“Çocuklar İçin Keyifli Bir Kitap” | Mehmet Özçataloğlu

Ocak 10, 2026

“Çocuklar İçin Keyifli Bir Kitap” | Mehmet Özçataloğlu

Takvimlerden bir yaprağı çevirip koca bir yılı atlattığımız günlerdeyiz. Kişisel muhasebe işlemleri bitti, önümüze temiz birer sayfa açtık. Mevlana’nın ünlü deyişini anımsayalım “Dünle beraber gitti cancağızım/ Ne kadar söz varsa düne ait/ Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Önümüze açtığımız yeni sayfaları mutlulukla dolduralım, geçmiş birikimlerin üzerine yenilerini ekleyerek yazalım. Yazarken de okuyalım tabii. Peki, ne okuyalım. Edebiyat dünyasının içindeki kitap tür ve sayısı inanılmaz derecede arttı. Seçmeden okumak olanaklı değil. Kendi adıma, bu seçimleri yaparken yeni isimler ne yazmış diye merakla yönelirken, ustaları okuyayım da zaten az olan zamanı boşa harcamayım ikilemi içine düşüyorum. Bu defa tercihim ustadan yana oldu. Mavisel Yener’in Bilgi Çocuk tarafından yayımlanan “Bir Soru Bin Cevap” adlı kitabını aldım önüme bir heves. Yazarın iyi dilekleriyle başlıyor kitap. “Yasemin, Ihlara ve yeryüzünün tüm çocukları, sizlerin olsun hep güzelden güzeli.” Benim de dileğim bu yöndedir.

Bir Soru Bin Cevap, yeni bir kitap değilmiş aslında. Yazarın, “Vampir Öyküsü” ve “Zeki’nin Zekâsı Kaçtı” adlı öykü kitapları birleştirilerek hazırlanmış. Toplam dokuz öyküden oluşuyor kitap. Mavisel Yener’in mizahi dilini bilenler için söylüyorum, gülümseten öyküler bunlar. Arka kapaktan alıntılayarak ipucunu da vereyim burada.

“Bir çocuk diş macununu neden kazakların arasına saklar? Mars’a ilk ayak basan gerçekten bir fare olabilir mi? Kazların kaç ayağı vardır da ödevleri bu kadar zorlaştırır? Güneş gerçekten de hep orada mıydı?”

Mavisel Yener okurları anlatımını, dili kullanmadaki özenini de bilirler. Fakat bu defa şaşırttı yazar. Öykülerin neşesi tam gaz devam ederken karşılaştığım iki kullanım bir miktar hayal kırıklığı yarattı bende. “Zeki’nin Zekâsı Kaçtı” başlıklı öyküde Zeki’nin annesi Rukiye Hanım yoğurt kuruyor(!) Yoğurt nasıl kurulur diye düşündüm hemen. Gözümün önüne bir şeyler geldi ama “yoğurt çalmak”tı bu ya da “yoğurt mayalamak.” Yoğurt kurmağı bir türlü gözümün önüne getiremedim. Bu deyişi birden fazla kullandığı için de gözden kaçma olmadığı konusunda ikna oldum. Bir diğeri ise “Bizim Evde Her Şey Canlı” başlıklı öyküden. “Hay Allah, boya döküyor bunlar!” Gül Hanım’ın ağzından döküldü bu söz. Peki, nedir bu boya dökenler? Banyoda çamaşır makinesinin önünde yıkanmayı bekleyen renkli çamaşırlar. Banyoyu su basıp da ıslanınca boyaları dökülmüş! Bana göre boyalarını salmıştır onlar.

Bu iki hata için sadece yazara değil sitemim. Editör de son okumayı yapan da bu durumun ortağıdır. Çocuklar için yazılan kitaplarda dil önemlidir deyip geçemeyiz. Çocuk kitaplarında dil ve anlatım çok çok çok önemli.

Her an her türlü olumsuzluğa kolayca maruz kalabildikleri bir dünyada kitaplar bu görevi layıkıyla yerine getirsin lütfen. Seslenilen kitlenin kimlerden oluştuğunu bir an bile göz ardı etmemek gerek.

Dönelim şimdi tekrar kitabın geneline. Öyküler birbiri ardına yüzüme getirip tebessümü kondurdular. Üzerine karanlığın hızla çöktüğü bir ortamda bir miktar neşelenmek çocukların da hakkıdır.

Bir Soru Bin Cevap Murat Sayın’ın çizimleriyle… Çocuklar için keyifli bir kitap.

Yorum yapın