Safiye Ayla’nın komando ile aşkı bir belgesel roman mı? | Metin Celâl

Haziran 7, 2026

Safiye Ayla’nın komando ile aşkı bir belgesel roman mı? | Metin Celâl

Bir zamanlar “Belgesel roman”lar çok yaygındı. Şimdi pek örneklerini görmüyoruz.  Belgesel roman, tarihsel ya da toplumsal bir olayı anlatırken kurmaca tekniklerle birlikte gerçek belgelerden, tanıklıklardan, gazete haberlerinden, mektuplardan, mahkeme kayıtlarından, resmi evraklardan ve arşiv malzemelerinden yararlanan roman türüdür, diye tanımlanıyor. Türün dünya edebiyatındaki önemli örnekleri arasında Truman Capote’nin Soğukkanlılıkla, Norman Mailer’ın The Executioner’s Song ve Aleksandr Soljenitsin’in Gulag Takımadaları gibi romanları sayılıyor.

Türk edebiyatında pek fazla örnek yok. Attilâ İlhan romanlarını Cumhuriyet tarihi, siyasal olaylar ve yakın tarih belgeleriyle yazardı ve kullandığı kaynaklardan bazılarını da romanda belirtirdi. Aynı şekilde, Kemal Tahir de eserlerinde yoğun olarak tarihsel belgeler, anılar, gazete haberleri kullanıyordu. Samim Kocagöz’ün “İzmir’in İçinde”sinde de Kurtuluş Savaşı’nı tanıklıklar ve tarihsel verilerle anlattığını biliyoruz.

Bu türde Celalettin Çetin’in önemli bir rolü var. İyi bir gazeteci, önemli bir röportajcı olan Celalettin Çetin “belgesel roman” kavramını bilinçli biçimde kullanan ve savunan yazarlardan biriydi. Şiir ve hikâyeleri ile de tanınan Celalettin Çetin eserlerinde mahkeme tutanakları, gazete kupürleri, resmi belgeler, tanık anlatılarını romanlarında kullanırdı. Çetin’in amacı yalnızca hikâye anlatmak değil, belirli tarihsel olayların kayıt altına alınmasını sağlamaktı.

Serdar Soydan, yıllardır eski gazete ve dergi koleksiyonları üzerinde çalışarak edebiyatımıza birçok eseri kazandırmış değerli bir araştırmacı. Suat Derviş, Nahid Sırrı Örik gibi önemli yazarlar üzerine yaptığı bibliyografik ve editöryal çalışmalarla Türk edebiyatına önmeli katkılarda bulundu, bulunmaya devam ediyor.

Serdar Soydan’ın yazarlığını biliyordum ama edebi bir çalışmasını okumamıştım. Lütfen Alkışlamayın: Safiye Ayla ve Komando Serdar Soydan’dan okuduğum ilk edebi eser oldu. Serdar Soydan, bu romanda Alaturka müziğin büyük yıldızlarından Safiye Ayla’nın kısa süren bir aşkını anlatıyor. Atatürk’ün huzurunda şarkı söylemesi ile de bilinen Safiye Ayla, uzun sanat yaşamı boyunca başta İstanbul Radyosu olmak üzere Türkiye radyolarında sayısız konser vermiş, beş yüzden fazla plak doldurmuş. Doldurduğu plaklar satış rekorları kırmış. Büyük beğeni toplayan sesiyle ünü yurt sınırlarını aşmış bir sanatçı. Konservatuvar İcra Heyeti’nde çalışırken tanıştığı, kendinden yaşça oldukça büyük besteci Şerif Muhittin Targan ile 8 Nisan 1950 tarihinde evlenmiş. Evlilikleri 1967’de eşinin ölümüne kadar sürmüş. Evlendikten sonra gazino sahnelerinden uzak kalan Ayla, ayda bir verdiği Saray Sineması Konserleri’nde dinleyicilerle buluşmuş. Çile Bülbülüm, Yanık Ömer gibi şarkıları hala dinlenen güçlü bir şarkıcı ve aslında yetimhaneden başlayıp şöhretin en üst basamaklarına ulaşan çok ilginç bir yaşam öyküsü var.

Serdar Soydan,  Lütfen Alkışlamayın’da Safiye Ayla’yı eşi  Şerif Muhittin Targan’ın ölümünden sonra yeniden sahnelere dönme kararı alması ve Ruje Nuar adlı gece kulübünde verdiği ve olay yaratan konserini anlatarak başlıyor. Safiye Ayla, bu konsere çıktığında yıl 1969’dur. Üzerinde tülden yapılma şeffaf bir elbise vardır ve altına sadece bikini altı giymiştir. 60 yaşındadır ama ince ve narin vücuduyla bir genç kız gibidir. Tabii, Safiye Ayla’nın bu hamlesi basının ilgisini çeker ve röportajlar ard arda gelir. Basında yoğun bir şekilde görünen Safiye Ayla’ya dinleyiciler de büyük ilgi gösterir ve hayranlarından mektuplar yağar. Bunların bir kısmı da erkek hayranlardandır ve aşklarını ilan etmektedirler. Hiçbirine cevap vermez, sadece genç bir komando askeri olduğunu belriten birinden gelen mektup dikkatini çeker ve ona kısaca cevap verir. Bu cevap kimdir, nedir bilmediği bu komando ile yoğun bir mektuplaşmaya, ardından da büyük bir aşka dönüşür. 

Selim Soydan, kitabın başındaki sunuş yazısında bu konuyu ele almaya nasıl karar verdiğini anlattıktan sonra kullandığı kaynakları da açıklamış, sonda da romanda kaynak olarak kullandığı gazete haberlerinin, röportajların kupürlerine yer vermiş. O kupürlerde rastladığım isimlerden biri de Celalettin Çetin’di. Bana, Lütfen Alkışlamayın: Safiye Ayla ve Komando için “belgesel roman” diyebilir miyiz sorusunu düşündüren de bu isim oldu. Celalettin Çetin’in zamanında çok okunan romanlarını anımsadım. 

Klasik belgesel romanda belgeler görünürdür, okur roman metninin içinde sürekli belgelerle karşılaşır. Serdar Soydan’ın romanında ise yazarın açıklamalarından da anlaşıldığı üzere yoğun arşiv araştırması var ama belgeler romanın içinde doğrudan sergilenmiyor, kurmaca anlatıya dönüştürülüyor. Serdar Soydan, Türk edebiyatındaki klasik belgesel roman geleneğinden farklı olarak belgeyi görünür kılmayan, belgeyi kurmaca içinde eriten bir yöntem kullanıyor. Bu yönüyle Celalettin Çetin’in belgesel roman anlayışından çok, modern biyografik roman geleneğine yaklaşıyor. Bilindiği gibi biyografik roman kaleme alan birçok yazar var ama onlar kaynaklarını açıklamıyor ve belgelendirmiyorlar.

Zaten kitap aslında Safiye Ayla biyografisi değil. Safiye Ayla’nın yaşamından bir dönem ve onun sanatçı kişiliğine değil âşık haline odaklanıyor. Bir yandan toplumun tanıdığı haliyle Safiye Ayla’yı görürken diğer yandan kendinden 30 yaş genç birine büyük tutkuyla  âşık olan bir kadının yaşadığı ruhsal çatışmalarla da dahil olarak başından geçenleri okuyoruz.

Kitabın adının öyküsü de ilginç, Safiye Ayla, zamanında film de çevirmek istemiş ve bir film yapım şirketi kurmuş ve Nâzım Hikmet’e bir senaryo yazdırmış. Ama senaryoyu beğenmemiş ve film çekilmemiş. İşte o senaryonun adı “Lütfen Alkışlamayınız”mış.  

Güçlü bir kişilik olan, sanat hayatını ve şöhretini akıllı bir şekilde yöneten Safiye Ayla aşk hayatında deneyimsiz bir genç gibidir. K24’teki söyleşide kitap, “giderek toksikleşen ve iki tarafa da zarar veren bir aşk ilişkisi” olarak tanımlanmış. Serdar Soydan, Safiye Ayla’nın adını vermeden, çok ünlü bir sanatçının aşkını anlatıyorum diye de eserini sunsa ilgimi çekerdi, çünkü çoktandır böyle etkili bir aşk öyküsü okumadım.

* Lütfen Alkışlamayın: Safiye Ayla ve Komando, Serdar Soydan, Doğan Kitap, Nisan 2026. 

Yorum yapın