



Düskaçıran
Cemil Kavukçu, günümüz öykücülüğünün önemli köşe taşlarından biri. Öykü alanında birçok kitaba imzasını atan yazarınDüşkaçıran adlı yapıtını okudum. Düşkaçıran’ın her bir öyküsü, sürükleyici bir anlatıma ve kurguya sahip. Yazar, okuru daha öykünün başında anlattığı olayın içine çekmeyi, sonunda da okuru bir şekilde şaşırtmayı başarıyor. Sonunu bildiğimiz öyküler anlatmıyor yani yazar. Gelintavuk adlı öyküsünde ilginç bir olayı eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Düşkaçıran adlı öykü de bir o kadar ilginç.
Kavukçu’nun öykülerinde içki önemli bir yer tutar. Boynuz Kılıklı Baba’da kendini içkiye veren, aile içinde sevilmeyen bir babanın öyküsünü anlatırken bu içki olayını, yıkıcı sonuçlarını ustaca yansıtıyor. Ürkek Böcek’te hayatın içinden insanların dünyasına iniyor. Aile içi dramalar, dramatik son ve şaşırtıcı bitiş bu öyküde de belirgin.
Büyübozan adlı öykü ise yazarın üst kurmaca bir metninden oluşuyor. Yazar, burada metinlerarası göndermeyi de yaparak bu öyküsü ile Tasmalı Güvercin adlı kitabındaki öykü ile bağ kuruyor. Başarılı bir üst kurmaca örneği olarak okunabilir bu metin de…
Düşkaçıran, Cemil Kavukçu’dan iyi ki okumuşum diyebileceğiniz bir kitap.
Aynadaki Zaman
Cemil Kavukçu, 2012 yılında okurları ile buluşan Aynadaki Zaman adındaki kitabında nehir öykü denen tarzda metinlere yer vermiş. Bütün hikâyelerde değil ama genel olarak iki ayrı kolda devam eden hikâyelerde olaylar birbiriyle bağlı. Biri diğerini tamamlıyor desek daha doğru olur. Zaman Aynası ve Yolcu başlıklı hikâyeler buna örnek verilebilir. Diğer hikâyeler için de aynı durum söz konusu. Kocaman Şapkalı Küçük Adam başlıklı öyküdeki adam, Kurtuluş Günü’nde daha belirgin bir karakter olarak ortaya çıkıyor. Olaylar başka bir kişi açısından anlatılıyor, diğer olayla birbirine bir şekilde bağlanıyor. Kitabın ana omurgasını oluşturan öykülerdeki kız, anne, baba, oğul aynı ailenin bireyleri. Bu kişilerin hikâyelerde çizilen resimleri ile ortaya bir aile albümü çıkıyor. Hem metinlerin kolay okunuşu, hikâyelerin yalınlığı, hem de metinlerin birbirini tamamlaması ile kitabın tamamında anlatılanları kafamız karışmadan bir araya getirebiliyoruz.
Gölgeli Muhabbetler
Aldığım kitapların bazılarını hemen okuyorum, bazılarını tadını daha sonra almak için bekletiyorum. Cemil Kavukçu’nun son kitabı Gölgeli Muhabbetler’i aldıktan sonra bekletemedim, kıyıdan köşeden okuyayım derken okudum, bitirdim.
Kitap iki bölüm, Gölgeli Muhabbetler bölümünde 6 öykü var. Geçmiş Günlerden Bir Teselli bölümünde ise iki… Gölgeli Muhabbetlerde yazar öyküsünü anlatırken karşısına bir arkadaş koyuyor. Bu kişi anlatılan öykünün içinde. Kimi zaman yazarın muhalifi kimi zaman yanında destekçisi. Yazar kimi zaman ise onun olmayışına seviniyor, öyküsünü rahatça anlatacağını söylüyor satır aralarında. Metinlerine, dost ortamlarında hikâye anlatıcılığı tarzını getirmiş gördüm Kavukçu’yu bu kitabı ile. Önceki kitaplarından farklı bir özellik olarak…
Kavukçu, hayatın içinden kişilerin, berberin, Makasçı Kamil’in vb. hikâyelerini anlatıyor. Kitabın ikinci bölümünde ise yazar, gençlik yıllarında çekilmiş bir fotoğrafın hikâyesini anlatıyor. Gençliklerinde çadır kampı kurmaları, yıllar sonra fotoğraftaki çocukluk arkadaşlarıyla buluşmaları oluşturuyor bu metinlerin konularını.
Karanlığın Rengi
Cemil Kavukçu, üretmeye devam ediyor. Son yapıtını Şubat 2025’te buluşturdu okurları ile: Karanlığın Rengi.
Kapakta bir kedi resmi var. Kitabın içine bir işaret bu. Yazar, kedileri ve köpekleri taşıyor hikâyelerine. Hikâyelerdeki Sabah ve Kedi, Köpek başlıkları da bunu gösteriyor. Özellikle Köpek hikâyesi etkileyici. Her ne kadar metni okumaya devam ettikçe bir köpek belgeseli gibi sürekli köpekler hakkında bilgi veriliyormuş havası verse de sıra olaya gelince anlatılan köpeğin hikâyesi okurda derin iz bırakıyor. Hani kimi hikâyeler vardır, okumuşsunuzdur, köyden kente gelen ama kente uyum sağlayamayan, bir türlü kentli olamayan, köyde yaşıyormuş gibi davranan insanlar vardır ya, benzeri bir durumu anlatıyor Kavukçu. Sahibin ölümünden sonra yas tutan sadık bir köpeğin hikâyesi. Köyde bakacak kişisi kalmayınca zorunlu olarak kente getirilen ama kentle uyuşamayan bir köpeğin davranışları. Hikâyenin sonunda köye döner köpek, tutunamayan insanlar gibi.
Kavukçu; Sabah ve Kedi, Büyük Sarı Virgül ve Sırdaş’ta aynı başarıyla kedileri konuk ediyor öykülerine.
Yazar, Karanlığın Rengi’nde yalnızlığın dibine vurmuş birini, Gökkuşağı’nda toplumun ve aile çevresinin etkisiyle delireni, Taş, Askıda ve Zehirci başlıklı hikâyelerde ise hayatın içinden olayları anlatmış. Alıştığımız, sevdiğimiz Cemil Kavukçu hikâyelerinin tadını bolca aldığımız metinler bunlar.
Dokuz hikâyenin yer aldığı Karanlığın Rengi, okurunu farklı dünyalarda dolaştırmayı başaran usta bir yazarın son yapıtı. O yazdıkça bizler de okumaya devam edeceğiz demektir.
İyi ki varsın hikâyemizin aksakalı Cemil Kavukçu diyelim o zaman.
















