Başak Baysallı, 17 Ocak’ta okurlarıyla buluşuyor

Ocak 6, 2026

Başak Baysallı, 17 Ocak’ta okurlarıyla buluşuyor

Fresko Apartmanı’ndaki hikâyeler ve Sarkaç’taki tarihi yüzleşmelerle örülen üçleme, Başak Baysallı’nın son romanı Başka Zamanların Adımları ile tamamlandı. Yazarımız, ilk okur buluşmasını ve söyleşisini, editörümüz Beyza Ertem moderatörlüğünde Beyoğlu’ndaki Frej Coffee & Art House’ta gerçekleştirecek.

Başak Baysallı söyleşisi ve imza günü, 17 Ocak Cumartesi günü saat 15.00’te

Kuzguncuk’tan Dünyaya Açılan Bir Hafıza Kapısı: Fresko Üçlemesi

Başak Baysallı, 2020 yılında yayımlanan öykü kitabı Fresko Apartmanı ile okurları Kuzguncuk’un çok kültürlü dokusuna, 19. yüzyıldan kalma tarihi bir apartmanın sakinlerinin hayatlarına davet etmişti. Ardından gelen Sarkaç romanıyla zamanı geriye sararak 1940-1954 yılları arasına, Varlık Vergisi ve çalışma kampları gibi toplumsal travmaların gölgesindeki hayatlara odaklanan yazar, şimdi üçlemenin son halkası olan Başka Zamanların Adımları ile bu büyük hikâyeyi tamamlıyor. Bir apartmanın hafızasından yola çıkarak Türkiye’nin yakın tarihine, göçlere, yarım kalmış aşklara ve kuşaklar boyu süren sessizliklere ışık tutan bu üçleme, parçalı hayatları birleştiren bir “zaman sarkaç”ı gibi geçmişle bugün arasında gidip gelerek edebiyatımızda bütünlüklü bir yer ediniyor.

Napoli’den İstanbul’a, İstanbul’dan Kudüs’e uzanan bir arayış

Üçlemenin finali niteliğindeki Başka Zamanların Adımları, okuru Napoli’de yaşayan akademisyen Defne’nin, babası yazar Nedim Arditi’nin ölümüyle kendisine kalan kırmızı kaplı bir defterin peşine düşmesiyle başlayan yolculuğuna ortak ediyor. Defne, hiç tanımadığı babaannesi Matilda’nın ve dedesi Avram’ın izini sürerken yolu İstanbul’a, Fresko Apartmanı’na düşüyor. Burada apartmanın hafızası olan Kirkor’dan dinlediği hikâyelerle ailesinin geçmişindeki sır perdesini aralayan Defne, babasının suskunluğunun nedenini, Matilda’nın trajik sonunu ve yarım kalan hayatları öğreniyor. Beyza Ertem‘in editörlüğünü yaptığı roman, Defne’nin Napoli-İstanbul-Kudüs hattında hem ailesinin köklerini hem de kendi kimliğini arayışını, aşkı ve aidiyeti sorgulamasını konu alıyor.

‘Hatıra’ ve ‘yüzleşme’ üzerine güçlü bir eser

Fresko Üçlemesimekânın bir karakter gibi işlendiği, bireysel hafıza ile kolektif hafızanın iç içe geçtiği eserler arasında şimdiden özel bir yer edinmeye aday. Yazarın detaycı üslubu, dönemin atmosferini, kokularını ve seslerini başarıyla günümüze taşıyor.

“Ev, insanda ağrıya sebep olur muydu hiç?” sorusunun peşinden giden seri, gidenlerin ardından kalan boşluğu, göçün yarattığı köksüzlüğü ve her şeye rağmen yeniden kurulan hayatları, umudu ve aşkı odağına alarak edebiyatımızdaki göç ve mübadele anlatılarına modern ve çok katmanlı bir perspektif kazandırıyor.

“Madem bizi istemiyorlardı, evimize, sokağımıza, manolya ağaçlarına bile bir kez olsun dönüp bakmayacaktım. Terasta Cici’nin ardından gökyüzünü seyrederken kendime bir söz verdim. İstanbul’u silip atacaktım. İstanbul’u İstanbul’da kalanlara bırakacaktım. İstanbul’a bir daha adım atmayacaktım. Ah… Kendime verdiğim sözler… Başıma bela hep… Ayağıma dolanan zincirler… Başka bir şey değil… İnsan doğduğu, büyüdüğü şehri unutabilir mi hiç? İstanbul’u unuttuğum söylenemez elbette. Unutmak için çabaladığım da… Bilakis unutmamak için gayret gösterdim hep ama oraya hiç gitmedim, tutabildiğim nadir sözlerden biridir bu.” 

Başka Zamanların Adımları

“Ev, insanda ağrıya sebep olur muydu hiç?”

Bazı öyküler, romanlar zamanın ruhunu yansıtmakla kalmaz, zamanın kendisine dönüşür. İşte böyle bir dizi “Fresko Üçlemesi”. Başak Baysallı’nın yarattığı her karakterin hayattaki yolculuğuna ayrı ayrı odaklanan, birini diğerinden üstün tutmayan, siyasi ve toplumsal arka planı unutmayarak bireysel hafızayla kolektif hafızayı birleştiren, birbirine teyellenmiş hikâyelerin buluştuğu bir gardırop, bir bavul belki – ya da apartmanın ta kendisi.

Yazarın öykü kitabı Fresko Apartmanı’yla başladığı ve o kitapta yer alan bir öyküyü merkezine alan romanı Sarkaç’la devam ettiği Fresko Üçlemesi, tüm soruların yanıtlandığı Başka Zamanların Adımları’yla tamamlanıyor. Ailesinin bıraktığı izleri bir bir takip eden Defne, o fotoğraf albümünde kendine yer bulabilecek mi? Gidecek mi, yoksa kalacak mı? Nasıl bir hayat arzuladığına karar verebilecek mi? Toprağından koparılan, sevdiğiyle vedalaşamayan, maziyi içinde çoğaltan kahramanların 1940’tan 2019’a ve oradan 2020’ye uzanan kırık hikâyesi yazarın İstanbul’unda kökleniyor ve sonunda, Defne’nin seçimleriyle yönünü buluyor.

Avram, İstanbul gibi, diye fısıldadı; gözünden iki damla yaş süzüldü, öyle hatırlıyorum ya da bilmiyorum, şimdi anlatırken bu tabloya gözyaşlarını ben yakıştırmış olabilirim. O andan sonra gördüğümüz her yer bizim için İstanbul gibi olacaktı, İstanbul’a benzeyecekti. İnsan, bilmediği ne varsa onu bildiği bir yerden kavramak istiyor.

1981 yılında Denizli’de doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden 2003’te mezun oldu. Edebiyat üzerine yazıları ve öyküleri çeşitli gazete, dergi ve seçkilerde yer aldı. 2018’de “Ölü Kırlangıç” adlı öyküsü Sarıyer Belediyesi tarafından düzenlenen Fakir Baykurt Öykü Yarışması’nda ikincilik ödülünün“Ağıt” adlı öyküsü ise Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Yılın Yazarı Sevgi Soysal Öykü Yarışması’nda büyük ödülün sahibi oldu. Çocuk öykülerinden oluşan Tarlakuşu Mahallesi adlı dosyası 2019 Muzaffer İzgü Çocuk Öyküleri Yarışması’nda Bilgi Yayınevi tarafından birincilik ödülüne değer görüldü ve Ekim 2020’de basıldı. “Taş Plak” adlı öyküsüyle 2020 Smyrna Edebiyat Yarışması’nda birinciliği, “Kuş Tamircisi” adlı öyküsüyle 2020 Tanpınar Hikâye Yarışması’nda mansiyon ödülünü“Karne Günü” adlı öyküsüyle de 2023 100. Yılın Öyküsü Yarışması’nda birincilik ödülünü kazandı. Fresko Apartmanı adlı öykü kitabı Eylül 2020’de, Fresko Apartmanı’ndaki hikâyenin bir parçası olan Sarkaç adlı romanı Kasım 2022’de, üçlemenin son kitabı Başka Zamanların Adımları ise Aralık 2025’te Everest Yayınları tarafından yayımlandı.

Yorum yapın