
Alman Çevirmenler Birliği üyesi fotoğraf sanatçısı Aysen Ritzauer, 14 Şubat Cumartesi günü Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD)’da düzenlenen etkinlikte sanatseverlerle buluştu. “Sözün Değişimi / Metamorphosis of the Word – Köln’den Ankara’ya Bir Yolculuk” başlıklı etkinlik, edebiyat ile fotoğraf arasında kurulan disiplinlerarası köprüyü merkeze aldı.
AFSAD Başkanı Burcu Vardar’ın açış konuşması ile başlayan program, Ritzauer’in Bilge Karasu’nun Gece romanından yaptığı çarpıcı bir alıntıyla başladı. Sanatçı, romanın karanlık atmosferini ve dilin varoluşsal gücünü fotoğraf aracılığıyla yeniden yorumladığını ifade etti. İlk baskısı 1985 yılında yayımlanan ve Pegasus Ödülü’ne layık görülen Karasu’nun bu eseri, Ritzauer’in Köl Akademi’de fotoğraçılık üzerine almış olduğu eğitimde, diploma projesine de ilham kaynağı oldu.
Ritzauer, Trabzon’da başlayan yaşam yolculuğunun Ankara, İstanbul ve ardından Almanya’ya uzandığını anlattı. 1968 yılında Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin öncülüğü ile kurulan bu bölümde kendisinin yanı sıra, Bilge Karasu, Prof. Dr. Sıtkı Erinç, Prof. Dr. Saffet Babür, Prof. Dr. Kurtuluş Dinçer, Prof. Dr. Abdullah Kaygu, Prof. Dr. Cemal Güzel ve Prof. Dr. Harun Tepe gibi değerli hocalar ve felsefecilerden ders almış aldığını dile getiren Ritzauer, Karasu’nun aynı zamanda iyi bir piyanist ve çevirmen olduğuna da dikkat çekerek onun “akademisyen” değil hep bir edebiyat insanı olarak ayrıcalıklı yerde durduğunu vurguladı.
Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’ndeki eğitiminin düşünsel altyapısını şekillendirdiğini, 1993 yılında Almanya’ya göç ettikten sonra Köln Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini belirtti. 2004 yılından bu yana Alman Çevirmenler Birliği’nde tam üye olarak Türkçe, Almanca ve İngilizce dillerinde edebiyat çevirileri yaptığını dile getirdi .
Edebiyat ile Fotoğraf Arasında Bir Köprü
Fotoğrafa yaklaşımında “Kafkaesk” ve şiirsel anlatımın ön planda olduğunu belirten Ritzauer, Gece romanına odaklanmasını da Franz Kafka’nın Dava romanındaki absürd ve karanlık atmosfer ile Karasu’nun romanındakidistopik anlatım arasında kurduğu paralelliklerlerle kavramsal temele oturttuğunu dile getirdi. Kafkan’ın Dava’yı kaleme aldığı tarihsel dönem, yani birinci dünya savaşı atmosferi ile, Gece’nin kaleme alındığı 1970’li yıllar Türkiye’si arasında bu anlamda bir bağ kurulabileceğini; kendisinin, Ankara ve Köln arasında kurduğu görsel köprüyü “iki şehir, iki hafıza ve tek bir dil arayışı” olarak tanımladı.

Ritzauer’e göre fotoğraf albümündeki çalışmalar, 1970’lerin kaotik Ankara’sı ile günümüz Köln’ü arasında görsel bir diyalog kuruyor. 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinin gölgesindeki Ankara ile Avrupa metropolü Köln arasındaki atmosfer farkı, sanatçının kadrajında şiirsel bir gerilim yaratıyor.
Sözün Değişimi | Metamorphosis of the Word (Ürün Yayınları, Ankara 2025)adlı çalışmasında Ankara’daki değişik mekanlarda binin üzerinde fotoğraf çektiğini, bunlardan sadece 47 tanesinin kitapta yer aldığını belirten Ritzauer, Ankara Kalesi, ve çevresi, Abdi İpekçi Parkı, Ulucanlar Cezaevi, Kızılay ve çevresi ile Beytepe’nin belli başlı mekanlar olduğu belirtti.
“Bilge Karasu ve Franz Kafka bir taraftan yaşadıkları çağın ruhunu betimlerken öte taraftan bireyin içsel çatışmalarına, varoluşsal sorularına, toplumsal yabancılaşmasına psişik açıdan derinlemesine bakarak analiz etmişler ve bununla insan belleğinin karanlık kıvrımlarına ışık tutmuşlardır. Kafka’nın Dava’sına benzer bir şekilde Karasu’nun Gece’sinde de birey ne ile suçlandığını bilmez, yargılayan mekanizma anonimdir ve çıkışsızdır. Yapıtta absürd bir durum hâkimdir. 1970-80’li yılların sancıları, modernleşme süreci ve bireyin içsel yalnızlığını ifade eden dilsel bir derinliğe tanık oluruz. Sessizlik, beden, karanlık ve zaman ekseninde dönen bir anlatı gerçekleşir. Bu psişik yapı, karakterlerin kendileri ve toplumla kurdukları görünmez çatışmalarında somutlaşır; dil, bu çatışmaların tek tanığı ve de aracıdır. Karasu da Kafka gibi dilin sınırlarında gezinerek anlatıyı sorunsallaştırmıştır. Benim çalışmam buna görsel bir yaklaşımdır” diyen Ritzauer, onuşma sonrasında bu görsellerden oluşan altı dakikalık bir de film sundu.
Etkinlik boyunca katılımcılar, fotoğrafın yalnızca bir görsel kayıt değil; aynı zamanda düşünsel bir yorum ve metinle kurulan yaratıcı bir ilişki olduğunu deneyimleme fırsatı buldu. Ritzauer, projenin kendisi için 25 yıl aradan sonra Ankara’ya dönüş anlamı da taşıdığını belirtti .
Yoğun ilgi gören etkinlik, soru-cevap bölümüyle sona erdi. Sanatseverler, disiplinlerarası üretimin ve kültürlerarası deneyimin fotoğraf sanatına kattığı yeni perspektifleri yakından görme imkânı buldu. Ritzauer’in “Sözün Değişimi” projesi, dilin karanlıkta dahi varlığını sürdüren gücünü, fotoğraf aracılığıyla yeniden düşünmeye davet ediyor.
















