Varlık’ın nisan sayısı yayımlandı

Mart 27, 2026

Varlık’ın nisan sayısı yayımlandı

Varlık’ın nisan sayısı yayımlandı.

Bültenden:

Dosya: “Parasosyal” – Hüseyin Köse, Aydın Karabulut, Aslıhan Zinderen, Tuba Pırlant Yılmaz.

Yazı: Korkunun Gece Kaydı: “Rüyaların Üçüncü Reich”ı Üzerine (Cihan Ülsen) – Öncü Bir Sanatçı: Mihri Hanım (Güven Baykan) – Müzecilik: Sara Pereira ile Söyleşi (Fatma Berber) – Adnan Özer Şiirinde Etik Lirizmin İzini Sürmek (Özcan Ünlü) – Osman’la Necatigil’e Gitmiştik (Abdülkadir Budak) – Tiyatro Sanatı: “Yetim” (Mehmet Konuk) – Haldun Dormen’in Ardından (Burak Süme) – Hindoloji Nasıl Anlatılır: Hatice Derya Can ile Söyleşi (Mine Bican) – Bay Bay, Bay Enis Akın (Yücel Kayıran) – Hayatı İdrak Teşebbüsleri: Yaralar ve Yamalar (26) (Murat Batmankaya) – İnci Aral ile Bir Sohbet (Lütfi Özgünaydın) – İzdüşümler (4): Uzlaşı (Ahmet Önel) – Türkçe Günlükleri (Feyza Hepçilingirler) – Rüzgâr Odası (Yavuz Özdem) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)

Şiir: Oktay Taftalı, Betül Tarıman, Cihat Duman, Kaan Eminoğlu, Gülhan Kartay, Meltem Terzioğlu, Yasemin Y. Erdoğan, Kubilay Kerim

Öykü: Zeynep Paftalı, Müberra Dinler, Özlem Ballı Erkan

Desen: Melike Kılıç

Kitaplar Arasında: “Dokuz Katlı Sıdıka” – Deniz Durukan (Seçil Hidayet) – Nuray Elçin ile “Baht Oyunları” Üzerine Söyleşi (Ayla Burçin Kahraman) – “Ankara Yazıları” – Nahid Sırrı Örik (Serhat Demirel) – “Miran Rapsodi” – İsa Balcı (Aykar Sönmez) – Mine Özyurt Kılıç ile Virginia Woolf’un “Yazmak Üzerine”si Hakkında Söyleşi (Fuat Sevimay) – “Derik Delileri” – Vejdin Çiçek (Sabit Kemal Bayıldıran) – Hilmi Yavuz ile “Rüya Şiirleri” Üzerine Söyleşi (Fatih Öğüt) Edebiyattan resme, felsefeden sanat tarihine, fotoğraftan sinemaya geniş bir alanda yazılar, söyleşiler yayımlayan Varlık bu ay da Resim Sanatı, Tiyatro Sanatı, Müzecilik, Türkçe Günlükleri, Yeni Şiirler / Öyküler Arasında köşeleri ve yeni kitapların tanıtıldığı Kitaplar Arasında bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

Editörden:

Varlık’ın Nisan 2026 sayısının dosya konusu, “Parasosyal”. Dosyamıza katkıda bulunan yazarlarımız ise Hüseyin Köse, Aydın Karabulut, Aslıhan Zinderen ve Tuba Pırlant Yılmaz.

Hüseyin Köse, “Patolojik Öznellik” başlıklı yazısında parasosyal “etkileşim” ve “ilişki” arasında bir ayrım yapıyor. Bireyin kendilik algısını televizyon ve medya şöhretlerine öykünmeyle zora sokan “vekâleten yaşam” arzusunun bir sonucu olan parasosyal ilişkilerin marazlı doğasını ve bu sürecin dijital çağdaki evrimini çözümlüyor. İnsanın kendi imgesindeki kusurları örtmek amacıyla tutunduğu mitoslara ve çağdaş kültürdeki beden, kimlik, görünürlük baskısının yarattığı açmaza dikkat çekerek şu soruya yanıt arıyor: “Makineyle ilişki patolojik de, gerçeği normal mi?” George Gerbner’dan Jonathan Crary’ye birçok yazarın çalışmasına atıfta bulunduğu yazısını “doğallığa, yaşanmışlığın yonttuğu gölgeli çehreye, anlam oluşturan hasar veya kusura, kısacası sahiciliğe” bir çağrıyla bitiriyor.

Aydın Karabulut, “Parasosyal Yanılsama” başlıklı yazısında sonsuz yücenin ölümüyle açılan metafizik boşluğun kültür endüstrilerinin kurguladığı şöhret kültüyle kapatılmaya çalışıldığını, dijital ekranların hiper-gerçek bir yakınlık illüzyonu yarattığını, AI idollerinin narsizmin nihai zaferini ilan ettiğini belirtiyor. Bu düzende elbette artık “hayranlık bir takdir biçimi değil çileci bir bağlılık pratiğidir”, birey ötekiyle karşılaşma ve kendisiyle yüzleşme imkânını kaybedip simüle edilmiş bir yakınlığa sığınır ve algoritmik bir aynada “başka” maskesi takan kendisine bakar. Karabulut’a göre parasosyal terimi bir “kıyısızlık” durumuna işaret ediyor; bu, “muhatabı olmayan sözün, yankısı olmayan çığlığın ve nihayet belli bir adresi olmayan duyguların daha ortaya çıkmadan kişinin kendi içsel girdabında boğulması anlamına geliyor.”

Aslıhan Zinderen, “Yapay Zekâ ile Parasosyal İlişkiler”i insanın görülme ve anlaşılma arzusu bağlamında ele alıyor. Horton ve Wohl’un 20. yüzyılın ortalarında medya ünlülerine karşı duyulan tek yönlü hayranlığı tanımlarken kullandığı parasosyal ilişki tanımının değiştiğini, dijital bir ayna görevi gören yapay zekânın kişisel ve karşılıklı bir ilişki yanılsaması ürettiğini vurguluyor. Her daim kullanıcıyı onaylayan ve onunla çatışmaktan kaçınan algoritmaların insan ilişkilerinin dönüştürücü gücü olan uzlaşmazlığı yok ettiğini ve bireyi kendi yankı odasına hapsettiğini belirtiyor. Kazuo Ishiguro’nun Klara ile Güneş romanı ve Spike Jonze’un Her filmine değiniyor. “Simülasyonun sunduğu konfora kapılmadan gerçek ilişkilerin riskli ama dönüştürücü sıcaklığını koruyabilmek, bireysel bir tercih değil, kültürel ve etik bir sorumluluktur,” diyor.

Tuba Pırlant Yılmaz, “Benliğin Yankısı” başlıklı yazısında parasosyal ilişkileri basit bir medya tüketim pratiği olmanın ötesine taşıyarak benliğin inşa edildiği, sınandığı ve aşındığı tekinsiz bir psikolojik zemin olarak konumlandırıyor. Descartes’ın rasyonel öznesinden Bauman’ın gözetlenen performans öznesine geçişin varlığı “kaydedilme ve fark edilme” şartına bağladığını belirtiyor. “Don Kişot’a duyulan şefkatten bir filozofa beslenen o mesafeli saygıya kadar parasosyal etkileşim her zaman vardı ve gerçek bağları besleyen düşünsel uğraktı. Asıl kırılma bu bağın bir genişleme imkânı olmaktan çıkıp, toplumsal çoraklığın içinde telafi mekanizmasına dönüşmesi”, “benlik ancak karşısındakinin de kusurlu ve kırılgan olduğu sahici bir karşılaşmada biçimlenir,” diyor.

Mayıs sayımızda buluşmak üzere.

Yorum yapın