Başka Yerin Kapısında Bizi Bekleyenler  | Eylem Ata

Şubat 2, 2026

Başka Yerin Kapısında Bizi Bekleyenler  | Eylem Ata

İnsan kimdir? İnsan özgün ve verili bir beden algısına sahip ve kendisi için güvenli alan oluşturabilen canlı mıdır? Öyleyse, bir de oluşturduğu güvenli alanın sınırlarını kontrol altında tutmak için düşünsel belirlemeler üretendir. Peki, canavar kimdir? İnsanın verili beden algısını sarsan ve güvenli alanının sınırlarını bulanıklaştıran varoluşa canavar diyebiliriz. Örneğin cinler, periler, hayaletler, hortlaklar ve ucubeler gibi. Buradan anlaşılan o ki; insan tanımı olmadan canavarı tanımlayamıyoruz. Ezgi Hamzaçebi, Canavarların Vaatleri adlı incelemesinde canavarın spekülatif bir var olma ve ilişkilenme biçiminin vücut bulmuş hali olduğunu söylüyor.

Bir süre, muhtemelen Donna J. Haraway’ın kesişimsellik kuramını anlamaya çalışırken, kuramı edebiyata denk düşürecek spekülatif anlatılar aradım. Ezgi Hamzaçebi’nin Canavarların Vaatleri adıyla yayımlanan incelemesi arayışım sonlanmak üzereyken geldi. Türkçe Feminist Spekülatif Kurmacaya Musallat Olanlar alt başlığıyla yayımlanan kitap yirminci yüzyılın başından günümüze Başka Yer’leri işaret eden metinleri canavar figürü üzerinden inceliyor. Canavarlığı geniş ve çağırdığı pek çok anlamıyla birlikte irdeliyor. Hamzaçebi’ye göre canavar, posthüman şekilde işaret edilebilecek belli bir varlık değildir, insanın bütünlüğüne dair mitlerin biyolojik ve metafiziksel olarak sorgulanmasını ifade eden bir kavramdır.

Canavarların Vaatleri’nin kuram okumayı seven okurlar üzerindeki etkisi bolca Donna J. Haraway referansı nedeniyle çifte kavrulmuş oluyor. Okur, Haraway’ın kesişimsel derken kast ettiği ortaklıklara edebiyat metinlerinin kesişen yanlarıyla yaklaşabiliyor. Aynı zamanda Haraway’ın bilgi nesnesi ve dünyaya dair izahlara koyduğu şerhleri yine edebi metinler yoluyla kavramak okuru yükseltiyor.

Hamzaçebi incelemesinde Suat Derviş’ten Kerime Nadir’e, Ebru Ojen’den Deniz Gezgine ve Nazlı Karabıyıkoğlu’na kronolojik olarak on iki yazarın metinlerindeki canavar temsillerine ışık düşürüyor. Yer yer canavarın kim olduğunu ters yüz ederek metinlerin alt okumasını sunuyor. Alt okumalarla ele aldığı metinlerdeki feminist ve posthümanist izleri işaret ediyor. Eril öznenin dışında kalan diğer varlıkların mesela kadınların, bitkilerin ve hayvanların konumlandırılmasındaki ortak yönleri ayırt etmemizi sağlıyor. Bunu yaparken kesişim alanını koca bir çemberin içine alıyor. Çemberin çeperine öznelerin karşılıklı ilişkilenme biçimlerindeki örüntüleri yerleştiriyor. Yazarın değilse bile anlatıcının cinsiyetinin anlatıyı nasıl etkilediği Hamzabeçi’nin incelemesinde yapı sökümüne uğratılıyor. “…kadın yazınının potansiyellerini analiz etmek için, kadın yazarların metinlerinin çift sesli yapısını görmek, baskın sesler ile bastırılmış sesler arasındaki çatışma ve müzakereleri izlemek, kadın yazınının kendi dilini keşfetme stratejilerine odaklanmak gerekir. Suat Derviş’in Zehra’nın hikayesini erkek anlatıcıya anlattırmasını belki bu açıdan düşünmek gerekir.”

Hamzaçebi incelediği metinlerde çerçeve anlatıların içine gömülü anlatıları bulup çıkarırken açtığı başlıklardan biri; Yoldaşlık halleri. İnsan olmayan figürlerin fail haline geldiği yerler bu başlıkta belirleniyor, fail canavarların imgelerdeki misyonları sergileniyor. Sırrına vakıf olunmak istenen nesnelerin, tekinsiz seslerin, gotik evlerin, zebanilerin, hortlakların ve korkunç hayvanların metinlerdeki işbirliklerini görüyoruz. Beden bilgimizi yoklayan deforme, çarpık beden karşılaşmalarının yarattığı dehşet hissinin izlerini konumlu bilgilere kadar sürebiliyoruz. Buradan çirkinlik üzerine yeniden düşünmemizi sağlayacak pek çok sapakla karşılaşıyoruz. Algı sınırlarımızın dışında kalan varlıklar bizi başka bir bilme, alımlama ve düşünme biçiminin mümkün olup olmadığı ikiliğine sokmadan başka bir görünün mümkün olma ihtimaliyle heyecanlandırıyor. Beyaz adamın pozitivist bilimsel yaklaşımının ürünü batılı analitik gelenek ve metaryalizmdense yaratıcı, kucaklayıcı ve özkaynakları gören ihtimallere açılıyor.

Kültürel kodların kimi zaman taşıcıyısı kimi zaman reddini sergileyen canavarların bilimsel bilgiden farklı bilme biçimleri sunduğu incelenen metinlerden anlaşılıyor. Edebiyatın toplumdan itilen ucube bedenlerle ne yapabildiği önemli bir mesele. Fiziksel algının dışında kalan seslerle, belli belirsiz görüntülerle nasıl ilişki kurulacağının olanaklarını görmek de bir o kadar önemli. Bu bakımdan canavarların özgürleştirici vaatlerinin olduğu söylenebilir.

Haraway’ın Kesişimsel teorisinin pratikleşmesi ve olası bilme biçimlerini aramak/bulmak tepe taklak yuvarlanan çağımızın yönünü değiştirip dünyayı yeni ve güvenli bir alana çıkarabilir. Bu yeni güvenli alan önceki güvenli alanın sınırlarının genişletilmesini gerektirir. Canavarları da kapsayan geniş bir alan; Başka Yer. İnsanlık, Donna J. Haraway’ın Başka Yer’ine doğru yol almak istiyorsa; bütünü, onu oluşturan ve iç içe geçmiş her parçanın ortaklığına -kesişimlere- ve pozitif bilimler dışındaki öğrenme araçlarına -olası bilme biçimlerine- kıymet vererek işe başlayabilir.

Acaba bu kıymet vermenin gerçekleşmesi hangi sırayla olur? Kurama giren edebiyata konu olup hayata yön verir mi?

Denemekte fayda var. Olasılıkları çoğaltarak ikiliklerin ötesine geçmenin, referansların sayısını “fantastik güzergahlar” yaratacak şekilde arttırmanın ne sakıncası olabilir ki!

Yorum yapın