“Dr. Ercan Kesal’dan…” | Mehmet Özçataloğlu

Ocak 24, 2026

“Dr. Ercan Kesal’dan…” | Mehmet Özçataloğlu

Başlıktaki doktor vurgusu tıp doktoru olmasından dolayı değil. Tabii ki tıp doktoru unvanı da var ama bu doktor o doktor değil. Ercan Kesal doktorla başlayan ve sonrasında yazar, oyuncu, senarist, yönetmen, yapımcı unvanlarının yanına bir kere daha doktor unvanı ekledi, antropoloji alanındaki çalışmasıyla. Bu çalışmanın ürünü olarak da yeni bir kitapla buluşturdu okurlarını. “Sinemada Anlam Arayışı/ Bir Otoetnografik Yaklaşım.” Diyor ki kitabın hemen giriş bölümünde yer alan ilk tümceleriyle: “Bu metin 2015 yılında başladığım ve yaklaşık on yıl sonra tezimin kabulüyle nihayetlenen antropoloji doktora çalışmamın kitap haline getirilmiş halidir.” Tezinin resmi başlığının “Sinemada Anlam Arayışına Otoetnografik Yaklaşım: Bir Zamanlar Anadolu’da ve Nasipse Adayız Filmlerindeki Ercan Kesal” olduğunu da yine aynı bölümde öğreniyoruz.

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki; bir kişinin (çok kimlikli birinin) ‘ben’ örneği üzerinden kendini analiz etmesi bir hayli zor ve bir o kadar da ilginç.

Kesal, tezinde/ kitabında varoluş, toplumla etkileşim, bellek, zihniyet ve anlatı kavramlarını ele aldığını ifade etmiş ve eklemiş: “ Bu kavramları seçme sebebim tezimin otoetnografik yapısına vurgu yapmaktır. Sinemaya ve anlam dünyama bu kavramlar doğrultusunda baktığımı, varoluşumu da bu kavramlar aracılığıyla anlamlandırdığımı düşünüyorum. Merkezine yaşamımın son kırk yılını koyduğum bu çalışmada, geçirdiğim dönüşümü ve anlam arayışımı incelemek için çözümleme aracı olarak bu kavramları kullandım.”

Brydie Leigh Bartleet, “Bir araştırma yöntemi olarak otoetnografi geleneksel araştırma yöntemlerinin aksine bilim ve sanatı bir araya getirerek daha özgün bulgulara ulaşılmasını sağlayan bir metodolojidir” diyor. Kesal’ın merkeze kendi son kırk yılını koyarak ortaya çıkardığı çalışmada başka türlü bir yöntem kullanılması da çok akıllıca görünmüyor bu tanım etrafında. Fakat böylesi bir çalışmanın (kişinin kendini analiz etmesi) bir hayli zor ve ilginç olduğunu söylemiştim. Nedeni ise otoetnografide etik durumların yaratacağı zorluklar. Yazarın ailesi ve yakın ilişkileri hakkındaki deneyimleriyle, kişisel hikâyelerini anlatırken başkalarının mahremiyetini riske edebilecek olmasıdır. Bu mahremiyetin korunması son derece önemlidir ki bu çalışmada böylesi sakıncalı bir durumla karşılaşmıyoruz.

“Sinemada Anlam Arayışı” tarihe not düşen, çentik atan bir kitaptır aynı zamanda. Kesal’ın son kırk yılını ve bu kırk yıldaki farklı alanlardaki çalışmalarını, kimliklerini barındırdığı için bunu söyleyebiliriz. Klasik tarih belge niteliği taşıyan unsurları dikkate alsa da içinde yaşadığımız postmodern dönem toplumsal ve bireysel geçmişe dair pek çok öğeyi ele alır. Bu yaklaşım geçmişi anlamlandıran sürecin bireysel ve toplumsal hafızalarla da şekillendiğini gösterir.

Kitapta Kesal’ın tüm kimliklerinden arınmış olarak insan, sadece insan yönünü de görüyoruz. Özellikle “Nasipse Adayız” filminin çekim öncesi ve çekim sürecinde kaleme aldığı günlükleri bunu tüm çıplaklığı ile gösteriyor.

Arka kapaktan alıntılayarak yazıyı sonlandırayım: “İnsan, hayatı, dünyayı ve kendini nasıl anlamlandırır? Anlamı nasıl inşa eder? Sinema, bu anlam inşasında nasıl bir rol oynayabilir? İnsanın kendi hayat deneyimleri ile sinema yaratımı arasında nasıl bir etkileşim olabilir?”

Tüm bu soruların yanıtları bu kitapta yer alıyor. Sinemada Anlam Arayışı, Ercan Kesal’ın kaleminden. Alışılageldiği üzere İletişim Yayınları’ndan…

Yorum yapın