Hafıza detektifi neyin peşinde?  | Metin Celâl

Ağustos 5, 2026

Hafıza detektifi neyin peşinde?  | Metin Celâl

Gökhan Akçura, Türkiye’nin yakın dönem kültür tarihini gündelik hayatın unutulmuş ayrıntılarından yeniden kuran eşi bulunmaz bir araştırmacı. Resmî tarihin büyük olayları ve önde gelen kişileri yerine gazetelerin sayfalarına, eski ilanlara, plaklara, sinema salonlarına, eğlence mekânlarına ve geçici basılı malzemeye yöneliyor. Onun çalışmalarında “ıvır zıvır” sayılan nesneler, toplumsal belleğin en dirençli belgelerine dönüşüyor. Bu bakımdan Akçura yalnızca geçmişi anlatan bir yazar değil, kültürel hafızanın kayıp parçalarını arayan, bulan ve yeniden anlamlandıran bir “hafıza detektifi”.

1951’de doğmuş. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirmiş. Bir süre aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmış. 1982’de üniversiteden ayrıldıktan sonra reklam ve senaryo yazarlığı, yayıncılık, editörlük ve radyo programcılığı yapmış. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun dramaturg kadrosunda görev almış. Daha sonra çalışmalarını serbest araştırmacı ve yazar olarak sürdürmüş.

Gökhan Akçura’nın temel çalışma alanları tiyatro, sinema, eğlence hayatı, popüler müzik, İstanbul kültürü ve gündelik yaşam tarihi. Akçura’yı klasik anlamda bir tarihçiden ayıran temel özellik, tarih yazımının uzun süre önemsiz saydığı nesnelere, özellikle efemeralara yönelmesi. Onun araştırmalarında bir sinema bileti, gazete ilanı, güzellik yarışması haberi, plak etiketi, lokanta menüsü ya da unutulmuş bir oyuncunun fotoğrafı, toplumsal dönüşümü açıklayabilecek bir belgeye dönüşüyor. Bu yönüyle Akçura, gündelik hayatın ayrıntılarından, unutulmuş, görünmeyen yanlarından ele aldığı dönemin zihniyetini, zevklerini, tüketim alışkanlıklarını ve kültürel yapısını ortaya çıkarıyor.

Tabii bunları yapabilmek için güçlü bir koleksiyona ya da o efemeraların kimde olduğu, nasıl ulaşılabileceği bilgisine ihtiyaç var. Büyük ve önemli bir koleksiyoncu olduğu söylenmesine rağmen Akçura kendisini ısrarla “koleksiyoncu” saymıyor, yazacağı yazılar, hazırlayacağı kitaplar ve açacağı sergiler için belge topladığını söylüyor. Ona göre koleksiyoncu, belirli bir alanın bütün örneklerini edinmeye çalışır, kendisi ise bir konuyu açıklayacak, araştırmaya ışık tutacak ve anlatıyı görsel olarak destekleyecek malzemeyle ilgileniyor.

Akçura, “eski insanlarla temas”ın önemini özellikle vurguluyor. Bir sohbet sırasında açılan aile albümünde, o an üzerinde çalışılan konudan tamamen farklı bir araştırmanın belgesiyle karşılaşmak mümkün, diyor Böylece arşivi yalnızca satın alma yoluyla değil, kişisel ilişkiler, ödünç alma, kopyalama ve farklı arşivler arasında dolaşma yoluyla da gelişmiş.    

Çalışkan bir araştırmacı, yazar. 1990’lardan bu yana bu alanlarda otuzu aşkın kitap yayınladı. 1998’de kısa ömürlü fakat görsel kültür ve efemera tarihi bakımından önemli bir yayın olan Albüm dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlendi.

Akçura’nın araştırma yöntemi için “hafıza dedektifliği” tanımı oldukça uygun. Çünkü o, hazır bir tarih anlatısını tekrar etmek yerine çeşitli izleri takip ederek yeni bilgilere ulaşıyor. Eski gazeteler, dergiler, fotoğraflar, broşürler ve kitap sayfaları arasında dolaşıp birbirinden kopuk gibi görünen belgeleri yan yana getirerek metinlerini kaleme alıyor. Akçura’nın yaptığı nostaljik bir geçmiş güzellemesi değil. Araştırmalarının temelinde belgeye ulaşma, karşılaştırma ve anlatıyı somut ayrıntılarla kurma çabası var.

Yeni kitabı Hafıza Detektifi, klasik anlamda tek bir konuya odaklanan, baştan sona kronolojik ilerleyen bir tarih araştırması değil. Gökhan Akçura’nın arşivlerden bulup çıkardığı unutulmuş insanlar, küçük olaylar, gündelik hayat sahneleri ve efemeralar aracılığıyla yakın dönem Türkiye’sinin kültürel hafızasını anımsattığı, görsel ve belgeli kültür tarihi yazılarından oluşan bir kitap.

Kitap esas olarak görsellere dayanıyor, o görsellerden yola çıkarak adeta bir detektif gibi bilgiye ulaşmaya çalışıyor, görseldeki kişilerin, onların anımsattığı olayların izini sürüyor. Zamanında herhangi bir vesile ile dikkat çekmiş ama sonra unutulmuş insanları, olayları, kültürel modaları ve gündelik hayat sahnelerini yeniden görünür kılıyor. Bunlar kısa, bir sayfayı geçmeyen yazılar ama çok şey anlatıyor, öğretiyor, biraz da geçmişi yad edip gülümsetiyor.

Tanıtım metnindeki “biraz iyi biraz kötü, biraz becerikli biraz beceriksiz insanlar” ifadesi önemli. Kitap, kişilerini anıtlaştırmak yerine onların çelişkilerini, tutkularını ve başarısızlıklarını da koruyarak anlatmayı amaçlıyor.

Hafıza Detektifi’nde yer alan her görselin bir öyküsü var ve bunlardan yola çıkarak yazılan metinlerin her biri birer küçük öykü olarak kabul edilebilir. Bu öyküler yan yana geldikçe Türkiye’nin modernleşme, şehirleşme, eğlence ve popüler kültür tarihine ilişkin daha geniş bir panorama ortaya çıkıyor. Geçmişi, o zamanlardaki yaşamı, kültür ve sanat kişilerini, ortamlarını ve tabii en ufak bir kağıt parçasını bile saklamanın önemini ve ondaki bilgileri doğru değerlendirirseniz benzersiz öykülere ulaşacağınızı da kavrıyorsunuz.

* Hafıza Detektifi, Gökhan Akçura, Oğlak yay. Mayıs 2026.

Yorum yapın