Masthead header

1.Ölüdeniz Öykü Ödülleri Yarışması

Edebiyatımıza yeni yazarlar kazandırmak, yetenekli gençlerin yazarlığa ilk adımlarını atmalarını sağlamak ve ürünlerini ülke çapında okurlarla buluşturmak amacıyla  Ölüdeniz Belediyesinin  Bencekitap Yayınevi ile işbirliği yaparak düzenlediği yarışma, iki kategoride yapılacaktır.
1. kategori Türkiye çapında olmak üzere ve yazmayı benimsemiş 18 yaşından büyük her yazara açık olup 2. kategoriye yerel bazda Fethiye ilköğretim okulları ile liselerinde okuyan öğrenciler katılabilecektir.
1 Aralık 2012 / 1 Mart 2013 tarihleri arasında başvurulabilecek yarışmayla ilgili detaylı bilgi ve şartname için: www.oludenizoykuodulleri.com
29 Kasım 2012
  • ÖZCAN TOS - 01/12/2012 - 20:28

    Öncelikle kültüre verdiğiniz destek için teşekkür ederim…Yarışmanızı öğrencilerime duyurdum…
    Büyükler kategorisinde de kendim katılmak isterim…

    Saygılarımla…cevaplakapat

  • ahmet derya - 10/12/2012 - 18:34

    Belediye olarak güzel bir kültür çalışması yapıyorsunuz. Ancak büyükler katılma şartlarında, belediye olarak sizin iyi niyetli olmanıza rağmen, yayıncı firma pek öyle değil… Çünkü katılan eserlerin en azından derece alanlar eserler için büyük taahhütler koyuyor. Yani, genç ve amatür öykü yazarlarının saflığından yararlanmaya çalışıyor. SONSUZA DEK GERÇEKLEŞECEK OLAN TELİF HAKKINI KENDİNDE TUTMA İSTEĞİ KABUL EDİLEBİLİR GİBİ DEĞİL…Şimdi bir öykü çok beğenildi ve yüklü bir ücret ödenerek filmi çekilecek,bu durumda yayıncı firma bu telif hakkını kendi mi alacak? Bence bu gibi daleverelere alet olmayınız…
    Saygılarımla.cevaplakapat

  • Prof. Aydede - 08/01/2013 - 13:35

    Edebiyata yeni yazarlar kazandırma arzusu çok güzel ancak bizim de bir yarışmamız var. Tanıtımın yapar mısınız acaba? http://ayevrenkenti.com/bilim-kurgu-kisa-oyku-yarismasi Bu yıl ikincisi düzenlenecek ve konu bilimkurgu. Böyle yarışmalarına çoğalması dileğiyle…cevaplakapat

  • Hatice KAPLAN - 19/01/2014 - 18:12

    Siz edebiyatçılar bilgi bakımından daha derin kaynaklara ulaşmış olmalısınız: Bak, ne soracağım; KOZAKCIOĞLU’nu eskiden 10 yıl süreyle görev arkadaşlığı yapmış bir provokatör ikna etmiş olabilir mi?
    – Neye? derseniz…
    – İntihar etmeğe!
    Nereden çıkardınız derseniz, bu sayfada bir memurun adını gördüm, demek ki edebiyat dünyasına da skızarak haalen göreve(!) devam ediyor. Adı yukarıda, onu iyi inceleyiniz! Sızma uzmanıdır…cevaplakapat

  • Özcan Tos - 30/05/2020 - 14:17

    Hatice KABLAN rumuzlu güya, aslı sahte isim olan, üvey ağabeyim Ekrem’ e yanıtımdır. Bu arada kusura bakmayınız, bu tür yakıştırma ve yanıtların yeri burası değildir, ancak bu görgüsüzlük, bu kural tanımamazlık bana ait olamaz, şahsına aittir, bunu eylemiştir ve de bu ilgili yazısı silinmemiş burada kalmasına devam etmiş olup, geçen sürede yanıt hakkım doğmustur. You Tube üzerindeki videolarımın altına gelindiğinde birçok sahte isim üzerinden onlarca farklı konumda, farklı tarihte onlarcası az, belki farklı yüzlerce çeşit yakıştırmada bulunmuştur. Önce nedenini yazayım, sonra da onun ruhsal çelişkilerinden yansıyanlara kısa yanıt vereyim. Ağabeyi bu, öz olsun üvey olsun, sevilmez miydi! Bir yere kadar, ta ki babamın yatalak olduğu son aylarda yatağında babama dayak atmasına kalkışmasına kadar. Öncesinden de izliyor, günlük notlarını okuyordum, günlük notlarından aklımda kalan ve de benim de karşı tedbirle not aldıklarımda “ hayat rolden ibarettir, acımayacaksın, rolünü iyi oynayacaksın, sömüreceksin” yazıyordu, kimi, tek ve en büyük erkek kardeşini, yani beni, çalışmak ayıp değildir, hatta kazancımdan bana değil, fiyakalı kendisine çevrede olmadığı kadar terziye verilmiş giysileri ben ödeyerek alıyordum, çünkü gerçekten acıyordum, önce tuğla ocakalrınd a haziranda, sonra fidanlıkta (yabanıl ot ayıklamada!) , ondan sonra çayırda mahalleli çiftçiye ırgat, en son ormandan, orman işletmesinden kalanları kışlık yakacak olarak getirmesinde ve el arabası ile, o kadar acımasızdı el arabasına biner beni ve küçük kardeşlerimizi hayvan gibi kamçılardı. Çevrenin çok sevdiği, yakışıklı, sessiz, hatta efemine, kız gibisi ağabeyimize gerçekten yürekten acıyorduk. Çocuktum, korkuyordum, babamı doktora götürmediler, dört ay içinde babam kıvranarak hayatını yitirdi, beni Kilis Yatılı okulu’ na yazdırdılar, ben “ giderim, bir daha gelmem” dedim, aralarında “ eyvah, Köle Cuma bu, giderse, geçimimiz daha iyi olamaz “ dediler. Daha sonra bir yüksek okullu Erdal ağabey, bir hemşehrimiz, ben öğretmen okulunda iken, ünlü bir turistik otelde bana garsonluk işi buldular. Hotel Barınak’ ta Maltepe gibi zamanının gece alem olan semtinde, kat garsonlugu. Buradan tüm kazancımı e0lenmesine yatırdı, bir Alman kızı ülkemize getirdi, adı Sylvia. Benim kazancımla getirdi, okulu bıraktı, astı! Ben onun üstüne güzel sanatları da akzandım ve onu da ondan önce bitirdim. Atölyelerde çalıştım, grafkerde, dekorasyonda, ünlülerle de önemli mekanlara mozaik, seramik gibi ağır atölyelerde hem sanatsal hem amelelik olarak çalıştım. Askerlik için geriye eve döndüğümde hala beni saf Köle Cuma sanıyorlardı ve yanıldılar, bana saldırmasına dayakla yanıt verdim ve iyi yaptım. Hiçbir işte tutunamadı, dilekçe yazıyor, dolandırıcılık yapıyor, İsveç’ ten işszilik maaşı alıp ülkemizden ev alıp satıyor. Olabilir, haklısınız. Tanıtayım dedim. Ruh ve akıl hastasıdır, neden çünkü onlarca ihbarının tamamı boşa çıktı, çünkü aptaldır, zeki geçiniyor ya. Bakınız cümlelerine Hayri Kozakçıoğlu ile arkadaşmışım, geri zekalı benim yaşım kaç onun yaşı kaç, aptal geri zekalı, arada en az on on beş yaş o fazla olur. Demek ki kendisine kozalak eklenmiştir. Birçok kez mahkemeleri ben kazandım, o kaybetti ve ceza aldı. Hala kaşınıyor, tekrar yakalarım, kozalaklı bir hesap sorarım.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r