Hani Yunus Emre’nin aşılamayan bir cümlesi vardır:
Bir ben var benden içeri… Duymayan var mıdır bilmiyorum.

İşte Ressam Semra Bayhanlı ile Araştırmacı Ahmet Hilmi’nin ortak projesi ‘Orta Çağ’da Kıbrıs’ın Kadınları’ sergisini gezerken aklıma bu sözler geldi.
Tarih kitaplarının arasına sıkışmış, görmezden gelinmiş o tarih sayfalarını, tarihin içindeki gizli kayıtlar gibi hissettim. Bazı yaşanmışlıklar, gerçekler, resimlerle tuallere taşınır ve gün yüzüne çıkarak varlığını kanıtlar. Onları büyük emeklerle bizimle paylaşan sanatçılar çok değerli. Sanatın gücünün derinliği…
Sergiye dönecek olursak, ortak sembolün elma ve dinlerin, mitolojinin kadına bakış açısıyla ele alan eserler Londra’daki sanatseverler tarafından ilgiyle ve memnuniyetle karşılandı.
Londra Kıbrıs Türk Toplum Derneği’nin ev sahipliği yaptığı, sponsorluğunu Euromed Meritime Limited üstlendiği etkinlik hafızalarımızda yerini aldı.
Dev portre çalışmalarıyla tanınan eğitimci ressam Semra Bayhanlı ile özellikle Lüzinyan dönemini araştıran tarihçi Ahmet Hilmi yıllara yayılan projeye nasıl titizlikle hazırlandıklarını anlattı.
“Tarih kitaplarında göremeyeceğimiz detayları kayıt altına aldığımızı düşünüyoruz. Sekiz asır önce adada yaşayan ada halkının öne çıkan kadınları ele aldık. Lüzinyan Hanedanlığının soylu kadınları, kraliçeler, prensesler, kimi feminist, kimi Papa’ya karşı mücadele eden cesur kadınlarının yaşam hikâyelerini tuallerimizde anlatmaya çalıştık. Bunlardan en bilineni Lüzinyan hanedanlığının son kraliçesi Caterina Cornaro’ndur. Genç yaşta dul kalan , feminist, Papa’ya baş kaldıran, cesur bir kadın Alice de ana karakterlerden biri. Tuvaldeki Alice modeli için Zeynep Arık’la çalıştık. Bu proje Kıbrıs’ın ve Avrupa’nın tarihine izlerini bırakan işte bu kadınlara adanmıştır. Projemize konu olan Kahraman Kıbrıs kadınları, ataerkil düşüncenin hâkim olduğu çağda erkekler tarafından belirlenen cinsiyet temelli geleneksel modelin ötesine geçmişlerdir. Onların sesleri tarihçilerin anlatılarında sığ bir sessizlik içinde olsa da, eylemleri erkek merkezli topluma meydan okuyup, sosyal yapıların temellerini sarsmıştır.”
Ressam Semra Bayhanlı ise sergide, toplumda ve tarihte yok sayılan kadınları ele aldığını söyleyerek tarihimizdeki kadın bakış açısına vurgu yaptı.
“Bu sergi, doğduğum coğrafyanın tarihinden bizlere seslenen ‘biz de vardık, gizlediler, yok saydılar ama varız, işte buradayız’ diyen kadınların fısıltısıdır. Bu fısıltıyı duyan, duymayı başaran ve bir kez duyulunca incecik bir tığ oyasının soluk ipi gibi arkası gelen bir proje olduğunu söyleyebilirim. Kahramanlarımızı her fırça darbesiyle sanat ve tarih sevenler için özgürleştirmeye çalıştım. Projemizde önemli olduğuna inandığımız sekiz kadını ele aldık. Elbette Kıbrıs tarihinde birçok kahraman kadın olmuştur, daha da olacaktır. Umarım, bu sergi gelecek neslin sanatçılara ve tarihçilerine ilham olacaktır.”


















