
Mehmet Rauf’un Kâbus isimli romanı İş Kültür Yayınları tarafından yayımlandı.
Tanıtım bülteninden:
Karısı Nigâr’ın soğuk davranması ve üstelik son zamanlarda sürekli erken kalkıp pencerenin kenarındaki koltukta kitap okuması Aziz Nihat’ın dikkatini çeker. Karısının bu tutumunu anlamaya çalışırken, bir gün onun oturduğu koltuğun tam karşısındaki evin penceresinde tüllerin hareket ettiğini fark eder. Dikkatli bakınca tüllerin arkasında bir erkek olduğunu görür, içine kurt düşer ve araştırmaya başlar. Dışarıdan kendi evini gözetler, gizli gizli karısının eşyalarını karıştırır. Evde bulduğu mektuplar nedeniyle büyük hayal kırıklığına uğrar. Karısına suçüstü yapmak üzere zihninde planlar yapan Aziz Nihat, kıskançlık girdabında çırpınırken gerçeklik algısını kaybeder, neticesi cinnet ve cinayet olan kâbus gibi bir hayat başlar.
Mehmet Rauf’un ilk kez 1928 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilen Kâbus romanı, Edebiyat-ı Cedide anlayışının birey merkezli psikolojik anlatımını modern bir gerilim atmosferiyle birleştiren önemli bir eserdir. Aşk, evlilik, sadakat, kıskançlık ve cinsellik gibi konular etrafında kurgulanan Kâbus, bireyin bilinçaltını, bastırılmış arzularını ve modernleşen toplumun birey üzerindeki etkilerini derinlemesine irdeler.
Mehmet Rauf (1875-1931) İstanbul’da doğan Mehmet Rauf, Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Bahriye Mektebi’nde okudu. Staj için bir buçuk yıl Girit’te kaldı, daha sonra görevli olarak Almanya’ya gönderildi. İstanbul’a dönünce Tarabya’daki elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra askerlikten ayrıldı ve geçimini yazarlıkla sağlamaya çalıştı; hikâye, roman, tiyatro gibi türlerde pek çok eser verdi. Mehasin ve Süs adlı kadın dergilerini çıkardı. Bir süre ticaretle uğraştıysa da son yılları maddi sıkıntılar içinde geçti. Henüz on altı yaşındayken yazdığı ve Halit Ziya Uşaklıgil’e Hizmet gazetesinde yayımlaması için gönderdiği “Düşmüş” adlı hikâyeyle edebiyat dünyasına girdi. Daha sonra Mektep dergisinde yazdı. Servet-i Fünun dergisinde hikâye, roman, makale ve mensur şiirler yayımladı. Mehmet Rauf asıl şöhretini Eylül adlı romanıyla kazandı. Türk edebiyatında psikolojik romanın ilk başarılı örneği kabul edilen Eylül’de Fransız romanında çok yaygın olan aşk üçgeni ele alınmıştır. Eserlerinde aşk, ıstırap, arayış, ihtiras gibi daha çok bireysel duygulara eğilen Servet-i Fünun topluluğunun meşhur yazarı Mehmet Rauf’un eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.


















