
Bir Kadırga İçin Yaz Resmi, 1982 yılında yayınlanmış İsmet Tokgöz’ün kaleminden bir öykü kitabı. Alakarga Yayınları bu kitabı tekrar baskı ile okurla buluşturdu. Bu vesileyle yeniden okuma fırsatı bulduğumuz öykücülüğümüzün efsanesi Bir Kadırga İçin Yaz Resmi üzerine birkaç söz söyleyelim.
Kitabın yeni basımı için düzenlenen tanıtımda bulundum. İsmet Tokgöz’le tanışma, çok sevdiğim kitabını imzalatma şansı buldum. İsmet Tokgöz Boşnak kökenli, ince uzun, sessiz sakin yapılı bir insan. Boşnak olmasının karakterine yansıması mıdır bilemem ama sessiz sakin olmasının edebiyatına fazlasıyla yansıdığını görüyoruz. ‘İktisatlı’ bir öykücü İsmet Tokgöz. Kaleme aldığı öykülerde bir tane fazla kelime bulamazsınız. Şiir için yapılan tanımlama İsmet Tokgöz’ün öyküleri için de geçerli. Bir kelime çıkarmaya ya da eklemeye kalksanız büyü bozulacak gibi hissettirir.
İsmet Tokgöz’ün öykücülüğünde ortaya koyduğu bu tırnak içinde ‘şiirsellik’te, yazarın Bilge Karasu ve Arkadaş Z. Özger başta olmak üzere dönemin edebiyatçılarıyla kurduğu güzel dostlukların etkisi var mıdır diye düşünmeden edemiyor insan. Bilge Karasu, kurduğu öykü evreninde Türkçemizi olabildiğince özüne yaklaştırmış, denebilir ki imbikten süzerek en arı hale getirmiştir. Ama aynı zamanda, tıpkı İsmet Tokgöz’de de olduğu gibi iktisatlı bir yazardır da. Arı Türkçesini, şiir estetiğine yaklaşan bir özenle ilmek ilmek işleyerek olağanüstü öyküler kazandırmıştır dilimize. Aynı özeni, aynı estetiği İsmet Tokgöz’de de görüyoruz. Zamanla öykülerin içinde eskiyen, yıpranan, yorgun kelimeler bulamazsınız Bir Kadırga İçin Yaz Resmi’nde. Günümüzde de öykücülüğümüzün bir atılım içinde olduğunu söyleyebiliriz fakat öykücülüğümüzün altın kuşağı diyebileceğimiz bir dönemin en güçlü seslerinden birisidir İsmet Tokgöz.
İsmet Tokgöz’ün iktisatlı bir yazar olmasının bir nedeni de Arkadaş Z. Özger demiştik. Tanıtımda, Şairle olan dostluğunun altını çizdi İsmet Tokgöz. ‘Arkadaşım Zekai’ isimli anı/anlatı kitabında bu dostluğu anlatır. Arkadaş Z. Özger de kısa şiirleriyle bilip sevdiğimiz bir şair. Şiir zaten yeterince cimri iken kelime kullanımı anlamında, Arkadaş Z. Özger ondan bile tasarrufa gitmeyi seçerek ‘iktisatlı’ şiirler kaleme almıştır. Dili kullanmadaki bu özen, iki iyi dostun da ortak kaygısı olsa gerek.
İsmet Tokgöz’ü, ele aldığı konular açısından da değerlendirmek gerekir. Toplumcu gerçekçi edebiyatın toplumu önceleyen, bireyi görmezden gelen egemenliğinin artık yavaş yavaş kırılmaya başlandığı bir döneme denk gelir, İsmet Tokgöz’ün edebiyat çevrelerinde boy göstermeye başladığı zamanlar. Düzyazıda Tanpınar, şiirde Orhan Veli ile başlayan girişimler seksenli yıllarla birlikte, okurun, bireyin iç dünyasını ele alan çok sayıda yetkin eserle buluşmasına olanak sağlamıştır. İsmet Tokgöz’ün Bir Kadırga İçin Yaz Resmi de bu eserlerin önemlilerinden birisidir. Kurgulanmış hissi vermeyen son derece zengin yapılı öykülerden oluşuyor kitap. İsmet Tokgöz bir aynayı gezdirir gibi aktarıyor olan biteni. Fazlalıklardan arınmış ama detayları da kaçırmayan bir dikkat ve özen ile.
“Kapıda bekçi arkadaşlarımın üstlerini yokluyor, şimdi sıra bana gelecek. Yürüyoruz içeriye. Beyaz yapraklar görüyorum, oraya yürüyoruz. Aydınlık bir ev önünde buluyorum kendimi, kapıda içeriye bakan iki kişi var. Başımı kaldırınca evin önündeki, floresan lambanın beyaz ışığını döktüğü erik ağacını görüyorum. İrkiliyorum kadınların sessiz bakışlarıyla, hepsi kapının buzlu camlar arasındaki tek saydam camına bakıyorlar, konuşmadan. (Sayfa 80)”
Öykülerde dikkat çeken bir diğer özellik de öyküyü aktaranın kimi zaman birinci tekil şahıs kim zaman da üçüncü tekil şahıs olması. Öyküdeki dramatik etkiyi arttırmak için yazarın bilinçli bir şekilde başvurduğu bu yöntem işe yarıyor. Etkiyi katlıyor.
“Aynur’u domatesler arasında uyur bulmuşlardı ve ineklere büyük zararı olurdu, yılanların eve sokulmasını önlemek için sedefotu dikeceklerdi, annemin kolunda paslanmış teneke gibi, yemenisi sallanıyordu başında.
“Cemile hala ile ilgili düşününce usunda birçok şeyin kaynaştığını, kıpırdadığını duyuyordu, evden ne zaman ayrıldığı örneğin.
“Belki ölür bu gece, vücudu soğuk soğuk, arada bir kalkıp yatağından sandığını açıp bir şeyler yapıyor, elleri titriyor, kapının aralığından nefes alışını duyuyordum,” dedi annem… (sayfa 53)”
Okuru önceleyerek, yaratacağı ektiyi üst düzeye taşımayı kendine dert edinen bir kalem işçisi İsmet Tokgöz. Yazık ki başka öykü kitabı yazmadı. ‘İktisatlı’ yazar kimliğini burada da terk etmedi. Ama buradan bir müjdeyi de vereyim, öykü severlere. Tanıtımda yeni bir öykü dosyası üzerinde çalıştığının ve kısa sürede okurun karşısına yepyeni bir kitapla çıkacağının müjdesini verdi İsmet Tokgöz. Yeni öykü kitabının ve daha nicelerinin bir an önce raflardaki yerini almasını heyecanla bekliyoruz.


















