Manu Larcenet’in dünya çapında büyük yankı uyandıran dört kitaplık “Blast” serisinin ilk iki cildi, Yağlı Karkas ve Jacky’nin Kıyameti, Damla Kellecioğlu çevirisi ve KaraKarga Yayınları etiketiyle Türkçede okurla buluşuyor.

Tanıtım metninden
Modern çizgi romanın en sarsıcı psikolojik anlatılarından biri olan “Blast” okuru, insan zihninin karanlık kıyılarına cesur bir yolculuğa davet ediyor. Çizgi roman sanatının sınırlarını zorlayan bu seri, klasik anlatı kalıplarını parçalayarak okuru rahatsız edici ama bir o kadar da büyüleyici bir deneyimin içine çekiyor.
Serinin merkezinde, toplumdan kopmuş, kendi iç dünyasında kaybolmuş bir karakter olan Polza Mancini yer alıyor. Onun parçalı anlatımı, sorgulamalarla dolu iç sesi ve gerçekle hayal arasındaki gidip gelen zihinsel yolculuğu, okuru sadece bir hikâyeye değil, bir bilinç çözülmesine tanık olmaya davet ediyor. Larcenet, karakterinin zihinsel dağınıklığını yalnızca metinle değil, siyah-beyazın sert kontrastlarıyla kurduğu görsel dil üzerinden de aktarıyor.
“Blast”, sıradan bir suç hikâyesi gibi başlayıp hızla varoluşsal bir sorgulamaya dönüşüyor. Anlatı ilerledikçe gerçeklik duygusu parçalanıyor; okur, anlatıcının güvenilmez zihninde yolunu kaybediyor. Bu yönüyle seri, çizgi romanın edebi ve felsefi potansiyelini en uç noktaya taşıyor.
Larcenet’in çizgileri, kaba ve çarpıcı olduğu kadar şiirsel bir derinlik de barındırıyor. Sayfalar boyunca hissedilen ağırlık, yalnızlık ve yabancılaşma duygusu, metinle görselin kusursuz birleşimiyle okura fiziksel bir deneyim yaşatıyor. “Blast”, yalnızca okunan değil, hissedilen bir eser olarak öne çıkıyor.
Dünya çapında eleştirmenlerden tam not alan ve modern çizgi romanın en önemli işleri arasında gösterilen seri, Türkçede yayımlanan ilk iki kitabıyla okurları bu karanlık evrene davet ediyor. “Blast”, insanın kendi içindeki boşlukla yüzleşmeye ne kadar hazır olduğunu sorgulayan, unutulması zor bir anlatı sunuyor.
Arka Kapak Yazısı:
“Yalan söylüyorum. Hep yalan söylüyorum. Hiçbir şeyi hatırlamadığımı, sabahın köründe doğduğumu söylüyorum. Anladığımı söylüyorum; sizin yerinizde olsam ben de gülerdim, diyorum. Biraz huzur, biraz hoşgörü̈, farklı oluşum affedilsin diye yalan söylüyorum. Sizi kendi payıma bir kez daha katletmemek için de yalan söylüyorum. Hep yalan söylüyorum – çünkü̈ aslında her şeyi hatırlıyorum.”



















