
Edebiyat alanındaki ödüllere önem veren bir okur değilim. Özellikle de ulusal çapta olanlara. Bunun birinci nedeni jürideki isimler. Ülkemiz edebiyatında çok fazla yetkin isim yokmuş gibi jürilerde hep aynı isimleri görüyoruz. İkinci nedeni, adına ödül verilen değerli ismin edebiyatıyla, dünya görüşüyle, yazdıkları ile uyuşmayan eserlerin ödüle değer görülmesi. Şimdi bir de yeni bir neden daha eklendi benim için. Ödüllerin sadece basılı kitaplara verilmesi koşulu. İçinde yaşadığımız çağda yayıncılık dijitalleşme yolunda hızla ilerlerken ödül şartnamesinde sadece basılı kitap şartı kabul edilemez. Dolayısıyla benim için kıymeti olmayan ödüller hepten değerini, anlamını yitirmiştir. Şimdi bunları neden yazıyorum. Hemen konuya gireyim. Filiz Gündoğan’ın Altın Kitaplar tarafından yayımlanan, çocuk ve gençlik edebiyatının usta isimlerinden Gülten Dayıoğlu’nun adını taşıyan “Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı 2024 İlk gençlik Roman Ödülü” sahibi “Buradayım”ı anlatmak için. Kitabı üzerindeki ödül etiketinden tamamen bağımsız olarak bir kenara alıyorum. Ödülü sonuna kadar hak etmiş olduğunu düşünmeme rağmen hem de. Çünkü bu kitabı değerli kılan üzerindeki ödül etiketi değil benim için. İşlediği konu ile çok kıymetli. “Buradayım” öncelikle iddialı adıyla dikkatimi çekti. Bu adın altında bir mücadele öyküsü olduğunu sezdim hemen. Okuyunca gördüm ki yanılmamışım.
Kitap bizi Kavin’le tanıştırıyor. Peki, kim bu Kavin? Kavin bir CODA birey. Yani işitemeyen ebeveynlerin işitebilen çocuklarından biri. Kavin adını da özellikle seçmiş yazar. Anlamına bakınca bunu da görebiliyoruz ifade etmesine gerek kalmadan. Kavin, güçlü, cesur kız çocuğu anlamını taşıyor. “Sesin ve sessizliğin kol kola gezdiği dünyama hoş geldiniz” diyerek karşılıyor okurunu kahramanımız.
İşitme engelli bir ailenin duyabilen bir çocuğu olarak büyüyen Kavin, iki dünya arasında sessiz bir köprü kurmuş. Bu köprü görevinin ona getirdiği yükle zaman zaman ebeveyn rolünün Kavin’e geçtiğini de hissettim kitabı okurken.
En büyük tutkusu ise bir gün sahne ışıklarının altında tiyatro oyuncusu olarak yer almaktır. Ancak yılsonunda okulda sergilenecek oyun yaklaşırken hem evde hem de okulda işler düşündüğü kadar kolay ilerlemez.
Buradayım, CODA bireylerin iç dünyasına bir pencere açarken, biz okurlarına onların benzersiz deneyimlerini gerçekten anlayabilmek için bir fırsat sunuyor.
Hicabi Demirci’nin çizimlerinin yer aldığı duygu dolu bir kitapla karşı karşıyayız. Tekrar başa dönersek, böylesi kitapların herhangi bir ödül etiketine ihtiyacı yoktur. Okuru en güzel ödülü verecektir zaten.


















