Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” Adlı Sergisi 25 Mart’ta Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde Ziyarete Açılıyor

Mart 19, 2026

Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” Adlı Sergisi 25 Mart’ta Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde Ziyarete Açılıyor

2020 yılında pandemi sebebiyle faaliyetlerine ara veren Terakki Vakfı Sanat Galerisi kapılarını yeniden açıyor.

Terakki Vakfı Sanat Galerisi, Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” adlı sergisini, Nazlı Pektaş küratörlüğünde, 25 Mart-24 Nisan 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşturuyor.

Sanatı kurumsal bir sorumluluk ve eğitimsel bir gereklilik olarak gören Terakki Vakfı, toplumsal sorumluluk bilinciyle sanata ve sanatçıya bakışı; sanatı yaşatmanın, en az yaratmak kadar önemli ve ciddi bir uğraş olduğu yaklaşımını benimsiyor.

Bu bağlamda oluşturulan ve 2000 yılında faaliyetlerine başlayan Terakki Vakfı Sanat Galerisi; sanat eserlerinin sergilenmesi, gelecek nesillere aktarılması, sanat ve sanatçı ile öğrencilerin, velilerin, sanat çevresinin ve sanatsever izleyicinin buluşturulmasını hedefleyen bir yaklaşımla hareket ediyor.

Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nin kapılarını yeniden açmasının ardından ilk sergi, dijital sanatın Türkiye’ki en önemli temsilcilerinden Selçuk Artut’un çalışmalarını galeriye davet ediyor. Sergi, öğrencilerin dijital evrenle olan ilişkisini sanat yoluyla güçlendirmeyi amaçlıyor.

Selçuk Artut’un “Otonomi: Akışkan Geometri” adlı sergisi, bizi soyut yoğunluğun, formun nefes alan bir organizmaya dönüştüğü devingen alanın ortasına bırakıyor. Büyük Selçuklu’nun kozmik nizamı, Anadolu Selçuklu mimarisinin taş üzerindeki matematiksel derinliği ve çininin sırrına mühürlenmiş kadim enerji, Artut’un algoritmik dokunuşuyla hayat buluyor. Sanatçı, tarihsel belleği güncel bir mercekten geçirirken, taşın ve toprağın katı yapısını kodun akışkan doğasında eritmeyi başarıyor.

Geçmişin formlarını taklit etmek yerine, onların ruhunu dijital bir simyayla serbest bırakan sanatçı, geleneksel geometri sanatı birikimini bugünün üretim pratiklerine eklemliyor. Yaratım sürecindeki mutlak otoritesini kodun içine dağıtarak; kuralları koyan fakat nihai sonucu olasılıkların, rastlantısallığın ve makinenin otonom kararlarının ritmine bırakan bir yöntem izliyor. Geleneksel geometrideki sarsılmaz mutlaklık, yerini kod dizinlerinin kendi dilini konuştuğu yeni bir estetik özgürlüğe bırakıyor.

“Selçuk Artut’un geometrisi, zamanın ve algoritmanın içinde otonom bir varlık kazanır. “Otonomi: Akışkan Geometri”, matematiğin saklı şiirselliğine ve formun sonsuz dönüşümüne tanıklık etme çağrısı. Yapıtlar, geçmiş ile gelecek arasında kurulan doğrusal bir köprüden çok; geometrinin, otonominin ve akışkanlığın kesiştiği yeni estetik dilin manifestosu niteliğinde ve formlar da sürekli değişen, her an yeniden tanımlanan ve makinenin ruhuyla harmanlanan canlı bir sürecin kendisi oluveriyor. Böylece Artut, geometrinin mutlak sessizliğini dijital bir gürültüyle bozmak yerine, otonom bir zekânın zarafetiyle bizi yeni bir görme biçimine zorluyor.” Nazlı Pektaş

Terakki Vakfı Sanat Galerisi hakkında:

Kültür platformlarını sürekli geliştirerek birikimini geleceğe taşımak üzere çalışmalar yürüten Terakki Vakfı, sanatı kurumsal bir sorumluluk ve eğitimsel bir gereklilik olarak görüyor. Toplumsal bir sorumluluk bilinciyle sanata ve sanatçıya bakışı; sanatı yaşatmanın, en az yaratmak kadar önemli ve ciddi bir uğraş olduğu yaklaşımını benimsiyor.

Bu bağlamda oluşturulan ve 2000 yılında faaliyetlerine başlayan Terakki Vakfı Sanat Galerisi; sanat eserlerinin sergilenmesi, gelecek nesillere aktarılması, sanat ve sanatçı ile öğrencilerin, velilerin, sanat çevresinin ve sanatsever izleyicinin buluşturulmasını hedefleyen bir yaklaşımla hareket ediyor.

Terakki Vakfı Sanat Galerisi genç kuşaklara güzel sanatları tanıtma, sanata ve sanatçıya duyarlılığı koruma, güvenilirliğini sürdürme misyonunu başarıyla yerine getirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor, çalıştığı sanatçılarla ve izleyici kitlesiyle kurum değerlerini çevresine yansıtıyor.

Sanat Galerisi’nin yanı sıra Terakki Vakfı’nın “kültür mirası” olarak geleceğe bırakmayı hedeflediği eserlerin yer aldığı bir “Vakıf Sanat Eserleri” koleksiyonu bulunuyor. Sanatçıyı koruma ve gelecek nesillere sanat adına bir miras bırakma amacıyla 2000 yılında çalışmaları başlatılan “Vakıf Sanat Eserleri” koleksiyonundaki eserler, galeride sergi açan sanatçılara öncelik verilerek, belli konseptlere bağlı kalmadan, farklı disiplinleri temsil etme ve tanıtma anlayışlarıyla bir araya geliyor.

Terakki Vakfı’nın seçkin sanat eserleri koleksiyonu Terakki Vakfı Okulları’nın Levent ve Tepeören Yerleşkeleri’nin salonlarında, koridorlarında, ofis duvarlarında sürekli olarak sergileniyor; Terakkili öğrenci, öğretmen, çalışan ve ziyaretçileri; sanat ve sanatçılarla buluşturma misyonu sürdürülüyor.

Not: 2020 yılından sonra Terakki Vakfı Sanat Galerisi pandemi nedeniyle faaliyetlerine ara vermiştir.

Selçuk Artut hakkında:

Selçuk Artut, insan-teknoloji ilişkilerinin karmaşık teorik ve pratik boyutlarını araştıran disiplinlerarası bir sanatçı ve araştırmacıdır. Sanatsal pratiği, bu etkileşimlerin algıyı, deneyimi ve yaratıcılığın sınırlarını nasıl şekillendirdiğini inceler.

Artut’un çalışmaları, Sonar İstanbul, ISEA, AKM İstanbul, Siggraph, Dystopie Sound Art Festival Berlin, Moving Image New York, Art London, ICA London, Art Hong Kong, Hope Alkazar ve İstanbul Bienali gibi prestijli mekan ve etkinliklerde sergilenmiştir. Artsy, Creative Applications, CoDesign, Visual Complexity ve CNN GO gibi önde gelen platformlar, çağdaş sanata yaptığı katkıları öne çıkarmıştır.

İsviçre’deki European Graduate School’da Medya ve İletişim alanında doktora yapan Artut, sanat ve teknolojiye eleştirel ve akademik bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır. Sanat, medya ve teknolojinin kesişim noktasına olan derin ilgisini yansıtan dokuz kitabın yazarı ve bir kitabın editörüdür. İstanbul Sabancı Üniversitesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Programı’nda profesör olarak, yaratıcı kodlama, hesaplamalı sanat ve medya sanatları uygulamaları üzerine dersler vererek sanat ve teknoloji arasında köprü kurmaya odaklanmaktadır.

Çok yönlü bir sanatçı olan Artut, aynı zamanda bir müzisyendir. 1998’den beri, çok sayıda albümü bulunan öncü post-rock avangart grubu Replikas’ın üyesidir. Sanatsal pratiğini canlı performanslara da genişleten Artut, 2016 yılında RAW ikilisini kurmuştur. RAW, yaratıcı kodlama ve canlı kodlama tekniklerini kullanarak ses ve görüntünün sınırlarını zorlayan algoritmik performanslar yaratan bir görsel-işitsel ikilisidir. Artut’un dinamik eserleri, sanat, teknoloji ve toplum arasındaki ilişkileri yeniden tanımlamaya yönelik sürekli çabasını yansıtmaktadır.

Yorum yapın