
Herkes bilir ki bilgi sahibi olmadan yorum yapılamaz. Kitaplar için de bu böyle. Kurgu veya kurgu dışı eseri okumadan eleştiremezsiniz.
Bugüne kadar kaç roman, kaç öykü kitabı okudum acaba? Sayısını gerçekten bilmiyorum hatta tahmin bile edemiyorum. Zaten sayının ne önemi var? Yani onbinyüz tane okudum desem ne değişecek?
Anlamlı olan şu ki; bir roman veya öykü kitabını sakin sakin okuyup üzerine tartışmak benim için hep keyifli olmuştur.
Ve fakat kaderde okumadığım bir kitaba yorum yazmak da varmış.
Evet, bu satırları henüz okumadığım o kitap için yazıyorum. Hatta kapağını bile açamadım. Açamıyorum. Oysa adetimdir alır almaz şöyle bir karıştırırım. Arka kapak yazısını, göz ucuyla şöyle yarım yamalak okudum. Hepsi bu.
Virginia Roberts Giuffre. Artık onu hepimiz tanıyoruz. Adını sıkça duyduk. Ama burada bir kez daha yazalım. Son haftalarda bütün dünyanın konuştuğu pedofil Jeffrey Epstein’in binlerce kölesinden sadece biriydi.
Virginia’nın hayatında istismar ve sömürü başladığında daha çocuktu. Onlarcasıyla birlikte masallarda kahraman olarak anlatılan bir figürün de gazabına uğramıştı.
Direndi. Mücadele etti. Gücü tükenmek üzereyken mahkeme yarım yamalak da olsa haklısın dedi.
Sonra, “Hayır intihar etmeyeceğim, bundan emin olun!” diye bağırmasına rağmen ‘intihar’ etti.
Virginia Roberts Giuffre yaşadıklarını; günlerdir okumamı bekleyen 414 sayfalık anı kitabında topladı.
HİÇ KİMSENİN KIZI.
İnternet satışları başlar başlamaz sipariş verdim. Bir hafta içinde geldi. Sağ elimden sol elime, sol elimden, çantama, çantamdan masanın üzerine, oradan kütüphanemdeki rafa, tam da göz hizama çıktı. Ön kapakta soluk fotoğrafı var. Hüzünlü bakışlarla hesap soruyor gibi.
Her sabah salona girer girmez onunla karşılaşıyor gibiyim. Evet. Bu yazar kütüphanemdeki diğer yazarlardan farklı. Alacaklı sıfatıyla öne çıkıyor. Sadece benden mi? Virginia insanım diyen herkesten, hepimizden alacaklı.
Sevgili Virginia biliyorum zor ama seni okumak boynumun borcu olsun.
Sen üzerine düşeni fazlasıyla yaptın. Huzurlu uyu.

















