Sahaflığa çağ atlatan adam kimdi? | Metin Celâl

Ocak 7, 2026

Sahaflığa çağ atlatan adam kimdi? | Metin Celâl

Sahaf kimdir, nedir diye merak ediyorsanız Lütfü Seymen’in hayat öyküsünü okuyun. Kendisi Cideli olduğunu söylerdi, ben de öyle zannederdim ama İsmail Lütfü Seymen, 5 Kasım  1954 tarihinde, İstanbul’da, Üsküdar’da doğmuş. Ailesi Cideli. Kimse kendisini İstanbullu sayılmadığı için olsa gerek kendini ailesinin memleketinden, yani Cideli sayıyor. Ama en uzun yaşadığı yere göre karar vereceksek Kadıköylü’dür.

1957’de Cide’ye taşınmışlar. Lütfü Seymen, ilk ve ortaokulu Cide’de okumuş. 13 yaşında, kendisine bağışlanan 4 bin kitabın da verdiği şevkle olsa gerek kitap alıp satmaya başlamış. 1973 yılnda, üniversite öğrenimi için İstanbul’a gelince, o yıllarda, İstanbul’da yaygın olan kaldırım kitapçılığı yapmış. Yani mesleğin temelinden başlamış. 1984 yılında, kısa bir süre, Mehmet Ergün’le ortak olarak Kadıköy, Dumlupınar Sokağı’nda bir sahaf dükkânı işletmiş. Sonra Bahariye’de, Kafkas Pasajı’nda bir sahaf dükkânı açmış. Aynı zamanda vergi dairesinde memurmuş. Ama kısa süre sonra memuriyeti bırakacak ve kendini tamamen sahaflık mesleğine adayacaktır. 

1986 yılında, Akmar Pasajı’nda önce bir dükkânı, sonra da o dükkânın bitişiğindeki dükkânı kiralayıp aradaki duvarı kaldırarak sahaflık mesleğini sürdürmüş. Akmar Pasajı’ndaki sahaf dükkânını 1994 yılında, pasajın, sahaflar  çarşısı özelliğini kaybetmeye başlamasıyla  Mühürdar Caddesi’ndeki Kınaytürk Apartmanı’nın birinci katındaki bir daireyle onun karşısındaki küçük dükkâna taşınmış. Sonra apartman dairesini boşaltmak durumnuda kalmış ve aramızdan ayrılana kadar o dükkânda işini sürdürmüş.

Buraya kadar anlatılanlar bir sahafın mesleki yaşamında olabilecek gelişmeler. Peki bir sahafın ikinci el kitapçısından farkı nedir? Çünkü bu işler içiçe gibi görünür. Lütfi Seymen sahafı “kitap konusunda fikri olan insandır” diye tanımlıyor ve  “Kitap okumayan, Osmanlıca bilmeyen, Seyfettin Özege’yi tanımayan insanın bu işi yapması tuhaf geliyor bana” diye ekliyor. Nadir eserleri bulma, koruma, sahaflıkta hafıza ve sezgi gücü ve en olanaksız kitapları bir yerlerden bulup çıkartması ile ünlenmiş.

Sahaflığı sadece ticaret değilmiş onun için, mesleğini terbiye ve kültür hizmeti olarak görmesi, doğal bir bibliyografya uzmanı ve iyi bir sırdaş olması ona kitapsever yazarlar, akademisyenler ve enetelektüellerden oluşan bir çevre kazandırmış. Lütfü Seymen’nin Akmar Pasajı’ndaki dükkânında, cumartesi öğleden sonraları başlayan kitap dostları toplantıları, Sabri Koz’un adlandırmasıyla, “Cumartesi Yârânı” olarak Kınaytürk Apartmanı’ndaki dairede de sürmüş. Ferda Anaoğul, Necmettin Hilâv, Cüneyt Kut, Erol Üyepazarcı, Sabri Koz, Nuri Akbayar, Necdet Sakaoğlu, Prof. Dr. Cemil Oktay, Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan, Prof. Dr. Hatice Aynur, Prof. Dr. Emre Dölen, Cengiz Kahraman, Dr. Murat Koraltürk, Doç. Dr. Mehmet Bilgin, Dr. Ali Emre Özyıldırım, Dr. Mustafa Duman, Kansu Şarman, Hamdi Can Tuncer, Selahattin Öztürk, Raşit Çavaş, Tamer Erdoğan, İ. Gündağ Kayaoğlu sürekli gelenler olarak sayılıyor. Arada sırada gelenlerle bu liste daha da uzuyor. 

Türkiye’nin en uzun soluklu kitabiyat dergisini Müteferrika’yı aksatmadan tam 32 yıl boyunca yayımladı. Müteferrika kitabiyat alanının en önemli dergisi olmasının yanında Türkiye’nin de en uzun ömürlü dergilerindendir. “Cumartesi Yârânı”nın katkılarıyla 1993 yılından itibaren çıkardığı Müteferrika Kitabiyat Dergisi’ni sağlığında 66 sayıya ulaştırdı. Vefatından önce dergiyi sahaf Emin Nedret İşli’ye devretti, yani kendinden sonra da yaşamasını garantiledi.

Ama Müteferrika dergisi ilk yayını değildir. 1991-1993 yılları arasında 19 sayı yayınlanan Yazılı Günler dergisi ile başlamış dergicilik, yazarlık ve şairlik serüveni. Behçet Çelik, Ömer Ateş ve Ali Çeviker’le birlikte çıkardığı derginin 14. sayıdan itibaren sahipliğini ve yazıişleri müdürlüğünü üstlenmiş. Derginin çeşitli sayılarında yazıları ve 10 şiiri yayınlanmış. Behçet Çelik. “Bilgiyi, öğrenmeyi, araştırmayı çok önemserdi, bildiklerini paylaşmayı ister, bu konuda karşısındakini de özendirirdi” diye yazıyor.

Müteferrika dergisini yayınlarken yayıncılık işine de girişmiş. Kitabiyat hakkında önemli eserler yayınlamış. Ayrıca “Üsküdar’a Kadar Kastamonu” (Yapı Kredi Yayınları, 2009) ve Şermin Kılıç ile birlikte Utkan Yalçınkaya’nın “Cide’nin Sosyal Tarihi II” (Nota Yay, 2023) kitaplarını yayına hazırlamış. Sahaflık ve kitap konulu yazılar yazmanın yanı sıra, aynı konudaki panel ve söyleşilere de katılmış, sergiler düzenlemiş.

Lütfi Seymen kitaba ve kitapseverlere büyük hizmet vermiş, bilgi ve deneyimini genç kuşaklarla paylaşmış. Genç sahaflara rehberlik etmesi, usta kabul edilmesi, meslekte yeni dönemin başlatıcısı sayılması da önemli niteliklerinden. 

Lütfi Seymen, 18 Mayıs 2025 gecesi vefat etti. Ama geride bıraktığı miras yaşamaya devam ediyor. Müteferrika dergisini ondan miras olarak devralan Emin Nedret İşli ve Sabri Koz, Nuri Akbayar, Hatice Aynur, Raşit Çavaş, Dr. Mustafa Duman, Ali Emre Özyıldırım, Kansu Şarman ve Erol Üyepazarcı ile birlikte dergiyi sürdürüyor. Yeni sayı da Lütfi Seymen anısına çıkarıldı. 55 yazarın yer aldığı 576 sayfalık bu özel sayıda hem Lütfi Seymen’in dostlarının anma yazıları var hem de bu özel sayı için kaleme alınmış, kitabiyat hakkında değerli araştırma ve makaleler yer alıyor. Dergideki yazıları okuduğunuzda tam bir Lütfi Seymen portresi ile karşılaşıyorsunuz. Bir yandan da 80 sonrası sahaflığın nasıl geliştiğini çeşitli tanıklıklarla öğreniyorsunuz.

Lütfü Seymen, nam-ı diğer “Sakallı Lütfü”, sadece bir kitap satıcısı değil, Türk sahaflık kültürünün son büyük temsilcilerinden biriydi. Kadıköy ile özdeşleşen Seymen, mesleğini ticari bir faaliyetten öte, entelektüel bir yaşam biçimi ve bir “terbiye” süreci olarak görmüş. Derin literatür bilgisi vardı, sadece kitabın değerini değil, içindeki bilgiyi, yazarını, matbuat tarihindeki yerini ve o kitabın arkasındaki hikâyeyi bilen gerçek bir “kültür insanı”ydı. Edebiyat ve resim üzerine konuşmayı seven, araştırmayı her şeyin önünde tutan bir karaktere sahipti. Seymen’e göre sahaflığın en önemli kuralı “sabretmektir”. Kitabı satmak için acele etmez, doğru alıcının doğru kitapla buluşmasını beklerdi. Bu tutumu, onu sıradan bir ikinci el kitapçıdan ayırıp “sahaf” mertebesine taşıyan en güçlü özelliğiydi. Bilgiyi kendine saklamaz, genç araştırmacıları ve meraklıları teşvik ederdi. Birçok koleksiyoncu ve araştırmacı için “akıl hocası” konumundaydı. İşini ciddiyetle yapar, elinden geçen yüz binlerce kitabın her birine birer tarihi belge muamelesi gösterirdi.

Lütfü Seymen, sahaflığın sadece eski kitap alıp satmak olmadığını, aynı zamanda bir hafıza koruyuculuğu olduğunu bizzat pratiğiyle göstermiş. Müteferrika Dergisi, Türk kitabiyat tarihindeki en önemli yayınlardan biridir. Kendi kazancını bu dergiye yatırarak, akademik dünya ile sahaflık arasında bir köprü kurmuştur. Bu dergi, bugün de kitap meraklıları için en temel başvuru kaynaklarından biridir.

1990’lı yıllarda Kadıköy’deki Akmar Pasajı’nın yüksek kaliteli bir sahaf çarşısına dönüşmesinde öncü rol oynamış. Burayı sadece ders kitaplarının satıldığı bir yer olmaktan çıkarıp, nadir eserlerin bulunduğu bir çekim merkezi haline getirmiş. Geleneksel sahaflıktaki “dükkânın bir okul/meclis olması” geleneğini sürdürmüş. Özellikle cumartesi günleri dükkânında kurulan dost meclisleri “Cumartesi Yaranı”, yazarların, tarihçilerin ve koleksiyoncuların buluşma noktası olmuş. Sadece kitap değil, belge, mektup ve efemera gibi materyallerin de tarihi önemini vurgulayarak koleksiyonculuk bilincini genişletmiş. Lütfü Seymen, mesleğini “memuriyetten istifa edecek kadar” tutkuyla sevmiş ve ardında binlerce sayfalık bir “kitabiyat” mirası bırakmıştır.

Lütfü Seymen; kitabın sadece ticaretini değil, ruhunu ve tarihini yaşatan, Türk kitabiyatına silinmez  izler bırakan ve sahaflığı bir “sabır ve kültür muhafızlığı” olarak icra eden bir kitap dervişi olarak hep anımsanacak.

Yorum yapın