
Yaşar Gürsoy’un kaleme aldığı Nuri Conker: Atatürk’ün Can Yoldaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun en yakın dostunu ve perde arkasındaki insani hikâyeyi çarpıcı detaylarla anlatıyor.
Destek Yayınları etiketiyle okurla buluşan Yaşar Gürsoy imzalı Nuri Conker: Atatürk’ün Can Yoldaşı, Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatında özel bir yere sahip olan, ancak tarih sahnesinde çoğu zaman gölgede kalan Nuri Conker’in hikâyesini merkezine alıyor.
Kitap, Atatürk’ün yalnızca bir lider değil, aynı zamanda derin bağlar kuran bir insan olduğunu gözler önüne sererken; çocukluk yıllarından cephe günlerine, Cumhuriyet’in kuruluş sürecine kadar uzanan güçlü bir dostluğun izini sürüyor. Nuri Conker’in Atatürk’e “Kemal” diye hitap edebilen tek kişi olması, aralarındaki ilişkinin samimiyetini ve eşsizliğini ortaya koyuyor.Eserde, Selanik sokaklarında başlayan arkadaşlığın askeri okullarda pekişmesi, savaş cephelerinde sınanması ve Cumhuriyet mücadelesinde omuz omuza verilen bir yol arkadaşlığına dönüşmesi etkileyici bir anlatımla aktarılıyor. Aynı zamanda Atatürk’ün kamuoyunda pek bilinmeyen duygusal yönü, yalnızlığı ve dost kaybının yarattığı derin sarsıntı da dikkat çekici bir biçimde işleniyor.Nuri Conker’in vefatının Atatürk üzerinde yarattığı büyük etki, kitapta en çarpıcı bölümlerden biri olarak öne çıkıyor. Liderin, en yakın arkadaşını kaybettikten sonra yaşadığı yalnızlık ve içsel kırılma, resmi tarihin ötesine geçen insani bir portre sunuyor.Tarihsel belgeler, tanıklıklar ve güçlü bir anlatım diliyle şekillenen Nuri Conker: Atatürk’ün Can Yoldaşı, yalnızca bir biyografi değil; aynı zamanda bir dostluğun, sadakatin ve bir liderin arkasındaki görünmeyen bağların hikâyesi.Atatürk’ü farklı bir açıdan tanımak isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyan eser, okuru hem tarihle hem de duygularla iç içe geçen etkileyici bir yolculuğa davet ediyor.
Arka Kapak Yazısı:
“Nuri, aramızda terlik mesafesi olsun!” “İki erkeğin birbirine çok sıkı bağlanma ilişkisi, psikiyatrik ve psikolojik disiplinlerin üzerindeçalıştığı ve kuramlar geliştirdiği bir alan. Hatta modern psikiyatri bağlanma nesnesi fenomenini0-6 yaş arasındaki çocukluk çağı travma ve kazanımlarına kadar götürmektedir.Bir erkek bir başka erkeğe neden bu kadar sadakatle bağlanır? Derinlemesine incelendiğinde, baba ya da ağabeysizlik veya baba kaybı ardından tutulan yas ve aidiyetsizlik, çocuklukta kazanılan bir korku, bir ses tonu, bir benzerlik arayışının yansıması olabilir. Bununla birlikte insan bazen yerden o kadar fazla yükselir ki; etrafındaki bazı realiteler flulaşır. İşte böyle zamanlarda size isminizle hitap edecek sadık birine çok ihtiyaç duyar ve ona bağlanırsınız…”– Prof. Dr. Arif Verimli




















