
Gazetelerde altın çıldırdı; altın durdurulamıyor manşetleri. Gözler ekonomi haberlerinin rakamların inip çıktığı grafik panolarında: Gram altın şu kadar, çeyrek altın bu kadar… Yatırım uzmanının biri bırakıyor öbürü başlıyor. Hırs, endişe, hayıflanma…
Lakin bizim alanımız edebiyat; kendi masamıza dönelim.
“Altın güvenli liman” ifadesi, güzel bir metafor. Bu metaforu, altın sever bir millet olarak, biz mi bulduk yoksa başka dillerden mi geçti..? İngilizce’deki “haven” (liman, sığınak) kelimesi yaratıcılığımıza gölge düşürür mü acaba, çünkü “gold as a safe haven” (güvenli sığınak olarak altın) kullanımı var finans deyişi olarak, lakin bizdeki kadar halkın gündelik kullanımında mıdır, bilemem. “Yastık altı” bizimdir ama.) “Güvenli liman” metaforu, her sözlü kültür ürünü metafor gibi zamanla ölü metaforlar hanesine yazılır.
Metafor üzerine önemli konferanslardan biri de Jorge Luis Borges’in, 1967 yılında Harvard’da yaptığıdır. Bu konferanstan beş yıl kadar sonra Borges, El Oro de los Tigres (Kaplanların Altını) adlı şiir kitabını yayınlayacaktır.
Borges, kitaptaki aynı başlıklı şiirinde, yeri gelir altını kaplan, kaplanı da altın olarak kullanır. Altın ve kaplan önemli bir buluşma ve de büyük bir bireşimdir onda. Buna vesile olan hikayeyi de bir konuşmasında şöyle anlatır. “Çocukken (kız kardeşim buradaysa, o da hatırlayacaktır) Palermo Hayvanat Bahçesi’ndeki bazı kafeslerin önünde oyalandığımı hatırlıyorum ve onlar tam olarak kaplan ve leoparın kafesiydi. Kaplanın altın ve siyah renklerinin karşısında öylece kalakaldım: Sarı hala daha bana arkadaşlık etmekte.”
Borges, şiirlerinde “altın” kelimesini çokça kullanmıştır, kedisi Peppo’nun gözlerini altına benzetmeye varıncaya. “Oro” (altın) kelimesi onun şiirlerinde güzellik, tatlılık, parlaklık, güç, erdem vb. anlamlarında da kullanılır.
Amacım, Borges’in şiirlerinde “altın meselesi” gibisinden bir yazı kaleme almak değil. Bu, felsefeye, kutsal metinlere az buçuk hakim olunmadan yapılacak bir iş de değildir. Bugün Borges, bu altın haberlerinin sıkıntısı altında ne derdi acaba diye düşündüm; nasıl bir metaforla çıkardı bu sıkıntıdan..?!
Metafor şöyle dursun, büyük usta çok daha önce “altın” konusunda hükmü vermiş: Hüküm mal altın (fiziki altın da diyorlar) ile ilgili.
“Ruhen yoksul olanın vay haline, çünkü toprağın altında da şimdi üstünde olduğu kişi olacak,” diye giriş yaptığı Fragmentos de un evangelio apócrifo (Bir Apokrifik İncil’den Parçalar) adlı şiirinin 30. parçasını okuyalım, ibretle:
Dünyada altın biriktirme, çünkü altın tembelliğin babasıdır, tembellik ise keder ve sıkıntının babasıdır.
(51 parçalık bu şiirin tam çevirisi için okurlar az biraz bekleyecekler, bir yılı geçkindir Borges’ten bir seçme şiirler çevirisi ile uğraşmaktayım. Seçmelerin yayın hakları mahfuzdur; Can Yayınları’na aittir.)
Sözü uzatmak bahasına eklemem gerekenler var:
Borges’in bu apokrafik İncil sayfası ekonomiyle ilgili değil. Aslında o ekonomi ile ilgili hiçbir şey yazmadı, yorum da yapmadı. Bunu Martin Krause’den biliyoruz: Halen Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Cato Enstitüsü’nde profesör ve akademisyen olarak görev yapan Arjantinli ekonomi profesörü 2021 yılında Borges y La Economia (Borges ve Ekonomi) adıyla bir kitap yayınladı. Arjantin’de, tıpkı Pessoa ve Portekiz denkleminde olduğu gibi, bütün sektörler Borges’e çıkıyor desek yeridir. Ekonomi hakkında tek kelime yazmadığı halde kendisi hakkında böyle bir kitap yazılabiliyor. Yayınevi kitabın tanıtımında, Mont Pelerin Derneği üyesi saygın bir yazar ve köşe yazarı da olan Krause’nin, Borges’in, hem fantastik edebiyat hikayelerinde hem de o çok çeşitli röportajlarında ekonomi biliminin temel unsurlarını tespit ettiğini söylüyor.

















