
Kafesteki Rüzgâr
Kafesteki Rüzgâr, Berna Durmaz’ın 6. Hikâye kitabı, Alakarga Yayınları arasında 2026’da okurla buluştu. Daha öncesinde Tepedeki Kadın, Bir hâl Var Sende, Bir Fasit Daire, Karayel Üşümesi, Metal Hayatlar adlı hikâye kitaplarına imza atmıştı yazar. Çocuklar için yazdığı Ağaçlı Gül ve Hayal adındaki çocuk romanının dışında hikâyeye bağlı kaldı hep Berna Durmaz. Nedense hikâyecilerde bir zaman sonra bir roman ile görünme geleneği oluştu. Neslihan Önderoğlu, Gaye Boralıoğlu, Sema Kaygusuz, Müge İplikçi, Hande Ortaç gibi başarılı hikâyecilerde bunun örneğini gördük.
16 hikâyenin yer aldığı Kafesteki Rüzgâr’da kısa hikâye vadisinden ürünler ortaya koymuş Berna Durmaz. Metinler kısa, anlatım yoğun, dil şiirsel olunca ortaya derinlikli ve etkili hikâyeler çıkıyor. Durmaz, dilindeki şiirsellikten ödün vermeden yazıyor hikâyelerini. Kısa cümlelerle anlatımını zenginleştirmesini biliyor.
Hayatın içinde, sokaklarda, dışarıya kapalı evlerde, hayattan uzak koylarda soluk alıp veren insanları bulup resmediyor Durmaz. Sokaktaki bir delinin karşısına geçip ona yaklaşan, onun deli durulma anına tanık olan aylak karakteri, evini ve kocasını bırakıp giden kadını, çarşıya dükkân açan cesur kadının gizemli ölümünü, evdeki monoton hayattan kurtulmaya çalışan evde kalmış kızların dünyasını okutuyor bize.
Sokağa taşan erkek vahşeti, öldürülen kurban kadınlar, olmayacak sevdaların perişan ettiği insanlar, yaptığı resimlere şeytan işi denen sanatçı, yalnızlığında kâbuslar yaşayan kişi gibi birbirinden farklı karakterler bu hikâyelerde kendilerine yer buluyor. Bu özelliği, Berna Durmaz’ın hikâye dünyasındaki zenginliğini gösteriyor.
Çok fazla hikâye / öykü kitabının basıldığı günümüzde hikâye çizgisini hep yükseklerde tutmayı başarıyor yazar. Kendine özgülüğünü koruyor böylece.
Hayatı ve insanı bize ustaca anlatmaya devam eden Berna Durmaz’ın oluşturduğu hikâye rüzgârının uzun soluklu olmasını diliyorum.

Ağaçların Uğultusuna Karışan Hikâyeler
Günümüz hikâyesi / öyküsü ile ilgili etkinlikleri, çalışmaları takip edenlerin sık sık karşısına çıkacak isimlerden biri Zeynep Eşin’dir Bu alanda (Hikâye / öykü) merkeze yerleşmeye çalışan, bunu da büyük oranda başaran Alakarga Yayınları’nın yayın yönetmeni. Yayınevinin merkezinde sürekli etkinlikler düzenliyor, okurları ile yazarları bir araya getirmeye çalışıyor.
Parma Kitap, Yazıyorum Akademi, Hikâyeci Öykü Gazetesi dendiğinde yine onunla karşılaşırsınız. Çocuklar için yayıncılığın da içindedir, çocuk kitabına imza atmıştır kendisi de. Öykü derlemelerinde, antoloji çalışmalarında imzası vardır. On-line yazarlık çalışmaları ile öğreticilik yaparak birikimlerini paylaşmaya, genç öykücüler yetiştirmeye çalışır bir yandan da. Sinema, televizyon çalışmalarına girmeyeyim ama oralarda da at koşturmuşluğu olduğunu siz bilin.
Uzun sözün kısası on parmağında on hüner biridir Zeynep Eşin.
Toplamda beş kitaba imza atan Zeynep Eşin’in Alakarga Yayınları arasında çıkan Böyle Uğuldar Ağaç adlı hikâye kitabına değinmek istiyorum. 8 hikâye var kitapta. Hikâyelerinde alışılmadık karakterlerle karşılaşabilirsiniz. Edgar Allan Poe, Sylvia Plath gibi. Tabii bu kişilerle ilgili bilgi birikiminiz yoksa metinlere hâkim olmanız da zorlaşıyor. Yazar değişik bir çalışma yapıyor bu karakterleri hikâyelerine taşıyarak.
Kuzgun, başlıklı hikâyeyi ise daha çok bir masal, fabl olarak okuyoruz. Ormandaki canlıların dünyasına, onlar arasındaki dayanışmaya götürüyor bizi yazar.
Çalınmış Bir Hikâye adlı hikâyesini “Masal, bir hikâyeyi anlatmanın tel yolu değildir.” cümlesi ile bitiren Eşin, hikâyeyi de masalı da dar anlamlarının ötesine taşımak istiyor. Onların sahip olduğu yolları çoğaltıyor. Eşini, işini, ailesini, doğup büyüdüğü yerleri terk eden adamın hikâyesini anlattığı İleri başlıklı hikâyesinde ikinci kişili anlatımın başarılı bir örneğini ortaya koyuyor.
Gözü ileride, yolların götürdüğü yerlerin ilerisinde yürümeye, koşmaya devam eden yazar, hikâye / öykü alanında daha pek çok başarılı işe imza atacaktır. Umutla bekliyor, kendisini destekliyorum.
















