
Şükran Oğuzkan’ın Dans Etmesini Seven Hipopotam adlı kitabını okurken, hikâyenin yalnızca sevimli ve eğlenceli bir anlatı sunmadığını; aynı zamanda çocukların dünyasına dair oldukça güçlü bir mesaj taşıdığını düşündüm. Özellikle sahada çocuklarla çalışan biri olarak, bu kitabın satır aralarında çocuk haklarına dair önemli bir bakış açısı sunduğunu fark etmek benim için daha da anlamlıydı.
Kitaptaki hipopotam karakteri, dans etmeyi seven, bunu yaparken mutlu olan ama çevresinin beklentileriyle karşı karşıya kalan bir çocuk gibi. Bu yönüyle karakter bana, çoğu zaman “nasıl davranması gerektiği” söylenen, kalıplara sokulmaya çalışılan çocukları hatırlattı. Oysa çocuk hakları perspektifinden baktığımızda, her çocuğun kendini ifade etme, ilgi alanlarını keşfetme ve özgürce gelişme hakkı vardır. Hipopotamın dans etme ısrarı tam da bu hakkın bir yansıması gibi okunabilir.
Hikâyede beni en çok etkileyen şeylerden biri, karakterin dışlanma ihtimaline rağmen kendinden vazgeçmemesi oldu. Bu durum, çocukların maruz kaldığı akran zorbalığı ya da yetişkin yönlendirmeleri karşısında ne kadar kırılgan olabildiklerini düşündürdü. Bir çocuğun “farklı” olduğu için geri çekilmek yerine kendini ifade edebilmesi, aslında ne kadar destekleyici bir çevreye ihtiyaç duyduğunu da gösteriyor. Bu noktada kitap, yalnızca çocuklara değil, yetişkinlere de dolaylı bir mesaj veriyor: Çocukları sınırlamak yerine onların potansiyellerini açığa çıkaracak alanlar yaratmak.
Şükran Oğuzkan’ın dili oldukça sade ama etkisi derin. Anlatımın akıcılığı ve sıcaklığı, hikâyeyi çocuklar için erişilebilir kılarken; alt metindeki mesajlar yetişkinler için de düşündürücü bir alan açıyor. Özellikle birlikte okuma süreçlerinde, bu kitabın çocuklarla “kendin olmak”, “farklılıklar” ve “başkalarının ne dediği” üzerine sohbet başlatmak için güçlü bir araç olabileceğini düşünüyorum.
Kendi deneyimlerimden de biliyorum ki, çocuklar çoğu zaman yetişkinlerin fark etmediği kadar net bir şekilde neyi sevdiklerini ve kim olduklarını bilirler. Ancak bu alan, çoğu zaman müdahalelerle daraltılır. Dans Etmesini Seven Hipopotam tam da bu noktada, çocukların öznel dünyasına saygı duymanın önemini hatırlatıyor. Bir hipopotamın dans etmesi ne kadar “alışılmadık” görünüyorsa, bir çocuğun kendi yolunu seçmesi de bazen o kadar şaşırtıcı karşılanabiliyor. Oysa her ikisi de son derece doğal.
Sonuç olarak bu kitap, benim için sadece bir çocuk kitabı değil; çocuk haklarını gündelik ve sade bir hikâye üzerinden anlatabilen güçlü bir anlatı. Çocukların kendileri olma hakkını savunan, onları kalıpların dışına çıkmaya cesaretlendiren ve yetişkinleri de bu sürece eşlik etmeye davet eden bir metin. Bu yüzden hem çocuklarla çalışanlara hem de ebeveynlere gönül rahatlığıyla önerilebilecek, üzerine konuşuldukça derinleşen bir kitap olduğunu düşünüyorum.


















