İşsizliğin “faydaları”: “Faydalı İşsizlik Hakkı” | Burak Soyer

Şubat 10, 2026

İşsizliğin “faydaları”: “Faydalı İşsizlik Hakkı” | Burak Soyer

Ivan Illich’in yazdığı “Faydalı İşsizlik Hakkı”, en verimli zamanını başkalarının menfaatini sağlamakta mecbur bırakılan bireyi, “işsizlik” hakkının getireceği faydalarla daha özgür, daha üretken ve daha “kendi” olmaya davet ediyor.

Ivan Illich, üniversitede Roma’da bulunan Gregorian Üniversitesi’nde teoloji ve felsefe eğitimi almış, sonrasında Salzburg Üniversitesi’nde tarih alanında doktora yapmış. 1951 yılında Amerika’ya giden ve New York’ta bir İrlanda-Porto Riko kilisesinde pastör yardımcılığı yapan, ardından da 1956’yla 1960 yılları arasında Porto Riko Katolik Üniversitesi’nde rektörlük görevini üstlenen Illich, 20. yüzyılın en “ters” düşünürlerinden biri olarak gösterilir. “Ters”tir, çünkü, başta tıp, eğitim, ulaşım, enerji ve çalışma gibi kapitalizmin doğumundan hemen sonra onun “kutsal” araçlarından biri hâline gelen modern yaşamın tüm alanlarını topa tutar. Özellikle 1973 yılında yazdığı, “Şenlikli Toplum” kitabıyla insan özerkliğini tekrar sorguya çeken Ivan Illich, Ketebe Yayınları’nın Sosyoloji dizisinden Ali Karatay çeviriyle yayımlanan “Faydalı İşsizlik Hakkında” eserinde, bu özerkliği, “kurumsal” bir dünyanın “yönetiminde” bir kuklaya dönüşen aynı insanın, üretim araçları içindeki yerini, işlevini, yapısal bir elekten geçirerek masaya yatırıyor. Ivan Illich’in eleştirel düşünce tarzını en sert biçimde ifade ettiği denemelerden oluşan “Faydalı İşsizlik Hakkı”, sadece işsizliği savunmakla kalmıyor; aynı zamanda genel olarak “iş” kavramının ahlakını, politik, ekonomik ve kültürel kökenlerini sorguluyor.

Ana hatlarıyla işin özgürlüğe denk düştüğü (Arbeit macht frei!) tezinden yola çıkan Illich, kitabında, asıl meselenin işsizlik değil, emeğin bir ücret karşısında satılmasının bireyin toplum içindeki tek geçer akçe olduğuna vurgu yapıyor.

Her şeyin üstünde bir statüsü ve değeri olan “iş” sahibi olmanın, modern çağın bir erdemi olarak sunulduğu dünyada, işsizliğin ayıplanmasına karşı çıkan Illich, “İnsanlar gerçekten çalıştıkları için mi özgürdür, yoksa çalışmaya mecbur bırakıldıkları için mi itaatkârdırlar?” sorusunu ortaya atarak aslında meselenin tam da kökenine iner. Zira ona göre; endüstri devriminin ardından toplumda iş, artık bir üretkenlik faaliyeti olarak tanımlanmaktan çıkmış, insanları, çarkları döndürmeye mecbur bırakan bir düzen hâline gelmiştir. Bir “iş” sahip olmanın ön koşulu olan, iş koluyla ilgili eğitim, uzmanlaşma beraberinde bir “kadrolaşmayı” getirir ve işsizlik sadece ekonomik olarak değil, ahlaki bir sorunmuş gibi tekrar topluma sunulur.

Buna karşın Illich, işsizliği bir “yoksunluk” değil, olası bir özgürlük alanı olarak tahayyül eder. Bu nedenle de kullandığı “faydalı işsizlik” tanımı, tembellik ya da herhangi bir şey üretmeden yaşamak değil, sistemle uyuşmayan, dolayısıyla ücretle ölçülme gereksinimine ihtiyaç duymayan, kurumsal sınırların dışında kalan ancak bireyler için birer anlam ifade eden faaliyetler anlamına gelir.

Yine buradan hareketle Illich, insanın yaşamındaki en verimli zamanları başkaları için harcadığı (veya sattığını) ifade eder. Bireysel özgürlüğün tamamen ortadan kaybolduğu, insanın yaratıcı tarafını körelten ve toplum içinde var olan eşitsizliği artıran bu düzenin içinde Illich, zorunlu işe karşı insanın “faydalı işsizliğini”nin getireceği, kendini verimli bir şekilde var etme potansiyelinin gerekliliğini savunur.

“Faydalı İşsizlik Hakkı”nda, Ivan Illich’in görüşleri günümüz insanına ütopik veya romantik gelebilir. Ancak Illich’in kitaptaki esas amacı, çözüm yollarından ziyade sorunu işaret etmektir, bunlara göre sorular sorarak meseleyi yine bireyin inisiyatifinde, bahsi geçen “hak”la neler yapabileceğini gözler önüne sermektir.

Yorum yapın