
Biz yetişkinler genellikle çocuk kitabı okumayız. Bu eksikliğimiz, empati yeteneğimizi parça parça kırar. Oysa dünyaya bir çocuğun penceresinden bakmak bizi daha naif bir ruha büründürür. Çocukların kurduğu hayallerin ve gördüğü rüyaların yanında, biz yetişkinlerin kalıplaşmış dünyası çoğu zaman sönük kalır.
İlkiz Kucur’un bir çocuğun düş penceresinden Atatürk’ü anlattığı, resimlerini Serap Deliorman’ın çizdiği Atatürk’üm Düşümde, Everest Yayınları tarafından 2025 yılında yayımlandı. Kitap, Atatürk’ün “Küçük hanımlar küçük beyler…” diye başlayan ünlü hitabıyla açılır. Yazar, bu sözleri epigraf olarak seçme nedenini, Atatürk’ün çocuklardan beklentisini en iyi yansıtan ifadelerden biri olmasıyla açıklar.
İlkiz Kucur’un Atatürk’üm Düşümde kitabı, ilk bakışta çocuk kitabı gibi görünse de aslında yetişkinlerin de okuması gereken eserlerden biridir. Kitabın çıkış noktası, çocuk İlkiz’in rüyasında Atatürk’ü görmesi ve bu rüyayı coşkuyla, çocukça bir gururla anlatmasıdır. Yazar, bu düşsel deneyimi hem çocuklara hem de yetişkinlere seslenen, yalın ama etkileyici bir anlatıya dönüştürür. Metin, çocuk bakış açısının içtenliğiyle ilerlerken okura kabına sığmayan bir heyecanı duyumsatır.
Kitabın ana karakteri Yiğit, okuru Atatürk’ün hayatı ve fikirleri üzerine düşünmeye, araştırma yapmaya ve tarihi mekânları keşfetmeye yönlendirir. Öğretmeninin verdiği kompozisyon ödeviyle başlayan bu yolculukta, Yiğit’in anlatımıyla Atatürk’ün insanî yönünü, entelektüelliğini, cesaretini, liderlik vasfını ve ileri görüşlülüğünü yakından tanıma fırsatı buluruz. Atatürk ile Yiğit arasında kurulan diyaloglar, anlatının duygusal derinliğini arttıran önemli bir unsur haline gelir.
Atatürk’üm Düşümde’de yazar, Milli Mücadele’nin hafızalarda derin iz bırakan mekânlarını, özellikle de Ankara’daki yapıların ruhunu canlı bir anlatımla okura aktarır.
Atatürk’ün sevdiği yemeklerden, Ali Rıza Bey’in bahçeye diktiği nar ağacına; Zübeyde Hanım’ın mezarının bulunduğu yere kadar uzanan ayrıntılar metni zenginleştirir. Edebi yönü zengin bu biyografik kurgu baştan sona ilgi ve merak uyandırır.
Eserde, Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrimler, kurduğu kurumlar üzerinden dönemin ilerici, devrimci ve aydınlanmacı atmosferi hissettirilir ve günümüzle karşılaştırılır. Yazar, Atatürk’ün yurt dışına yolladığı öğrencilere, evlat edindiği kız çocuklarının eğitimine de yer verir. Nermin Abadan Unat, Aydın Sayılı, Oktay Rıfat gibi değerli bilim insanlarımızdan, edebiyatçılarımızdan bahsederek o günlerin tarihsel atmosferini zihnimizde canlandırır. Düş ile gerçeğin, geçmiş ile geleceğin iç içe geçtiği bu kurgu, eserin olay örgüsünü sağlam bir zemine oturtur.
Yiğit’in, Atatürk ile yaptığı gezide günümüz teknolojisini ona tanıtması ise metnin en dikkat çekici bölümlerinden biridir. Okuru sarıp sarmalayan Atatürk’ün şaşkınlığı ve heyecanıdır.
Yiğit’in ailesi, bu rüyaya onun anlattıklarıyla dışarıdan tanıklık eder. Atatürk’ün köpeği Foks’un da bu metinde yer alması, metne ayrı bir canlılık katar. Atatürk’üm Düşümde, güçlü edebi anlatımı, ilginç ve sağlam kurgusuyla, böylesine sevgi ve saygı dolu anlatımı hak eden diğer kişiliklere, dünya liderlerine, bilim insanlarına, aydınlara ve sanatçılara da uyarlanabilecek örnek bir eser niteliği taşır.
İlkiz Kucur, İzmirli bir şair ve yazardır. ODTÜ Sosyoloji Bölümü mezunudur. Şiir başta olmak üzere çok yönlü yazıları ile dikkat çeken yazarın, incelemeleri, şiirleri ve öyküleri; Cumhuriyet Dergi, Cumhuriyet Kitap, Yusufçuk, Felsefe Dergisi, Sincan İstasyonu, Edebiyat Nöbeti, Lacivert Şiir ve Öykü Dergisi, Ecinniler, Varlık, Roman Kahramanları, Edebiyat Atölyesi gibi pek çok dergide yayımlandı. Bir Cumhuriyet kadını olarak, Ata’sına ve ülkeye hizmet etmiş bilim insanlarına vefa borcunu, Atatürk’üm Düşümde’yi yazarak ödediğini ve artık huzurlu olduğunu dile getirir. Yazım sürecinde yoğun bir araştırma yaptığını da vurgular.



















