İlk Adımlar: Derya Özgenç | Hande Emekçi

Nisan 17, 2026

İlk Adımlar: Derya Özgenç | Hande Emekçi

Söyleşi serimizin bu haftaki konuğu, Timaş Çocuk’tan çıkan “Dudu’nun Sıra Dışı Şekerlemeleri” adlı ilk kitabı ile Derya Özgenç.

Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?  Kitaplarla ve yazmakla olan ilişkiniz nasıl başladı?

Merhaba ben Derya Özgenç. Mesleğinde yirminci yılını çalışan bir köy okulu öğretmeniyim. Kitaplarla ilişkim ben çok küçükken annemin bana kitap okumasıyla başladı. İlkokulda bulduğum tüm kitapları ve özellikle de Türkçe ders kitabındaki okuma parçalarını büyük bir hevesle okurdum. Ve bu yıl milli eğitim bakanlığının 2.sınıf Türkçe ders kitabında benim de bir hikayem yer aldı.

Okumayı öğrendiğim günden bu yana kitaplar hayatıma renk kattı. Hayatı sıkıcı bulduğum her an kitapların renkli dünyasına kaçtım. Öğretmen olup çocuklarımın karşısına geçtiğim ilk gün çocuk kitapları ile ilgili hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. O gün kitaplarla olan ilişkim bambaşka bir şekle büründü. Artık çocuk kitaplarının o büyülü dünyasına adım atmıştım ki çocuk kitabı okuyanlar artık buradan bir dönüş olmadığını bilirler.  Portakal Çiçeği adını verdiğim bir kitap kulübüm var. Çocuklarla güzel kitaplar okuyor, kitapların üzerine konuşuyoruz. Ayrıca velilerimle de her ay bir kitap okuyor ve toplanıp kitabımızı değerlendiriyoruz. Etrafımdaki herkesi kitaplarla buluşturmaya çalışıyorum.

Yazmaya da ilkokul sıralarında başladım. Aile içinde duygu sömürüsü yapmak, çok kızdığım arkadaşlarımdan intikam almak ama en çok da zihnimi sakinleştirebilmek için yazmaya başladım.

Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdiniz, yazma sürecinde neler yaşadınız?

Kitabımın kahramanı Dudu Teyze uzun zamandır kalbimin bir köşesinde uslu uslu oturuyor, ona bir hikâye yazmam için bekliyordu. Yürüyüş yaptığım bir akşam “Artık sıkıldım” diyerek ortaya çıktı. Bir anda aklıma hikayesi geliverdi. O an yürüyüşü bırakıp fikrimi telefonuma yazdım. Eve çıktığımda hikâyenin büyük bir bölümü kafamda belirmişti. Sonra kıymetli editörüm Sevde Tuba Okçu ile hikayemin üzerinde çalıştık. Hikayeme isim koymak en zorlandığım kısım oldu. Öğrencilerim arasında mini bir isim çalışması yaptım. Editörümle de üzerinde çalışarak Dudu’nun Sıra Dışı Şekerlemeleri isminde karar kıldık.

Kitabınızı tamamladıktan sonra yayınevi bulma süreciniz nasıl geçti? Kitabınızı basmaya karar veren yayıneviyle yaşadığınız süreç nasıldı?

Kitabımı yazıp tamamladığımda kalbimde tek bir yayınevi vardı, Timaş Çocuk. Büyük bir yayınevi olduğu için tereddüt ettim ama sonra şansımı denemeye karar verdim. Beklediğimden daha kısa sürede dönüş yaptılar. O kitabıma çalışırken araya Dudu’nun Sıra Dışı Şekerlemeleri girdi. Gönderdiğimde hikayem çok beğenildi ve ilk çalışmamdan daha önce basıldı.

Kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz? Kitapta sizi en çok etkileyen bölüm hangisi?

Kasabanın sevilen şekercisi Dudu Teyze yakın arkadaşı olan çocukların ve kasabalıların mutsuzluğundan etkilenir. Herkesi, özellikle de çocukları hep mutlu edecek, onları üzüntü ve kaygılarından arındıracak bir çözüm aramaya başlar. Bir süreliğine de bunu başarır ama kasabada işler bir hayli karışır. Kitapta beni en çok işlerin karıştığı bölüm heyecanlandırıyor. Dudu Teyze herkesi kaygılarından arındırarak doğru bir şey yaptığını düşünüyor. Ama bir süre sonra bunun çok da doğru bir karar olmadığını görüyoruz. Bu bölümü seviyorum. Çünkü mutluluk kadar üzüntü ya da kaygının da insanlar için gerekli duygular olduğunu düşünüyorum.

İlk kitabı yayımlamanın en büyük heyecanı ve en büyük zorluğu neydi? Kitabınız yayımlandıktan sonra aldığınız tepkiler nasıldı?

İlkokulda arkadaşımın defterine büyüyünce öğretmen ve yazar olmak istediğimi yazmışım. Kitabım çıktığında arkadaşım fotoğrafını göndermişti. Kitap yazmak çocukluk hayalimdi. Okuduğum kitaplara bakar yazarın adının yerinde kendi adımı hayal ederdim. Kitabımı elime aldığımda o hayalleri kuran küçük kız çocuğuna döndüm, karnımda kelebekler uçuştu adeta. Kitabımı okuyan ilk çocuklarla buluştuğum günü hiçbir zaman unutmayacağım. İlk kitabı yayımlamanın en büyük zorluğu sevilip sevilmeyeceği konusunda yaşadığım heyecandı. Hem çocuklardan hem de fikrine güvendiğim insanlardan çok güzel tepkiler aldım. Çocukların okumakla kalmayıp hikâyeyi yaşadıklarını görmek beni çok mutlu etti.

 İlk kitabınızı yayımladıktan sonra yazarlık konusunda düşünceleriniz değişti mi?

Kitap okumak benim için bambaşka dünyaların kapısını aralayan büyülü bir şeydir. Yazmaksa kelimelerle büyülü bir dünya çizmek bana göre. İlk kitabımdan sonra yazarlık konusunda düşüncelerim değişmedi ama keyifli olduğu kadar zor yanlarını da gördüm tabi. Bir de çocukların hikâyeyi didik didik ederek sorduğu soruları görünce çok çok dikkatli yazmak gerektiğini düşünmeye başladım

Yeni bir kitap için çalışmalarınızı sürdürüyor musunuz? Henüz kitabı yayımlanmamış yazarlara tavsiyeleriniz neler olur?

Üzerinde çalıştığım iki ayrı kitap var. Özellikle bir tanesi beni biraz zorlayacak ama keyifli bir kitap olacağını umut ediyorum. Yazmak için bol bol okuyup beslenmek gerekiyor diye düşünüyorum. Bir de yazdığımız hikayeleri dinlendirmek ve sonra tekrar okumak bize farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Yazma yolunda olan herkesin bildiği bir şeyin de altını çizeyim. Yazmaya yazarak başlanır 

Bu samimi sorular ve güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Sevgilerle Derya Özgenç

Yorum yapın