Ece Temelkuran yeni kitabını El País’e anlattı: Yakında “ev” kavramını yeniden tanımlamak zorunda kalacağız

Temmuz 14, 2026

Ece Temelkuran yeni kitabını El País’e anlattı: Yakında “ev” kavramını yeniden tanımlamak zorunda kalacağız

2016’dan bu yana Avrupa’da yaşayan gazeteci ve yazar Ece Temelkuran, El País gazetesine verdiği söyleşide yeni kitabı Nation of Strangers üzerinden sürgün deneyimini, aidiyet duygusunu ve dünyanın geçirdiği siyasal dönüşümü anlattı. Ece Temelkuran, iklim krizi, savaşlar ve otoriter rejimlerin etkisiyle insanların “ev” anlayışının köklü biçimde değişeceğini söyledi.

Temelkuran, bugün yaşanan zorunlu göçlerin yalnızca mültecileri ya da sürgünleri ilgilendiren bir mesele olmadığını belirterek, “Yakında hepimiz ‘ev’ kavramını yeniden tanımlamak zorunda kalacağız” dedi.

“Ev artık bir yer değil”

Temelkuran’a göre “ev”, artık coğrafi bir mekândan çok insanlar arasındaki bağlarla tanımlanıyor.

“Benim evim insanlar. Dostlarım, birbirimize verdiğimiz sözler… Ev artık bir yer değil.”

Ancak bunun romantik bir yaklaşım olmadığını vurgulayan yazar, iklim krizinin, savaşların ve artan zorunlu göçlerin insanlığı yeni bir aidiyet anlayışına zorlayacağını söyledi.

“Belki yalnızca faşizm nedeniyle değil, yaşanabilir alanlar giderek azaldığı için de ev fikrini yeniden düşünmek zorunda kalacağız.”

“Türkiye artık güvenli değildi”

Söyleşide Türkiye’den ayrılış sürecine de değinen Temelkuran, bunun ani verilmiş bir karar olmadığını anlattı.

2002’den itibaren ülkedeki siyasal dönüşümü kaygıyla izlediğini belirten yazar, 2016’daki darbe girişiminin ardından yaşanan gelişmelerin dönüm noktası olduğunu söyledi.

Evine yönelik gözdağı niteliğinde bir olayın ardından artık güvende olmadığını hissettiğini anlatan Temelkuran, buna rağmen uzun süre ülkesini terk etmeyi düşünmediğini ifade etti.

“Zagreb’de geçirdiğim ilk gecede, sabah kapımın çalınacağını düşünmeden uyudum. O an artık gittiğimi anladım.”

Aradan geçen yıllara rağmen Türkiye’ye dönme umudunu kaybetmediğini söyleyen Temelkuran, en büyük arzusunun “korkmadan ülkesine dönebilmek” olduğunu dile getirdi.

“Avrupa da aynı dönüşümü yaşıyor”

Temelkuran’a göre otoriterleşme yalnızca Türkiye’ye özgü değil.

Avrupa’nın birçok ülkesinde aşırı sağın yükseldiğine dikkat çeken yazar, bunun insanların kendi ülkelerinde yabancılaşma duygusunu derinleştirdiğini söyledi.

“İnsanlar artık ‘Bu gerçekten benim ülkem mi?’ diye sormaya başlıyor.”

Bu nedenle sürgünlük deneyiminin giderek daha fazla insanın ortak geleceği hâline geldiğini savunan Temelkuran, mültecilerin ve sürgünlerin yalnızca korunmaya muhtaç kişiler olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.

“Yabancıların ulusu büyüyor”

Ece Temelkuran, ulus-devlet fikrinin giderek aşındığını, buna karşılık sınırların ötesinde kurulan dayanışmaların güçlendiğini ifade ediyor. Yazara göre sürgünler ve göçmenler, yalnızca yaşadıkları kayıplarla değil, geliştirdikleri yeni dayanışma biçimleriyle de geleceğe dair önemli bir deneyim taşıyor.

“Bugün büyüyen tek ulus, yabancıların ulusu.”

Yaklaşık on yıldır eserlerini İngilizce yazdığını da anlatan Temelkuran, dil değiştirmenin hem acı verici hem de özgürleştirici bir deneyim olduğunu söyledi.

“Bu kitabı Türkçe yazamazdım. Dil değiştirmek büyük bir kayıp ama aynı zamanda insana yeni bir ses de kazandırıyor.”

Yorum yapın