Türkiye Yayıncılar Birliği’nin düzenlediği XII. Türkiye Yayıncılık Kurultayı, “Kitabın Geleceği: Algoritma, Toplum ve Pazar” temasıyla 10-11 Haziran 2026 tarihlerinde, Trendyol’un ve Step Dijital’in destekleriyle, İstanbul’da Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Yayıncılığımızın duayenlerinden, Dr. Turhan Bozkurt’un anısına düzenlenen kurultayda iki gün boyunca hem yayıncılık hem tüm kitap dünyasını ilgilendiren güncel ve global konular hep birlikte konuşuldu. Ama hangi konu konuşulursa konuşulsun gündemde iki madde vardı yapay zeka ve kitap okuma oranlarındaki azalma.

Benim yönettiğim panelde de Yapı Kredi Yayınları Satış ve Pazarlama Direktörü Özgür Akın ile Timaş Yayınları Yönetim Kurulu Başkanı Osman Okçu ile değişen dikkat ekonomisini ve azalan tirajlarla okuma kültürü ilişkisini ele aldık. Bu vesileyle küçük bir araştırma yaptım.
Küresel çapta yapılan güncel araştırmalar, kitap okuma oranlarında tarihi bir gerileme olduğunu gösteriyor. Ama yapılan araştırmalar bunun okumanın krizi değil, “uzun süreli ve dikkat gerektiren kitap okuma”nın krizi olduğunu gösteriyor. Kitap tirajlarındaki düşüş, yayıncılık sektörünün ekonomik sorunu olmanın ötesinde, dikkat ekonomisinin kültürel sonuçlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Güncel araştırmalar, dijital ortamda metin tüketiminin arttığını, buna karşılık uzun soluklu, derin ve sürekli kitap okuma pratiğinin birçok ülkede zayıfladığını gösteriyor. Dikkat ekonomisi tartışması da tam burada devreye giriyor.
Dünya’da durum
2025’te yayımlanan ve 2003-2023 arasındaki 236 bin kişilik veriyi inceleyen bir akademik çalışma, ABD’de “zevk için günlük kitap okuma” oranlarının sürekli gerilediğini ortaya koydu. Yetişkinlerin %25’i son bir yılda hiçbir kitap okumadığını belirtti. Günlük hobi amaçlı okuyan kişilerin oranı %28’lerden (2004) %16’lara (2023) geriledi. Yetişkinlerin sadece %2’si çocuklarıyla düzenli kitap okuyor.
İngiltere’de, National Literacy Trust’ın araştırmalarında çocukların “okumaktan zevk alma” oranı uzun yıllar boyunca gerileyerek son yirmi yılın en düşük seviyelerine indi. 8-18 yaş grubundaki çocukların yalnızca %32.7’si kitap okumaktan keyif aldığını belirtmiş. Birleşik Krallık’taki yetişkinlerin %55’i, “planladığından ve istediğinden çok daha az” kitap okuyabildiğini itiraf etmiş.
İngiltere ve İrlanda’da yapılan 2024 tarihli “What Kids Are Reading” raporuna göre okunan kitap sayısında dikkat çekici bir düşüş var.
Özellikle ortaöğretim çağında okuma azalıyor. Çocuklar daha düşük zorluk seviyesindeki kitaplara yöneliyor. Sorun yalnızca kaç kitap okunduğu değil, okumanın artık eğlence faaliyetleri arasındaki yerini kaybetmesi olarak tespit edilmiş. Okuma oranlarını artırmak için özel kampanyalar ve düşük fiyatlı kitap projeleri geliştiriliyor. Bunun temel nedeni, genç yetişkinlerin önemli bir bölümünün kitap okumaya zaman ayıramadığını belirtmesi.
2024’te açıklanan Japon Kültür İşleri Ajansı araştırması Japonların %62,6’sı ayda bir tane bile kitap okumadığını açıkladı. Bu oran ölçüm tarihindeki en yüksek seviye, çünkü bir önceki araştırmada %47’ymiş. Katılımcıların yaklaşık %44’ü, eskisinden daha az kitap okumalarının temel nedeni olarak akıllı telefon ve bilgisayar gibi cihazları göstermiş. Araştırmada kitap okumayanların %75’i her gün sosyal medya ve internet metinlerini okuduğunu belirtilmiş.
İsveçli çocuklar ve gençler de giderek daha az kitap okuyor. Üniversitede öğrenciler uzun metinleri okumakta zorlanıyor. Hükümet, bu sorunu çözmek için bir dizi önlem açıkladı. İsveç hükümeti son yıllarda yeniden basılı kitaplara ve okul kütüphanelerine yatırım yapmaya başladı. Dijital eğitim politikalarından vazgeçip basılı kitaba dönmek düşünülüyor.
Fransa’da da genç kuşaklarda kitap okuma sıklığında düşüş rapor ediliyor. Fransa’da geçen aylarda ilk kez 83 kitapçı açılırken 85 kapanış gerçekleşmiş ve sektör tarihindeki ilk negatif denge kaydedilmiş. Kitapçılar, ayakta kalabilmek için sadece kitap satan yerler olmaktan çıkıp birer kafe, topluluk merkezi veya kültürel etkinlik alanı formatına (deneyim odaklı mağazacılık) geçiş yapıyormuş.
Almanya örneği “okuma alışkanlığının ölümü” tezini değil, “okuma biçiminin dönüşümü” argümanını destekliyor. Bitkom araştırmasına göre nüfusun %86’sı kitap okuduğunu söylüyor ki bu çok yüksek bir oran. E-kitap kullanımı hızla artıyor. Özellikle genç kuşaklarda dijital okuma yaygınlaşıyor. Stiftung Lesen’in araştırmasına göre ise 1 ila 8 yaş arasındaki çocukların yaklaşık %39’unun evinde neredeyse hiç kitap okunmuyor.
Almanya’daki fiziksel kitapçı sayısı son yıllarda tarihin en düşük seviyesine gerilemiş. 2018 yılında ülkede 3.930 kitapçı bulunurken, bu sayı son verilere göre 2.980’e düşmüş. Son 5 yıl içinde Almanya’daki her 4 kitapçıdan biri (%24’ü) kapılarını kalıcı olarak kapatmış. Sektördeki daralmaya bağlı olarak kitapçılarda çalışan personel sayısı da beş yıl içinde %19 azalarak 22.620’ye gerilemiş.
Sorun kitap üretiminin azalması değil, insanların serbest zamanlarında kitap okumaya ayırdıkları sürenin azalması. İnsanlar tamamen okumayı bırakmıyor, fakat uzun süreli dikkat gerektiren okumalardan uzaklaşıyorlar. Çok kitap okuyanların sayısı azalıyor. Düzenli okuma alışkanlığı zayıflıyor. Ortalama okunan kitap sayısı düşüyor.
Diğer yanda ise gelişmekte olan pazarlar ise hem kitap satışlarında hem de yeni fiziki kitapçı yatırımlarında yüksek küresel büyüme bildirmiş. Araştırılan on dokuz bölgeden 12’si (Hindistan (%20,7), Brezilya (%11,2) ve Meksika (%7,0) gibi yüksek büyüme gösteren pazarlar dahil) gelir artışı bildirmiş. Okyanusya, dikkat çekici bir yükseliş göstermiş ve bir önceki yıl kayıplar yaşayan Avustralya (%+3,2) ve Yeni Zelanda (%+6,9) büyüme kaydetmiş.

Türkiye’de durum
Türkiye’de kitap okuma alışkanlıkları ve yayıncılık sektörü, batı ülkelerindeki dijitalleşme baskısına ek olarak ciddi ekonomik sıkıntıların ve sınav odaklı bir eğitim sisteminin şekillendirdiği, kendine has çelişkili bir yapıya sahip. Ülkede en aktif kitap okuyan ve tüketen kitle 7-14 yaş arası çocuk grubu. Yaş ilerledikçe, özellikle lise, üniversite ve iş hayatı evresinde kitap okuma oranları dramatik şekilde düşmekte.
Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanlığı ve belediyelerin çabalarıyla kütüphane sayıları ciddi oranlarda artıyor. 1 302 halk kütüphanesi, 557 üniversite kütüphanesi ile 43 bin 466 örgün ve yaygın eğitim kurum kütüphanesi hizmet veriyor. Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı bir önceki yıla göre % 6,4 artarak 7 milyon 160 bin 225 olurken kütüphanelerden yararlanan kişi sayısı %1,2 artarak 39 milyon 194 bin 669 olmuş. (Kütüphane İstatistikleri – 2025 – Veri Portalı – TÜİK).
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan ve dünya genelindeki 15 yaşındaki öğrencilerin matematik, okuma ve fen bilimleri becerilerini değerlendiren PISA raporları önemli veriler ortaya koyuyor. PISA 2022 raporuna göre Dünya genelinde COVID-19 pandemisinin etkisiyle okuma alanında küresel bir düşüş yaşanmış, Türkiye de bu düşüş trendinden etkilenmiş. OECD okuma ortalaması 476 puan. Türkiye’nin 2018 PISA’da 466 olan okuma puanı, 2022’de 10 puan azalarak 456’ya gerilemiş. Türkiye, okuma alanında değerlendirilen 81 ülke arasında 36. sırada, 37 OECD ülkesi arasında ise 30. sırada yer bulmuş. Rapora göre öğrencilerin yaklaşık %29’u temel yeterlilik seviyesinin altında kalmış ve okuduğunu anlamakta kritik güçlükler yaşamakta. Türkiye’de uzun metinleri analiz edebilen ve eleştirel düşünme becerisine sahip üst düzey okuyucu oranı yaklaşık %2 civarında (OECD ortalaması %7).
Akademisyenlerin son PISA raporu üzerindeki incelemelerine göre, Türkiye her ne kadar hala OECD ortalamasının altında olsa da son 10 yılda aradaki puan farkını en hızlı kapatan nadir ülkelerden biri, yani olumlu gelişme de var. 2015 yılında okuma alanında OECD ile aramızda 62 puan fark varken, bu makas 2022’de 20 puana kadar inmiş. (Doç. Tanrıkulu: Türkiye’nin PISA karnesi 10 yıldır yükseliyor-Memurlar.Net).
Alım gücünün düşmesiyle birlikte kitap, temel ihtiyaç listelerinde en alt sıralara düşerek halkın gözünde bir “lüks tüketim” maddesi haline geldi. Okurların en çok yakındığı konu kitap fiyatlarının yüksekliği. Oysa Türkiye Yayıncılar Birliği raporlarında dolar bazında değerlendirildiğinde Türkiye’de kitap fiyatlarını gerilediğini gösteriyor. 2023’de yapılan araştırmada maliyetler döviz bazında %84 artarken, yayıncıların belirlediği önerilen perakende satış fiyatlarında ise %15’lik azalma gözlenmiş. Zaten yapılan araştırmalar da kitap okumadan vazgeçme gerekçesinini fiyatların pahalılığı değil zaman ayıramamak olduğunu gösteriyor.
Sınav odaklı eğitim sisteminin de kitap okuma alışkanlığını olumsuz anlamda etkilediği düşünülüyor. Sınavlara hazırlanmaktan çocukların ve gençlerin zevk için kitap okumaya ayıracak zamanı kalmadığı belirtiliyor.
Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu-YAYFED’in raporuna göre yayıncılar, 2026 yılı Mayıs ayında toplam 23.828.688 adet kitap üretimi gerçekleştirmiş. 2025 yılının aynı döneminde bu rakam 27.792.853 adet olarak kaydedilmişti. Buna göre, geçen yılın mayıs ayına kıyasla üretimde %14 oranında bir düşüş yaşandığı görülmekte. En yüksek küçülme Yetişkin Kültür Yayınları’nda (yaklaşık %16). Geçen yıl bu alanda % 8 küçülme kaydedilmişti.
Türkiye Yayıncılar Birliği yayıncıların ürün çeşitliliğini korumaya çalışırken tirajların düştüğünü tespit etmiş. “Yetişkin kültür yayınları”nda, ilk kez baskısı yapılan kitapların tirajlarının önceki yıllarda en az 2 bin – 3 bin adet civarındayken günümüzde bu tirajların ilk baskılarda ortalama 1.248’e indiği görülmekte. Yetişkin kurgu – edebiyat alanında, ilk kez baskısı yapılan kitapların baskı tirajlarının önceki yıllarda en az 2 bin – 3 bin adet civarındayken günümüzde bu tirajların ilk baskılarda ortalama 1.152’ye düştüğü görülmekte. Önceki yıllarda ortalama 2000 adet olan akademik kitap baskı tirajlarının günümüzde ilk baskılarda ortalama 542’ye düşmüş. (2025 Yılı Türkiye Kitap Pazarı Raporu – Türkiye Yayıncılar Birliği).
Ne yapmalı?
Kitap okuma alışkanlığını artırmak için yayıncıların neler yapması gerektiği konusundaki önerileri derlemek için İngilizce ve Almanca literatürü taradığımda önemli sonuçlar ortaya çıktı.
20. yüzyılın yayıncılığı kitabı merkeze koyuyordu, 21. yüzyılın yayıncılığı ise giderek daha fazla okur deneyimini merkeze koyuyor. Bu dönüşüm, dikkat ekonomisi çağında yayıncılığın en önemli stratejik değişimi olarak değerlendirilebilir.
Yayıncılık dünyasında artık “daha fazla kitap yayımlamak” değil, okumayı sosyal, kişisel ve duygusal olarak anlamlı hale getirmek temel strateji olarak görülüyor. Araştırmacılar “okumayı bir zorunluluktan çıkarıp eğlenceli bir aktiviteye dönüştürmek, yeni okurlar çeker,” diyor.

“Kitabı” değil, “okuma deneyimini” pazarlamak. Özellikle İngiltere’de yapılan çalışmalar, çocukların ve gençlerin okumaya yönelmesinde kitabın içeriğinden önce okuma deneyiminin önem kazandığını gösteriyor. National Literacy Trust, okuma sevgisini artırmak için çocukların mevcut ilgi alanlarıyla (oyunlar, spor, müzik, film, çizgi roman vb.) bağlantı kurulmasını öneriyor. “İlgin varsa, onun üzerinden okumaya başla” yaklaşımı son yılların en etkili modeli olarak görülüyor. (National Literacy Trust)
Bu nedenle yayıncılar, tematik okuma kampanyaları düzenlemeli, futbol, bilgisayar oyunu, tarih, fantastik evren gibi ilgi alanlarından okura giriş kapıları açmalı, edebiyatı soyut bir kültürel görev olarak değil, kişisel merakın uzantısı olarak sunmalı deniyor. Okuma teşvikinin merkezine “eğitim” değil “keyif” yerleştiriliyor. (stiftunglesen.de)
Genç okurun bulunduğu yere gitmek. Son beş yılın en çok tartışılan örneği BookTok. TikTok üzerindeki BookTok topluluğu milyarlarca görüntülenmeye ulaşmış durumda ve birçok eski kitabı yeniden çok satanlar listesine taşıdı. Yayıncılık araştırmaları artık gençlerin kitap keşfetme davranışının büyük ölçüde sosyal medyaya kaydığını gösteriyor. (Forbes).
Yayıncılar yalnızca gazetelerde ve kitap eklerinde görünmeye çalışmamalı. Kitap içerikleri TikTok, Instagram ve YouTube için özel olarak üretilmeli. Okur topluluklarıyla doğrudan ilişki kurulmalı. Mikro etkileyiciler (micro-influencers) büyük medya kampanyalarından daha etkili kullanılmalı. İngiliz yayıncılık literatüründe buna “community-driven discovery” (topluluk temelli keşif) deniyor. (Forbes)
Okuru tüketici değil, topluluğun üyesi yapmak. Goodreads üzerine yapılan çalışmalar, okuma hedefleri, okuma meydan okumaları (reading challenges) ve sosyal paylaşımın okuma miktarını artırdığını gösteriyor. (arXiv).
Bu nedenle yayıncıların yıllık okuma maratonları, çevrimiçi okuma kulüpleri, yazar-okur buluşmaları, ortak okuma kampanyaları gibi etkinliklere yatırım yapması öneriliyor. İngiliz yayıncı birlikleri artık kitabın satışından çok okur topluluğunun sürdürülebilirliğine odaklanıyor. (Publishers Association)
“Zor kitap” yerine “giriş kitabı” mantığı. National Literacy Trust ve Stiftung Lesen’in raporlarında ortak bir vurgu var; Okuma alışkanlığı düşük bireylere doğrudan “yüksek edebiyat” sunmak çoğu zaman ters etki yaratıyor. Okuma zevki oluşturmak öncelikli hedef olmalı. Çizgi romanlar, manga, polisiyeler, fantastik romanlar ve gençlik kitapları bu nedenle önemli görülüyor.
Almanya’da özellikle şu ilke öne çıkıyor: “Okuma teşviki çocuklar eğlenirken en iyi sonucu verir.” Bu yaklaşım Türk yayıncılığı açısından da önemli olabilir. Çünkü birçok kampanya hâlâ “okumalısın” söylemine dayanıyor, oysa yeni araştırmalar “hoşuna giden şeyi oku” modelinin daha başarılı olduğunu gösteriyor.
Kütüphanelerle daha güçlü ortaklıklar. İngiliz Yayıncılar Birliği son yıllarda özellikle okul ve halk kütüphanelerinin önemine vurgu yapıyor. Araştırmalar düzenli kitap erişiminin okuma alışkanlığını belirleyen en önemli değişkenlerden biri olduğunu gösteriyor. Bu nedenle yayıncıların kütüphanelerle ortak programlar geliştirmesi, okul kütüphanelerini desteklemesi, ücretsiz veya düşük maliyetli dağıtım kampanyaları düzenlemesi öneriliyor. Ülkemizde kütüphaneleri özellikle öğrencilerin ders çalışmak için kullandıkları göz önüne alınırsa kütüphanelerle işbirliğinin önemli bir hedef olduğuna hak vermemek elde değil.
Basılı kitap ile dijital kitabı rakip görmemek. Alman araştırmalarında dikkat çeken önerilerden biri de bu. Gençlerin önemli bölümü artık ekran üzerinden okuyor. Yayıncıların bunu bir tehdit olarak değil fırsat olarak değerlendirmesi gerektiği savunuluyor.
Bu nedenle, E-kitap, Sesli kitap, Podcast destekli yayınlar, Hibrit okuma platformları gibi modeller öneriliyor. Almanya’daki okuma teşvik programlarında “okumanın biçimi değil, sürekliliği” öne çıkarılıyor. Müzik ve sinemda olduğu gibi insanların kültür ürünelrine kolay erişimini sağlayan kitap okuma uygulamalarının geliştirilmesi, “okuduğun kadar öde” modelleri geliştirilmesi öneriliyor.
Erkek çocuklar ve genç erkekler için özel stratejiler geliştirmek. İngiltere’de son araştırmalar özellikle 14-16 yaş arası erkeklerde günlük okuma oranlarının çok düşük seviyelere indiğini gösteriyor. Bu nedenle uzmanlar, spor temalı kitaplar, Grafik romanlar, Tarih ve teknoloji kitapları, Erkek rol modellerin katıldığı kampanyalar gibi hedefli projeler öneriyorlar. Türkiye’de de durum benzer; erkekler okumuyor. Esas okur kitlesi her yaştan kadınlar. Erkek okurun yeniden kazanılması gerekiyor.
Yayıncılar artık yalnızca kitap üreticisi değil, okuma kültürü üreticisi olmak zorunda. İngiliz ve Alman kaynakları birlikte okunduğunda ortaya çıkan temel öneri bu.
Bu yeni paradigma beş temel ilkeye dayanıyor:
- Okumayı görev değil keyif olarak sunmak.
- Okurun bulunduğu yerde (dijital platformlarda) görünmek.
- Okur toplulukları oluşturmak.
- Kütüphaneler ve okullarla ortak hareket etmek.
- Farklı okuma biçimlerini (basılı, dijital, sesli) birlikte düşünmek.
Başlıca Kaynaklar;
Altintas, E., Sullivan, A., ve diğerleri. “Trends in Reading for Pleasure in the United States, 2003–2023.” iScience, Cilt 28, Sayı 8, 2025.
Gallup. Americans Are Reading Fewer Books Than in the Past. Washington, D.C.: Gallup Organization, 2022.
National Literacy Trust. Children and Young People’s Reading in 2024. London: National Literacy Trust, 2025.
Renaissance Learning. What Kids Are Reading 2024. London: Renaissance Learning, 2024.
Börsenverein des Deutschen Buchhandels. Buch und Buchhandel in Zahlen 2025. Frankfurt am Main: MVB Marketing- und Verlagsservice des Buchhandels, 2025.
Stiftung Lesen. Vorlesemonitor 2024. Mainz: Stiftung Lesen, 2024.
Bitkom e.V. E-Books und Digitale Mediennutzung in Deutschland 2025. Berlin: Bitkom Research, 2025.
Agency for Cultural Affairs (Japan). National Survey on the Japanese Language and Reading Habits 2024. Tokyo: Government of Japan, 2024.
Eurostat. Culture Statistics: Reading Books in Europe. Luxembourg: Publications Office of the European Union, 2025.
Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD). PISA 2022 Results. Volume I: The State of Learning and Equity in Education. Paris: OECD Publishing, 2023.


















