“Tatilde hangi kitapları okuyacaksınız?” | Metin Celâl

Temmuz 15, 2026

“Tatilde hangi kitapları okuyacaksınız?” | Metin Celâl

Yanıma birkaç kitap almadan tatile çıkamam. Bu yaz tatili için de kitaplarımı seçtim. Geçen yıl söylediğim gibi tatil kitaplarım daha çok edebi eserler, polisiyeler ve zamanında okuyamadıklarımdan oluşuyor. Özellikle kalın diye ya da yoğundur, dili ağırdır, salim kafayla okuyup tadına varmak gerekir, uygun zamanda okuyayım diye ayırdığım kitapları da tatilde okumaya çalışıyorum.  

Terra Nostra

Carlos Fuentes, 20. yüzyıl Latin Amerika edebiyatının “Boom” (Patlama) dönemine damgasını vurmuş, dünyaca ünlü Meksikalı romancı, deneme yazarı. Latin Amerika edebiyatını çok seviyoruz ama Fuentes’in kitaplarının yeni baskıları bir süredir ihmal edilmişti. Everest Yayınları, “Terra Nostra”, “Cennetteki Adam” ve “Friedrich Balkonunda”yı ardarda yayınladı. Ben tatilde okumak için “Terra Nostra”yı seçtim. Terra Nostra, Fuentes’in başyapıtı sayılıyor. Edebiyat dünyasında bir dönüm noktası olarak kabul edilen ve yazılması yıllar süren, Fuentes’in en hacimli, en deneysel eseri, başyapıtı. Geleneksel roman kalıplarını tamamen yıkan eser, diye tanımlanmış, Akdeniz kültürünün binlerce yıllık birikimi üzerinden Latin Amerika’nın köklerini sorgulayan devasa bir anlatı diye nitelenmiş. Bülent Doğan çevirmiş.

Kelimeler ve Resimler

Orhan Pamuk’un yeni romanı bekleniyordu, Kelimeler ve Resimler geldi (Yapı Kredi yay.). Kitap “Seçme Hatıralar, Yazılar ve Bir Hikâye” altbaşlığını taşıyor. Yazarın hayatı boyunca tutkuyla bağlı kaldığı iki büyük alan olan yazmak ve resmetmek arasındaki yaratıcı ilişkiyi kendi iç dünyası üzerinden ele almaktadır, diye tanıtılmış kitap. Kelimeler ve Resimler’de, yazarın kişisel arşivinden ilk defa gün yüzüne çıkan eski fotoğraflar ve çizimler de yer almakta. Pamuk’un kültür ve sanat dünyasından dostluk kurduğu Umberto Eco, Paul Auster, Ara Güler ve Anselm Kiefer gibi dünya çapında tanınan isimler hakkında yazıları da yer almış. Orhan Pamuk’un artık anılarını yayınlamasının zamanıdır, diye düşünmeden edemedim.

Karpatlar Şatosu

Jules Verne’in Karpatlar Şatosu ilk kez 1892’de yayımlanmış. “Olağanüstü Yolculuklar” dizisinin en sıra dışı romanlarından biri kabul ediliyor. Gotik korku, romantizm ve bilimkurgu ögelerini harmanlayan roman, ünlü vampir romanı Drakula‘dan beş yıl önce kaleme alınmış ve Bram Stoker’ın Drakula’yı yazarken bu kitaptan ilham aldığı kabul edilmiş. Jules Verne de Transilvanya’daki Karpat Dağları’nın eteklerinde yer alan bir şatoda ve çevresinde geçen bir eser kaleme almış. Işıl Özgüner’in çevirdiği kitap İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış.

Kırmızı Ayna  

Kırmızı Ayna, uluslararası ödüllü yazarımız Burhan Sönmez’in yeni romanı. Romanı Kürtçe kaleme aldığı aslından (Neynika Sor – Avesta Yayınları) kendisi Türkçeye çevirmiş. Türkçesi İletişim Yayınları’ndan çıkan romanın hafıza, zaman, ölüm ve aidiyet kavramlarını sorguladığı belirtiliyor. Ömrünün son günlerini bir hastane odasında geçirmekte olan Zaza ile gizemli bir biçimde ortadan kaybolduktan yıllar sonra aniden yanında beliren oğlu Seba’nın hikâyesi üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine ayna tuttuğu, Dersim’den Galatasaray Meydanı’na (Cumartesi Anneleri) uzanan trajik ve karanlık bir toplumsal belleğin izini sürdüğü belirtiliyor.

Güvercin Curnatası

Güvercin Curnatası “Konuşmalar, Soruşturma Yanıtları” altbaşlığını taşıyor, Türk şiirinin büyük ustalarından Cemal Süreya’nın çeşitli dergi, gazete, radyo ve televizyonlarda gerçekleştirdiği söyleşiler ile edebi soruşturmalara verdiği yanıtları bir araya getiren, başucu kitabı niteliğinde bir derleme eser. İlk kez yazarın vefatından sonra Haziran 1997 yılında Nursel Duruel editörlüğünde yayımlanan kitabın yeni baskısı Can Yayınları’ndan çıkmış. Kitap, Cemal Süreya’nın şiir poetikasından günlük hayata, cinsellikten politikaya kadar geniş bir yelpazedeki samimi düşüncelerini ilk ağızdan okura aktarmaktadır, diye tanıtılıyor. 

İstiklal Göklerdedir

Haydar Ergülen’in trenleri, otobüsleri, vapurları odağına aldığı “Yolculuklar ve Kentler” dizisinin dördüncü ve son derlemesi İstiklal Göklerdedir. Bu kez uçma tutkusu, uçaklarda, havalimanlarında yaşananların yer aldığı yazıları, anıları, öyküleri derlemiş Haydar Ergülen. Enis Batur, Şavkar Altınel, Gaye Boralıoğlu, Eray Canberk, Murat Gülsoy, Mine Söğüt, Karin Karakaşlı, Murat Uyurkulak, Mahir Öztaş, Meltem Gürle, Cem Erciyes, Irmak Zileli, Zafer Şenocak derlemede eserleri yer alan yazarlardan bazıları. Cümleten İyi Yolculuklar, Trenler Kalkar Haydarpaşa’dan ve Bu Sefer Mavi… kitapları da diziden daha önce çıkan derlemelerdi. Kitapların hepsi Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıktı. 

Işık ve İp

Han Kang, Türkçede yayınlanan hiçbir kitabını kaçırmadığım, yakından takip ettiğim bir yazar. Nobel ödüllü Güney Koreli yazarın Türkçedeki sekizinci kitabı Işık ve İp. Göksel Türközü’nün Koreceden çevirdiği kitap April Yayınları’ndan çıktı. Han Kang’ın en kişisel ve özgün eseri, diye tanıtılıyor. Denemeler, şiirler, günlükler ve yazarın kendi objektifinden fotoğraflarla örülmüş kurgu dışı bir anlatı diye tanımlanmış kitap. Doğrusu hem “kurgu dışı” hem “anlatı” nasıl oluyor diye merak ettim. Yazar, dilin ve sözcüklerin insanları birbirine bağlayan bir altın ip olduğunu, yaşamın ışığını kalpten kalbe taşıdığını savunuyormuş. Kitap, yazarın tüm dünyada yankı uyandıran Nobel Edebiyat Ödülü konuşma metniyle başlıyor.

17 Haziran

17 Haziran, Hayatta Kalanlar ve Malma İstasyonu yapıtlarıyla tanıdığımız İsveçli yazar Alex Schulman’ın en otobiyografik romanı olarak tanıtılıyor. Yonca Mete Soy’un İsveççe aslından çevirdiği, Timaş’tan çıkan roman, zaman, travma, hafıza labirentleri ve ebeveyn-çocuk ilişkileri üzerine kurulu hüzünlü bir yüzleşme hikâyesidir, diye tanıtılmış. Romanın baş karakteri Vidar öğretmenlik yaptığı okulda bir öğrenciyi darp ettiği iddiasıyla açığa alınmış ve hayatı altüst olmuş bir tarih öğretmenidir. Soruşturma baskısı altında ezilirken, eski eşyalarının olduğu bir kolisinde ailesinin 1980’lerde kaldığı eski yazlık evinin telefon numarasını buluyor. Telefonun artık kullanılmadığını ve hattın kapalı olduğunu bilmesine rağmen içgüdüsel olarak bu numarayı tuşluyor ve 17 Haziran 1986 gününe bağlanıyor.  

Masa Mikrofonu

Murathan Mungan’ın düzyazı ve söyleşilerini bir araya getirdiği Devam Ağacı ve Güne Söylediklerim kitaplarının izinden giden Masa Mikrofonu’nun içeriğini yazarın yakın tarihli bazı söyleşileri oluşturuyor, diye tanıtılmış kitap. Murathan Mungan usta bir şair ve yazar olmasının yanında çok iyi bir konuşmacıdır. Her işini olduğu gibi konuşmalarını da ciddiye alır, iyi çalışır, konuşma konusuyla ilgili doyurucu, bilgilendirici şeyler anlatır, yani boşa konuşmaz. Metis Yayınları’ndan çıkan kitapta Mungan’ın 2023-2025 yılları arasında farklı kentlerde ve platformlarda gerçekleştirdiği sekiz önemli konuşma bir araya getirilmiş. Haydar Ergülen’in “natıkası (konuşma yeteneği) oldukça kuvvetli” diye tanımladığı Mungan konuşmalarında Türkiye’nin yakın tarihine, kültür dünyasına ve günümüzün küresel sorunlarına ayna tutmaktaymış. 

Nisa

Nisa, Filiz Aygündüz’ün dördüncü romanı.  Roman şöyle tanıtılıyor; Sivas’ın muhafazakar köy ortamından Nişantaşı’nın bodrum katlarına, Etiler’deki lüks villalardan Çağlayan’ın dar sokaklarına uzanan bir hayat süren Nisa, eğitim hayatından evliliğine kadar her aşamada baskılarla karşılaşır. Eğitimli ve yüksek sosyoekonomik düzeydeki eşi Sarp’tan gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddetle evliliğin karanlık dehlizlerine sürüklenir. Ancak genetik bir kaderin pençesinde acılara teslim olmak yerine, annesinden miras kalan “Dik dur” öğüdüyle ayağa kalkar. Sürekli kendisinin kurtarıcısı olacak o sihirli soruyu fısıldar: “Peki şimdi ne yapabilirim?”. Doğan Kitap’tan çıkan romanın Türkiye’de kadın olmanın ortak yüklerini gündelik hayatın küçük kırılmaları üzerinden başarıyla aktardığı belirtiliyor.

Hafıza Detektifi

Araştırmacı, yazar ve kültür tarihçisi Gökhan Akçura’nın yeni eseri Hafıza Detektifi. Oğlak Yayınları’ndan çıkan kitapta Akçura, gazete kupürlerinden, eski fotoğraflardan, dergi sayfalarından ve broşürlerden iz sürerek sıradan insanların kişisel hikâyelerinin peşine düşmüş. Bir anlamda “Gündelik Hayatın Arkeolojisi”ni yapmış. Hafıza Detektifi, eski dönemlerin eğlence anlayışını, unutulmuş alışkanlıkları, eski semtlerin sokak kültürünü ve günlük yaşama dair küçük ama çarpıcı objelerin tarihsel serüvenini inceler, diye tanıtılmış. Gökhan Akçura’nın keyifli üslubundan geçmiş zamanlardaki gündelik hayatın izini sürmek kuşkusuz keyifli olacak.

Sessizlik Prosedürü & Göz Alabildiğine Sanat

Kitap seçerken okurların en çok arkadaşların tavsiyelerini dikkate aldığını biliyoruz. Bu da bana şair dostum, adaşım Celâl Soycan’dan bir tavsiye. Fransız düşünür, şehir plancısı ve kültür kuramcısı Paul Virilio’nun çağdaş dünyanın krizlerini ele aldığı iki sarsıcı metnini bir araya getiren felsefi inceleme kitabıdır, diye tanıtılıyor Sessizlik Prosedürü & Göz Alabildiğine Sanat. Ketebe’den çıkan, Murat Erşen’in çevirdiği kitaptaki iki metin, hızın tiranlığı altında ezilen modern algının ve çağdaş estetiğin iflasını ilan eden bir manifesto niteliğindedir, diye sunuluyor. Geliştirdiği “Dromoloji” (Hız Bilimi) kavramıyla tanınan Paul Virilio, bu kitapta yer alan metinlerinde teknolojinin ve iletişimsel süratin insan bilinci ile sanat üzerindeki yıkıcı etkilerini inceliyormuş.  

Tatil biter, kitaplar bitmez

Aslında listem daha uzun ama kısa bir tatilde bu kadar kitabı bile okumak olanaksız kuşkusuz. Yine de merak edenler için listemdeki diğer kitapların da adlarını vermek istiyorum. Polisiyesiz tatil olmaz, Petros Markaris’in Komiser Haritos dizisinin 15. kitabı “Karyatidlerin Başkaldırısı” (Alfa Yay), Cem Kozlu’nun “Arkeolojik keşifler ve küresel entrikaların iç içe geçtiği nefes kesici bir roman…” diye tanıtılan “Sandima Tableti” (Remzi Kit.), felsefeci şair dostum Oktay Taftalı’nın “Ben’merkezci İnsan ve Kaybolan Gerçeklik” (Vapur yay.), Altay Öktem’in tüm öykülerini biraraya getiren “Bir Uçak Dolusu Taze Hipotalamus” (Yitik Ülke yay.), Aras Yayıncılık’ın “İstanbullu Ermeni Kadın Yazarlar” dizisinden, Adrine Dadıryan’ın ilk baskısı 1955’te  yayımlanan  romanı “Kaldırımlarda”, 1919 baharında Kiev’de geçen Andrey Kurkov’un “Samson ve Nadejda” (Siren yay.), Bir Oyun, Bir Eğlence adlı romanı ile tanıdığımız James Salter’in “Işık Yılları” (Jaguar Kitap), Gökhan Tunç’un teknoloji ve edebiyat arasındaki ilişkiye farklı bir bakışla yaklaştığı “Şiirin Direnci” (Ötüken Neşriyat) ve “Orhan Veli’nin yetmiş beş yıl önce başlayıp bitiremediği, Selahattin Hilav’ın on küsur yıl sonra devam edip talihsizliklerden sonunu kesemediği ‘unutulmuş’ çevirilerinin, Ebru Erbaş tarafından nihayete erdirilmesiyle ilk kez Türkçede” yayınlanan İrene Nemirrovski’nin “İtler ve Kurtlar”ı (Tetes yay.) ve Özen B. Demir’in “Tiryakilik: Bir Psikopoetika – Edebiyat ve Mükeyyifat” (Telemak Kitap) yazın okunacaklar listemdeki diğer kitaplar.

Yorum yapın