Güldem Şahan: “Geçmişle Yüzleşmek, Farkındalık ve Kabullenmekdir”

Mart 2, 2026

Güldem Şahan: “Geçmişle Yüzleşmek, Farkındalık ve Kabullenmekdir”

Söyleşi: Nilgün Çelik

Güncel ama etkili bir roman okudum Mola adlı eserinizde. Yolu açık olmasını dilerim. Önemli bir konuyu kurguladınız. Ülkemizde her dört kişiden birinin yaşadığı panik atak, gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu.  Size bu konuyu yazdıran neydi? Özel bir nedeni var mı? Çıkış noktanızı merak ediyorum.

İnsan psikolojisi hayatımın her noktasında ilgi alanım oldu. Hatta hedefim üniversitede psikoloji okumaktı. Hacettepe Üniversitesi psikoloji bölümünü kazandığım halde bazı özel nedenlerle bu idealimi gerçekleştiremedim. Ancak gençlik yıllarımdan itibaren iyi bir psikoloji okuru oldum.

Son yıllarda sizin de söylediğiniz gibi panik atak yaşayan insanların bu kadar çoğalması dikkatimi çekiyordu. Ki yeni dünya düzeninde böyle bir rahatsızlığın çoğalması çok şaşırtıcı da değildi. Konuya odaklandım ve ilgili birkaç kitap bitirdim. Bazılarını iki kere okuyacak kadar yoğunlaşmıştım konuya. Aslında henüz bu konuda bir roman yazmayı düşünmüyordum o sırada ama panik atak semptomlarını, beynin süreç esnasında nasıl çalıştığını ve başa çıkma yollarını öğrenmiştim.

Mola’ya esin perisi olan kahramanımda da benzer semptomlar vardı. Nedeni bulunamayan kalp çarpıntıları, soluksuz kalma gibi sıkıntılar yaşıyordu. Böylece karakterim aracılığıyla denli önemli ve yaygın bir sorun hakkında bildiklerimi paylaşmak istedim. Umarım, panik atak yaşayan insanlara biraz umut biraz ışık olabilirim. 

Eserinizin alt metni, “değişime hazır olmak” olarak algılıyorum. Kırılgan dünyası olan insanlar, -kahramanınız Şafak gibi- bunu nasıl başarabilir? Bu süreç hakkında okurlarınıza ne söylemek istersiniz?

Efesli filozof Herakleitos’un hepimizin bildiği cümlesini tekrarlamak istiyorum. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Hazır olsanız da olmasanız da değişim kendiliğinden gerçekleşecektir. Evrenin ve sistemin hayatta kalma biçimidir. Ama yeterince cesur ve istekliyseniz doğal olan değişimi aşabilirsiniz. Başka bir hayat mümkündür!

Mola da sık sık hayatın akışının bir nehre benzetildiğine rastlamışsınızdır. Bu metafor aynı zamanda değişim gerçeğini de vurgular. Yine Herakleitos’un dediği gibi “Aynı nehirde iki kez yıkanamazsınız!” ne su aynı sudur ne siz aynı kişisinizdir. Bu yüzden Şafak kitabın sonunda hayata şöyle seslenir. “Bildiğin gibi ak, beni kıyıya vuramayacaksın. Sana meydan okuyacağım sevgili hayat çünkü seninle birlikte akacağım.”

Bu değişimi kabullenen ve ona kucak açan bir insanın seslenişidir.

Eğer yaşamınızda radikal bir değişiklik yapmak istiyorsanız, geçmişi silebileceğiniz yanılgısına düşmeyin. Bilinenin konforundan vazgeçmeye hazır olup olmadığınızı, yeterince cesur ve yaratıcı olup olmadığınızı sorgulayın derim. Ve hadi, hareket geçin, çok geç olmadan yola çıkın!

Kahramanınızın değişken duygu durumu, okura gerçek hayattan bir kesit izlenimi veriyor. Siz bunu yazarken nelerden beslendiniz?

İlk çıkış noktası kızımın bir arkadaşının üç ay ücretsiz izin alarak Kaş’a gidip garsonluk yapması oldu. Bu davranışı çok cesurca ve ilgi çekici buldum. Açıkçası Başak ilham perim oldu ama ona sadık kalmadım. Kurgu öne çıktı. Ayrıca bir değil birkaç gerçek hayat besledi romanımı. Şafak, Aynur, Can… Hepsi gerçek yaşamlarıyla bana esin verdiler.

Eserinizi önemli kılan bir neden de geçmiş travmaların, uzun süren yas dönemlerinin yeni ilişkilere yansıması gerçeğinin vurgulanması. Bunu yazma sebebinizi merak ediyorum. Yas ve travmaları size yazdıran neydi?

Uzun süren yas dönemlerinin bilinçaltında yatan bir tür bağımlılık olduğuna inanıyorum. Çok sevdiğiniz birini kaybettiğinizde onun için yas tutmak onunla tek bağınız haline gelebilir ve o bağı koparmak istemeyebilirsiniz. Bu ruh haliniz mutlaka yeni ilişkinize yansır diye düşünüyorum. Hele de travmatik bir yanı varsa yansımaması mümkün değil bence. Çok insani bir durum… Doğru mu? Değil.

Karakterlerinizin özellikle Şafak ve Aziz olmak üzere psikolojik sorunlar ve sıkışmışlık hissi uyandıran yapıları var. Bunun üzerinde durmanızın bir nedeni var mı?

Her ikisi de psikolojik sorunları olan insanlardı ve ben psikolojik kazı yapmayı seviyorum. Ancak sorunuzun yanıtı bu kadar özel bir neden değil şüphesiz.

Şafak ve Aziz bu sorunlarla doğmamışlardı, nedenleri vardı, travmaları vardı. Onları daha iyi tanımamız, bağ kurabilmemiz hatta empati yapabilmemiz için bunları bilmemiz gerekiyordu. Roman kahramanını yeterince tanımadan onu benimseyip ilgiyle okumak pek mümkün değil.

Şafak’ın hikâyesinde en çok hangi yönünü anlatırken zorlandınız, travmaları mı yoksa kendini yeniden keşfetmesi mi?

Travmalar yaşanmıştı, onları anlatmak daha kolaydı kuşkusuz. Ancak yeniden kendini keşfetmesi ve travmalarla baş etme süreci kolay değildi. Onunla bağ kurmam, bir bakıma Şafak olup onunla birlikte hissetmem gerekiyordu. Birlikte çıktık o yolculuğa, adım adım birlikte ilerledik diyebilirim. Zor ama keyifli bir yolculuktu.

Karakterlerinizde gözlemlediğim bir önemli özellik de özgürlük ve kimlik arayışı. Bu günümüz insanın da konusu olduğu için önemsiyorum. Sizce özgürlük ve kimlik arayışı neden günümüz insanı için bu kadar önemli bir konu?

Haklısınız. Günümüz insanının büyük sorunları bunlar. Sosyal medyanın yalan dünyası, samimiyetsiz insan ilişkileri, tüketim toplumunun dayatmaları, mahalle baskısı, adalet ve güven duygusunun tükenmesi, ekonomik sıkıntılar, katlanılması zor çalışma koşulları, paranın artan gücü ve önemi, çıldırmış dünya düzeni, çocuk istismarları, kadın cinayetleri, sokak hayvanlarının katliamı ve daha yüzlercesi… Böyle bir düzende ne özgür kalabilirsiniz ne mutlu olabilirsiniz ne de kimlik arayışınız biter.

Hep bir şeylerin esiri olduğunuzu hissedersiniz. Öyle yalan bir dünya ki bu kim olduğunuzu bile unutabilirsiniz. Hepimize kolay gelsin.

İnsanın hayatında değişim yapmak bazen zorunluluktur. Değişimin gerçekleşmesi için kabullenmek geçmişle yüzleşmek gerekli midir?

Geçmişin yapı taşlarımız olduğu düşünülürse yadsınamaz olduğunu da kabul etmeliyiz. Yaşanan yaşanmıştır, zamanı geri saramayız, olan olmuş izlerini bırakmıştır zaten. En azından farkındalık yaratmıştır. Değişim için gereksindiğimiz gücü geçmiş zaman pişmanlıklarımızdan alabiliriz ya da olumlu deneyimlerimiz birer kazanım olarak işimize yarayabilir diye düşünüyorum.  

Geçmişle yüzleşmek sizce nedir?

Öncelikle farkındalık ve kabullenmedir. Geçmişinizle yüzleşirken kendinize merhamet göstermenizi, affedici ve barışçı olmanızı tavsiye ederim.

Eseriniz henüz çok yeni ama panik atak yaşamış okurlarınızdan geri dönüş aldınız mı? Neler söylendi?

Güzel dileklerle, övgülerle dolu geri dönüşler alıyorum ama henüz panik atak yaşamış veya yaşamakta olan okurlardan bir geri dönüş olmadı. Olursa çok sevinirim. Nasıl yansıdığımı, neler hissettirdiğimi, bir yararım olup olmadığını öğrenmeyi çok isterim.  

Tüm cevaplar için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim. Sorular oldukça zordu ama bir o kadar da anlamlıydı. Bana romanımı ve kendimi anlatma fırsatı verdiniz. Yürekten teşekkürler…

Yorum yapın