Polonyalı ünlü yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Olga Tokarczuk, bir röportajında gelişmiş bir yapay zeka modeli kullandığını ve ona “Sevgilim, bunu nasıl daha güzel geliştirebiliriz?” gibi sorular yönelttiğini anlatınca edebiyat dünyasında tartışma yarattı. Sözlerinin sosyal medyada “eserlerini yapay zekaya yazdırıyor” şeklinde yorumlanması üzerine Tokarczuk, yayıncısı aracılığıyla net bir açıklama yayımladı.


“Yapay zeka hayalet yazarım değil, kütüphane gibi kullanıyorum”
İnternette büyüyen tepkilere maddeler halinde yanıt veren Nobel ödüllü yazar, şu ifadeleri kullandı:
“Eserlerimi yalnız yazarım”: Önümüzdeki sonbaharda çıkacak yeni romanı dahil olmak üzere tüm kitaplarını tek başına yazdığını belirten yazar, “Onlarca yıldır yapay zeka veya başka birinin yardımı olmadan yazıyorum” dedi.
Sadece araştırma aracı: Teknolojiyi sadece hızlı bir bilgi doğrulama ve ön araştırma aracı olarak, geçmişte kütüphanelerde yaptığı çalışmalara benzer şekilde kullandığını ve yapay zekanın verdiği her bilgiyi mutlaka çift kontrol ettiğini vurguladı.
İnternet lincine rüyalı gönderme
Sözlerinin cımbızlanarak çarpıtılmasına esprili bir dille tepki gösteren Tokarczuk, açıklamasını ironik bir dille sonlandırdı:
“Bazen rüyalarımdan da ilham alırım. Ama bu cümle de uzmanlar tarafından köşeye sıkıştırılıp paramparça edilmeden önce, o rüyaların da tamamen bana ait olduğunu hızla bildirmek isterim.”
“Son romanım”
Poznań’daki bir etkinlikte konuşan ünlü yazar, sonbaharda çıkacak kitabının kariyerindeki son roman olacağını açıkladı. Günümüz okurunun “hız manyaklığı” nedeniyle özetlerle yetindiğini belirten Tokarczuk, “Edebi açıdan devasa bir çaba sarf etmenin artık ekonomik bir karşılığı yok, fiziksel olarak da bittim” ifadesini kullandı.
Büyük, derin ve hacimli romanlar yazma döneminin dünya genelindeki hız yarışı yüzünden kapandığını savunan yazar, yayıncılık sektörüne sert bir ekonomik eleştiri getirdi:
“Birinin çıkıp edebiyata tamamen nesnel bir ekonomik pencereden bakmasını çok isterdim. Entelektüel çabayı bir kenara bırakın, bu işin fiziki yükü inanılmaz. Örneğin 7 yılımı verdiğim Yakup’un Kitapları romanını yazarken harcadığım binlerce ölümcül saati asgari ya da düz bir işçi maaşı üzerinden saatlik ücrete vursak, dünyadaki hiçbir yayıncı o kitabın maliyetini karşılayamaz ve satın alamazdı. Bugünün piyasa koşullarında hiçbir yayıncının bu denli rozet bir emeğin karşılığını tam olarak ödemesi mümkün değil.”
Dünyanın her geçen gün karmaşıklaşmasına rağmen modern okuyucunun panik halinde “aşırı basit, tek boyutlu anlatılar” peşinde koştuğunu söyleyen Tokarczuk, bu durumun yazma şevkini kırdığını belirtti: “Sürekli olarak okurlarımın ‘Yakup’un Kitapları’nın sonunu internetteki özetlerden öğrendiği gerçeğiyle yüzleşiyorum. Bu durum bir yazara kanat takmıyor. Ama bazı konular var ki kısa anlatamazsınız, çünkü dünya inanılmaz derecede karmaşık.”
Yazar, bilgisayar başında dirsek çürütmekten fiziksel olarak da tükendiğini belirterek, bundan sonraki edebi kariyerine sadece kısa öyküler yazarak devam edeceğini açıkladı.
Sosyal medyada “romanlarını bota yazdırıyor” şeklinde lince uğramasına neden olan yapay zeka (AI) kullanımı konusuna da bu söyleşide açıklık getiren yazar, gelişmiş bir dil modelinin en üst versiyonunu satın aldığını doğruladı:
“Gelecekte yazarlar yapay zeka ile sembiyotik (ortak yaşamsal) bir bağ kuracak. Ben de bizzat kullanıyorum. Son romanımı yazarken yapay zekaya karakterlerimin onlarca yıl önce bir dans salonunda hangi şarkılarla dans etmiş olabileceğini sordum. Bana birkaç isim önerdikten sonra komik bir yazım hatasıyla ‘bir de Golec Łorkiestra’ (ünlü bir Polonyalı müzik grubu) yanıtını verdi. Halüsinasyonlara ve hatalara karşı dikkatli olmak gerek. Ama ne yalan söyleyeyim, edebi kurgunun o akışkan dünyasında bu teknoloji inanılmaz bir yaratıcı avantaja dönüşüyor. Yine de Balzac’ın, Cioran’ın veya Nabokov’un hatırasına üzülüyorum; hiçbir yapay zekanın onlar kadar elit ve zarif konuşabileceğine inanmıyorum.”



















