı iradeyi ahlaki sorumluluğu ve sahiciliği koruyan bir varoluşsal direniş biçimi olarak konumlandırıyor.
Hayri K. Yetik, “Akışta Kalmak Üzerine Özdüşünümsel Bir Değerlendirme” başlıklı yazısında akıllı telefon bağımlılığını ve siber uzama sığınma pratiklerini insanın tarihsel ve antropolojik evriminde ortaya çıkan ontolojik boşluk duygusunu yatıştırma arayışının güncel bir tezahürü olarak ele alıyor. Modern antropoloji, felsefe, psikanaliz ve kültür kuramından hareketle sanatı, dini, oyunu ve siber uzamı bu ontolojik kaygıyı yatıştırma girişimleri olarak değerlendiriyor; dijital teknolojilerin bu ihtiyacı bağımlılık ve algoritmik yönlendirme üzerinden yeniden biçimlendirdiğini gösteriyor. Transhümanizm, metaverse ve yapay zekâ tartışmalarını da bu çerçeveye yerleştirerek, “üçüncü doğa”ya doğru ilerleyen insanın özneliğini teknolojiye devretme tehlikesine dikkat çekiyor. Böylece çevrimiçi akışın sunduğu özgürlük vaadinin, bireyi giderek kendi iradesinden ve sahici varoluşundan uzaklaştıran yeni bir yabancılaşma biçimine dönüşebileceğini öne sürüyor.
Aydın Karabulut, “İrade Dijital Sirenlere Karşı” başlıklı yazısında dijital çağın getirdiği dikkat dağınıklığı, faillik yitimi ve irade erozyonunu mitolojik, sosyolojik ve felsefi katmanlarıyla inceliyor. Kopernik’ten Darwin’e insanın yaşadığı ontolojik yerinden edilme süreçlerini günümüzün algoritmik panoptikonuyla ilişkilendirirken, kurtuluşu yerçekimine meydan okuyan “dikey bir direniş” olarak tanımlıyor. Ekranın insan yüzünü yutan bir paravana dönüştüğü bu illüzyon evreninde iradeyi, antik Yunan mitolojisindeki Odysseus’un sirenlerin baştan çıkarıcı ezgilerine karşı kendini gemi direğine bağlatması üzerinden yeniden okuyor. Bu doğrultuda irade tehlikeyi önceden sezen, mesafe koyan ve savunma hatlarını tahkim eden bir bilgelik sanatına dönüşüyor.
Tuba Pırlant Yılmaz, “Hikikomori ve Görünmezliğin Etiği” başlıklı yazısında radikal inziva olgusu hikikomori’yi –psikiyatrik ya da sosyolojik bir sorun olmanın ötesinde– modern çağın görünürlük, performans ve sürekli bağlantıda kalma zorunluluğuna karşı gelişen varoluşsal bir direnç biçimi olarak ele alıyor. Aristoteles, Epiktetos, Simone Weil, Byung-Chul Han, Wittgenstein ve Winnicott gibi düşünürlerden hareketle geri çekilmeyi, sessizliği ve çevrimdışılığı iradenin edilgin değil, bilinçli ve koruyucu tezahürleri olarak yorumluyor; dijital çağın şeffaflık ve erişilebilirlik baskısı karşısında görünmez kalmanın etik ve felsefi anlamını sorguluyor. Böylece hikikomoriyi ne romantize ediyor ne de patolojiye indirgiyor; onu bireysel acı ile toplumsal baskının kesişiminde, öznenin kendini koruma ve varlığını yeniden kurma çabasının çelişkili ama anlamlı bir ifadesi olarak değerlendiriyor.
Mehmet Erte

















