“Melekler. Bir çocuğu başka kim gezdirir?” | Metin Celâl

Ocak 4, 2026

“Melekler. Bir çocuğu başka kim gezdirir?” | Metin Celâl

Şairler sözü damıtmayı, demlendirmeyi bildikleri için iyi denemeciler oluyorlar. Salâh Birsel, Enis Batur, Haydar Ergülen gibi isimleri hemen anımsamak mümkün. Ömer Erdem de şiirleriyle olduğu kadarıyla denemeleriyle de dikkati çeken şairlerden. Oldukça da velut. Ama bu yazılarını, denemelerini pek kitaplaştırmadı. Yanlış anımsamıyorsam kitaplaşan ilk düzyazı kitabı, uzun yıllar yaşadığı Üsküdar hakkında kaleme aldığı monografiydi. “Üsküdar”ın (2009, Heyamola yay.) tanıtımında “Ama bir yazar-edebiyatçı, kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine. Çevresine gönül gözüyle bakar. Kendisini değişik insanların yerine koyar, onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır, öylece yazar… Yazar yazdığı zaman, birçok kimse o yazıda kendi duygularını, düşünüp de söyleyemediklerini bulur. Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister…” denilmiş. Ömer Erdem olgunluk çağlarının semtine bu gözle bakıyordu. “Günler Çözüldükçe”de (2024, Everest yay.) ise aynı gözle Sezai Karakoç’u anlattı. “Bir biyografi olmadığı gibi yazanın hatıralarının bir kısmı da değildir yazdığım” diyordu. Büyük bir şairi kişiliği ve eserleriyle tanırken, Ömer Erdem’in gençlik çağlarına, üniversiteliliğine şahit oluyorduk. Bu aynı zamanda ilk şiirlerinin yayınlanışı, şairlikte ilk adımları ve Cağaloğlu’na, yayıncılık mesleğine girişinin öyküsüydü. Sanırım bu kitap yayınlandıktan sonra, bir sohbetimizde “Konya’yı, Bozkır’ı anlatmalısın” demiştim.

Ömer Erdem, Konya’nın Bozkır ilçesinde dünyaya gelmiş. Çocukluk yılları burada geçmiş. İçanadolu, Konya deyince “Bozkır” adlandırması uygun gibi görünüyor ama “İlçe, antik dönemlerden kalma tarihi kalıntıları, doğal güzellikleri ve geleneksel yaşam tarzıyla dikkat çeker” diye tanıtılıyor. Fotoğraflarda da oldukça yeşil görünüyor. Ömer Erdem Bozkır’ın Harmanpınar’ı kasabasından. Eski adı Meyre’ymiş. “Meyre kelimesini halk, Hititçe Mara kelimesinden çevirmiştir” diyor Wikipedia. Yani kökü Hititlere kadar giden eski bir yerleşim yeri Meyre. Ama 1960’dan sonraki yer isimlerini Türkleştirme akımı ile adı Harmanpınar olmuş. Sırtını Toroslara dayamış, bağcılık yapılan yeşillikli, pınarlı bir kasaba olduğunu hayal edebiliriz. Harman yerleri de bolmuş. Ömer Erdem’in çocukluğunda iki binin üzerinde nüfusu varmış kasabanın, 2024’de sadece 328. Yoğun bir şekilde göç verdiği anlaşılıyor. Ömer Erdem de Meyre’den göç edenlerden, çünkü kasabada lise yok. Liseyi okumak için Bozkır’a, sonra da üniversite için İstanbul’a gidiyor. Ama bu kitapta anlattıklarının, denemelerinin kaynağı, mekanı Meyre.

Zamanında Romalıların yaşadığını düşündüren tarihi kalıntılarıyla bilinen kasaba iki tepe arasında bir vadide kurulmuş, iki mahalleden oluşuyormuş. “Çocuğu Gezdiriyorlar”a Meyre’yi anlatarak başlıyor Ömer Erdem. Oradaki çocukluğuna dönüyor. Anıları tazeliyor. Aileyi, dedeleri, nineleri tatlı dille hatırlıyor. Ama sadece anıları anlatmakla kalmıyor, kendi çocukluğunu anlatırken 70’li yılların küçük bir kasabasına, oradaki insan ilişkilerine, günlük yaşama götürüyor.

Geçmiş her zaman güzel anımsanır. Hele çocukluk özlenen bir çağdır. Ama bununla yetinmiyor, kitabın arka kapağında söylendiği gibi Ömer Erdem’in “Çocuğu Gezdiriyorlar”daki denemelerinde “Hatırlamak bir nostalji değil; insanın kendini, doğayı ve zamanı yeniden anlamlandırma cesareti olarak öne çıkıyor.” Kendi çocukluğunu anlatırken insanını varoluşunun belirlenip şekillendiği bir evre olarak da ele alıyor bu dönemi. Kişiliğimiz, karakterimiz o dönemde yaşadıklarımız ve deneyimlerimiz ile şekilleniyor. Ölüm, hastalık, yokluk gibi bir çok temel kavramı çocukken öğreniyoruz.

Herkes için çocukluğu öğrenme çağıdır. Sadece okul değildir bu öğrenmenin yeri, başta ev olmak üzere yaşadığımız çevre, sokak, komşular, mahalle öğrenilecek, deneyimlenecek binlerce şey, kişi ve olayla doludur. Üstelik Ömer Erdem kendi deyimiyle “ukala denecek kadar doymak bilmez merak duygusu”na sahiptir. İyi bir öğrencidir, okulda da hayatta da sürekli öğrenir ve bu öğrendikleri ile kişiliği şekillenirken yaşamının sonraki yıllarında da onun rehberi olur.

Tabii ki deneme yazarken ne anlattığınız kadar nasıl anlattığınızın da önemli. Şairlik burada da önemli bir belirleyici oluyor. Şiir az ve öz sözle yazıldığı için şairler sözü tartar, nasıl söyleyeceklerine önem verirler. Ömer Erdem’in şiirindeki unsurlar denemelerine de yansıyor. İçten, tatlı dilli ama mesafeli bir dille anlatıyor. Çocukluğunu, ailesini, arkadaşlarını, 70’li yılların Türkiyesini, o Türkiye’de küçük bir kasabadaki yaşamı ve kendini tamamen merkeze koysa da nesnel olmaya çalışan bir bakışla anlatıyor. Nasıl şiirlerinde doğayı ilk sıraya koyuyorsa çocukluk anılarının kaynaklık ettiği denemelerde de doğayı başrolde görüyoruz. Kişileri olduğu kadar mekanları da önemsiyor. İnsanları içinde bulundukları mekan ve coğrafya ile birlikte anlatıyor.

Ömer Erdem’in “Çocuğu Gezdiriyorlar”unu okurken ister istemez kendi çocukluğunuza dönüyorsunuz ve şehirde de, kasabada da, köyde de olsanız pek de farklı şeyler yaşamadığınızı görüyorsunuz. Çocukken en yakın dostlarımız olan ninelerin anlattığı masallar, dedelerin, babaların tatlı sert otoriteleri, annelerin, halaların, komşu teyzelerin şefkati, abiler ve ablalar, mahalledeki ilginç ve bilge tipler, tek otorite ve bilgi kaynağımız öğretmenler, arkadaşlarla girilen maceralar, düşler, kabuslar ve geniş bir hayal dünyası… Ömer Erdem’in yazdığı gibi çocukken okyanusları aşıp yeni kıtalar keşfettiğinizi hayal etmek için bir kova su yeterlidir.

Ömer Erdem, bu çocukluk halinin korunmasını, müdahalelerle bozulmamasını istiyor. Çağımızın getirdiği tedirginliklerle aşırı korumacılık, tutarsız disiplin, sürekli eleştiri ya da yanlış övgü, akranlarıyla gereksiz kıyaslama, çocuğun bireyselliğini, duygularını küçümseme, akademik baskı, doğru rol model olmamak ve teknolojiyi yanlış kullanmak gibi yaygın hatalara dikkat çekiyor. Bırakın çocuğunuz da sizin gibi hayatının ilk yıllarını doyasıya yaşasın, iyi, doğru insan olmanın yolu bu, diyor.

* Çocuğu Gezdiriyorlar, Ömer Erdem, Aralık 2025, Everest Yay.

Yorum yapın