
Çağan Irmak’ın Artuçkule’nin Tepegöz’ü adlı kitabı Everest Yayınları tarafından yayımlandı.
Tanıtım bülteninden:
Çağan Irmak‘ın kaleme aldığı ve destansı bir efsaneyi bilimkurgu tınılarıyla harmanlayan yeni romanı Artuçkule’nin Tepegöz’ü ve onun anlatılmamış hikâyesi, okurları hakikatin ve yalanın kıyasıya savaştığı fantastik bir evrene davet ediyor. Türkçe edebiyatın sınırlarını zorlayan bu fantastik-distopik eser; zalim bir imparatorluğun gölgesinde, tek gözlü garabet bir çocuğun karanlık yükselişini ve hakikati ölümsüzleştirmeye çalışan yalnız bir hekimin çırpınışlarını anlatan çarpıcı bir okuma vaadi sunuyor. Everest Yayınları‘nın yenilikçi ve güçlü Türkçe edebiyat metinlerini okurla buluşturma çizgisinin kusursuz bir örneği olan bu roman, günümüzün “hakikat ve yalan” arasına sıkışmış dünyasında, gücün doğasını sorgulatan evrensel temasıyla tam da şu anda raflardaki yerini almayı sonuna kadar hak ediyor.
Hikâyenin merkezindeki ana çatışma; yıldızlardan gelen gizemli bir kâşifin öğrettiği “vaktinden önce gelen bir icat” ile mutlak gerçeği sabitleyip tiranlığı bitirmek isteyen aydınlık ruhlu Hekim Aytar ile, onun merhametiyle büyüyen ancak içindeki saf kötülükle Artuçkule’nin zorba tahtına kan dökerek oturan tek gözlü evlatlığı Tepegöz arasındadır. Karakterleri ve kurguyu sıradan olmaktan çıkaran en çarpıcı özellik; rüzgâr estikçe fısıldayan sırdaş “Islık Ağaçları”, uzaydan gelen bir gezgin ve Anadolu’nun kadim Tepegöz efsanesinin etten kemikten, manipülatif ve korkudan beslenen bir diktatöre dönüşmesidir. Yazar bu devasa dünyayı inşa ederken anlatıcılık geleneğine yaslanıyor; “Evvel zaman içinde” nidalarıyla başlayan masalsı, ritmik ve arkaik sözcüklerle bezenmiş yerel bir üslubu, fütüristik ve karanlık distopik imgelerle ustaca harmanlıyor.
Eser, Türk sinemasının usta yönetmenlerinden olan yazarın giderek genişleyen edebi külliyatında, Dede Korkut gibi köklü mitolojik figürleri uzaylılar, fotoğrafın icadı ve politik baskı rejimleriyle çarpıştıran cesur ve kalıpları yıkan yapısıyla benzersiz bir yere oturuyor. Sayfalar kapandıktan sonra kitap; okurun zihninde iktidar hırsının kitleleri nasıl gönüllü bir esarete sürüklediği, “kötülüğün” doğuştan mı geldiği yoksa bir tercih mi olduğu ve toplumsal belleğin otorite tarafından nasıl silindiği gibi toplumsal, psikolojik ve felsefi meseleleri tetikleyecek muazzam bir güce sahip.
Çağan Irmak; Gözümden Deliler Taştı (2023) ve Ayrılış (2024) romanlarının ardından edebi yürüyüşünü bu üçüncü eseriyle taçlandırıyor. İnsana, denize, ağaçlara ve sinemaya olan derin sevgisini metnin her hücresine (özellikle fotoğraf makinesi metaforuna ve doğanın şahitliğine) işleyen yazarın bu iddialı eseri; Everest Yayınları‘nın Türkçe Edebiyat dizisinde, Beyza Ertem’in titiz editörlüğüyle, Hamdi Akçay imzalı etkileyici kapak tasarımıyla okurla buluşuyor.



















