Gabriel García Márquez 1967’de henüz 40 yaşındadır. Üç roman ve bir öykü kitabı yayımlamıştır ama ülkesi Kolombiya dışında pek tanındığı söylenemez. Latin Amerika edebiyat çevrelerinde adı bilinen, yetenekli ve gelecek vaat eden bir Kolombiyalı yazardır. Kitaplarının satışı pek parlak değildir. Yayınlanmış dört kitabının baskıadetleri 3.000’in altındaymış ve bu kitaplar Meksika ve Bogotá’daki kitapçılarda raflarda duruyormuş. Hayatını değiştiren eseri Yüzyıllık Yalnızlık olmuş. Haziran 1967’de Buenos Aires’teki Editorial Sudamericana ilk baskıyı 8.000 adet yapmış. Bu, o dönem için oldukça büyük bir rakam. Ve ilk baskı iki hafta içinde tükenmiş. Ardından yeni baskılar gelmiş. 1967 içinde kitap için art arda 20.000’er adetlik üç yeniden baskı yapıldığı belirtiliyor. Bu olağanüstü bir başarı. Roman izleyen iki yıl içinde 40 dilde yayınlanmış. Ard arda birçok uluslararası ödül kazanmış ve nihayet 1982’de Márquez Nobel Edebiyat Ödülü’nü almış.


Mario Vargas Llosa, 1967’de 31 yaşındadır. Dört romanı yayınlanmış, Ve o yıl Yeşil Ev ile Premio Rómulo Gallegos’u kazanmış. Latin Amerika edebiyatının yeni kuşağının önde gelen romancılarından biri kabul ediliyormuş. Latin Amerika edebiyat çevrelerinde adı bilinen, birkaç önemli eseri yayımlanmış, gelecek vaat eden bir romancı olarak görülüyormuş.
Márquez ve Llosa’nın konumlarına bakıldığında, Llosa’nın Márquez’i söyleşi yapmak için Lima’ya davet etmesi ve söyleşinin moderatörlüğünü üstlenmesi ilginçtir. Llosa, Márquez’i kitaplarından tanımış, ardından 1966’da mektuplaşmaya başlamışlar. İletişimi başlatan Márquez. Bu mektuplarda okudukları kitapları, yazdıkları metinleri, yayınevlerini, çevirileri, film projelerini, ortak tanıdıkları konuşuyor, seyahatlerini anlatıyorlarmış birbirlerine. Hatta birlikte roman yazma fikrini bile tartışmışlar. Peru ile Kolombiya arasında 1930’ların başındaki savaş üzerine birlikte bir roman yazmayı düşünmüşler ama proje gerçekleşmemiş, mektuplarda kalmış.
İlk karşılaşmaları Caracas Havalimanı’nda, 1-2 Ağustos 1967 gecesi olmuş. O sırada Yüzyıllık Yalnızlık henüz birkaç ay önce yayımlanmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. İki genç yazar Caracas’ta yakın arkadaş olmuş ve ardından Bogotá’ya gitmişler. Llosa’nın Márquez’i Lima’ya davet etme ve birlikte söyleşi yapma fikri de bu sıralarda doğmuş. Yüzyıllık Yalnızlık ve Márquez bu söyleşi teklfi sırasında henüz Peru’da pek tanınmıyormuş. Ama ünü bir çığ gibi kısa sürede her yeri kaplayacaktır.
İki yazar 5 ve 7 Eylül 1967’de Lima’daki Universidad Nacional de Ingeniería’de (UNI) biraraya geliyor. Konuşmanın başlığı: “La novela en América Latina” yani: “Latin Amerika’da Roman.” Ama bu iki yazarın eşit ağırlıklı söz aldığı bir sohbet değil. Amaç Yüzyıllık Yalnızlık ve Márquez’i Peru’da tanıtmak. Vargas Llosa büyük ölçüde soru soran, yönlendiren, konuyu açan kişi konumunda. García Márquez ise cevaplayan taraf. Bu nedenle bazı araştırmacılar metni uzun bir röportaj olarak değerlendirmiş. Doğru tanım, Vargas Llosa’nın García Márquez’i, onun roman anlayışını ve Latin Amerika romanının geleceğini sorguladığı uzun bir edebî söyleşi, olsa gerek.
İki yazar özellikle romanın nasıl kurulacağı, gerçeklik ile kurmaca arasındaki ilişki ve romancının gerçekliği dönüştürme biçimi üzerinde duruyor. Llosa, “Latin Amerikalı romancı kendi gerçekliğini nasıl anlatabilir?” diye soruyor. García Márquez’in cevabı önemli: Latin Amerika’nın gerçekliği zaten Avrupa’daki “normal gerçeklik” kavramından farklıdır. Bu yüzden olağanüstü olayların romana girmesi gerçeklikten kaçış değildir. Tam tersine Latin Amerika’nın gerçekliğini anlatmanın yollarından biridir.


Márquez kendisini bir “fantastik romancı” olarak görmüyor. Onun açısından, olağanüstü görünen şey Latin Amerika’daki hayatının içinde var. Dolayısıyla Avrupa merkezli gerçekçilik anlayışıyla Latin Amerika gerçekliğini ölçmek yanlıştır, diyor. Yani, García Márquez için büyülü gerçekçilik, gerçekliğe eklenmiş bir “büyü” ya da fantastik boyut değil, gerçekliğin kendisinin farklı bir algılanışı. Bir anlamda söyleşide “Büyülü Gerçekçilik” akımının adını koyuyor, tanımını yapıyorlar.
Llosa’nın söyleşide gündeme getirdiği bir başka soru, “Romancının topluma ve siyasete karşı sorumluluğu var mıdır?” Bu soru 1967 Latin Amerika’sında oldukça güncel ve gündemde. Küba Devrimi’nin etkisi, Vietnam, ABD’nin kıtaya müdahaleleri, askeri darbeler, diktatörlükler, sömürgecilik ve anti-emperyalizm tartışmaları kıtadaki entelektüel ortamı belirlemekte. Márquez, romancının ideolojik konumunun yazdığı eserde ister istemez ortaya çıkacağını savunuyor. Llosa aynı fikirde değil. Zaten sonraki yıllarda iki yazar dost kalacak ama tamamen zıt politik konumlarda olacak. Barcelona’da komşu olacak, neredeyse her gün görüşecekler.
Vargas Llosa’nın Madrid Complutense Üniversitesi’ndeki doktora tezinin adı “García Márquez: Bir Tanrı Katli Öyküsü”. Bu çalışma 1971’de 600 sayfalık bir kitap olmuş ama o sıralarda dostluk zedelenmeye başlamış. Dostluğun bozulmasında Küba meselesi ve Latin Amerika solunun geleceği önemli bir rol oynamış. 1971’de Kübalı şair Heberto Padilla’nın tutuklanması ve kendisini eleştiren bir “itiraf” yapmaya zorlanması, Latin Amerikalı entelektüeller arasında büyük bir tartışma yaratmış. Llosa, Küba yönetimini ve Castro’yu çok sert eleştirmiş, Márquez ise hafif bir eleştiri yapmış ve sonra Castro ile iyice yakınlaşmış. İkili arasında ideolojik olarak ayrışma başlamış. 12 Şubat 1976’da yumruklu bir kavgaları da olacak.
Vargas Llosa, Mexico City’deki Palacio de Bellas Artes’te García Márquez’in yüzüne yumruk atmış ve bu da arkadaşlığın sonu olmuş. Ama bu kavganın nedenini iki taraf da açıklamamış. Márquez’in gözünde oluşan morlukla çekilmiş fotoğraf, edebiyat tarihinin en meşhur fotoğraflarından biri. On yıllarca süren küslüğe rağmen, 2007’de Vargas Llosa, kitabının bir bölümünün García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ının 40. yıldönümü baskısının giriş bölümü olarak kullanılmasına izin vermiş. Márquez hakkındaki çalışmasını da bütün eserleri arasında yayınlatmaya devam etmiş. (Vargas Llosa-García Márquez dostluğunu bitiren yumruk – BBC News Türkçe). 2014’de Márquez hayatını kaybettiğinde Llosa, eski dostunun arkasından saygılı ve sıcak bir veda mesajı yayımlamış
1967’ye dönersek Lima’daki söyleşinin edebiyat tarihi açısından en önemli özelliklerinden biri de henüz Latin Amerika edebiyatında “Boom” (patlama) tanımlanmamışken Vargas Llosa konuşma sırasında “boom” kelimesini kullanıyor ve Márquez’e Latin Amerika romanındaki bu yeni hareket hakkında ne düşündüğünü soruyor. İki Yalnızlık’a önsöz yazan romancı Juan Gabriel Vásquez 1967’de “boom”un henüz ortaya çıkmakta olduğuna dikkati çekiyor.
Konuşmanın bence en ilginç bölümlerinden biri de William Faulkner ve onun Latin Amerika edebiyatı üzerindeki etkisi. Márquez, Latin Amerikalı romancıların Faulkner’a çok şey borçlu olduğunu kabul ediyor. Faulkner, ABD’nin güneyinin tarihini, şiddetini, aile ve sınıfsal yapısını, kolektif hafızasını, nasıl romana dönüştürdüyse, Latin Amerikalı romancılar da kendi kıtalarının tarihini benzer biçimde romanlaştırmaya çalışıyorlar. Ama bu kadar önemli olan diğer etki Faulkner’ın anlatım biçimi, zamanı parçalayarak anlatması, Márquez bu biçimin Latin Amerikalı romancıların anlatmak istedikleri konulara çok uygun olduğunu düşünüyor.
Kitabın adı üzerinde de durmak gerek. Zaten ilk gördüğümden beri düşünüyorum, neden İki Yalnızlık? Söyleşi 58 sayfalık bir kitap olarak1967’de ilk kez yayınlandığında adı, La novela en América Latina: Diálogo yani “Latin Amerika’da roman: Diyalog”. İki Yalnızlık adı 2021’de yayınlanan Alfaguara edisyonuyla kitaba üst başlık olarak eklenmiş. Kitabın adı “İki Yalnızlık, Latin Amerika’da Roman” olmuş.
Eleştirmenler bu adın Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ını çağrıştırmak için konulmuş olabileceğini, aynı zamanda iki romancı, iki edebiyat anlayışı ve iki mizacın karşılaşmasının vurgulandığını düşünmüşler. Vásquez de konuşmayı iki farklı edebiyat anlayışının karşılaşması olarak değerlendiriyor. Vargas Llosa daha analitik, teorik ve sistematik, García Márquez ise daha sezgisel, mizahi ve paradoksal. Yani Latin Amerika edebiyatının iki kutbunu oluşturuyorlar, diyor.
Alfaguara edisyonu, ilk baskıdan farklı ve oldukça gelişmiş. Yoğun bir editör emeği verildiği belli. Sadece iki günlük söyleşinin metninden oluşmuyor. Kitabın tanıtımında da belirtildiği gibi dönemin edebiyatçılarının tanıklıkları, nadir fotoğraflar ve röportajlarla zenginleştirilmiş. Vargas Llosa’nın daha sonra yazdığı Márquez değerlendirmesi eklenmiş. Márquez’le iki söyleşi ve fotoğraflar da var.
Kitabın yeniden basılmasının öyküsü de ilginç. Önsözü yazan Juan Gabriel Vásquez, gençliğinde roman yazmayı öğrenmeye çalışırken bu kitabı çok aramış ama bulamamış. Varlığından bile şüpheye düşmüş. Nihayet Bogota’da bir sahaf böyle bir kitabın olduğunu ancak korsan baskılar hariç kitabın piyasada bulunamadığını, yani çok nadir olduğunu, isterse kendi kendi koleksiyonunda olan nüshanın fotokopisini verebileceğini söylemiş. Kitabın ancak 1991’de yeni baskısı yapılmış. 2003, 2013 ve 2017 tekrar baskıları çıkmış. Yani Latin Amerika romanı üzerine başvuru metinlerinden biri olarak yaşamaya devam etmiş. 2021’de Alfaguara genişletilmiş baskıyı yapmış. Türkçede Kaan Öztekin çevirisi ile 144 sayfa olarak bu edisyonu okuyoruz.
İki Yalnızlık, Latin Amerika’da Roman’da öncelikle García Márquez’in kendi romanını Yüzyıllık Yalnızlık’ı nasıl değerlendirdiğini, Latin Amerika kimliği ve romanı, yazarın toplumsal sorumluluğu hakkında ne düşündüğünü ve kendisini nasıl konumlandırdığını görüyoruz. “Büyülü Gerçekçilik”i tanımlıyor, ortaya çıkmakta olan “Boom” hakkında görüşlerini söylüyor. Vargas Llosa ise entelektüel donanımlı, bilgili, ele aldığı konu üzerine iyi çalışmış bir söyleşici ya da kolaylaştırıcı ama sohbet uzadıkça o da kendi değerlendirmelerini dile getiriyor. Önsözü yazan Juan Gabriel Vásquez 1967’de gerçekleşen bu iki günlük söyleşinin önemine değiniyor ve bugün nasıl okunması gerektiğine dair bir edebi – tarihsel çerçeve sunuyor. Tanıklıklarda da söyleşinin nasıl gerçekleştirildiği, konuşmanın yapıldığı salonun görünümü, salonu tıka basa dolduran çoğu üniversiteli dinleyicilerin ve konuşmacıların ruh hallerini anlamak açısından önemli bilgiler ve anılar aktarıyor.
* İki Yalnızlık, Latin Amerika’da Roman, Gabriel García Márquez ve Mario Vargas Llosa, çev. Kaan Öztekin, Ketebe yay. Haziran 2026.

















