Edebiyatçıların yaşamlarını, yazdıkları mekânları, son zamanlarda okuduğu kitapları bu defa yakınlarının gözünden mercek altına almaya çalıştık.Yazar Elif Ünal’ı, kızı Defne Arslan ile konuştuk.

1)Yazılarını nerede yazar? Yazarken denk geldiğinizde o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu?
Genellikle bilgisayarda, zaman zaman cep telefonu üzerinde de çalıştığını görürüm. Evde, kafede, parkta her yerde yazabiliyor o yüzden. Özellikle değişik olduğunu söyleyebileceğim bir anımız var mı emin değilim. Fakat Rakı Kumpası adlı öyküsünü yazarken oradaydım ve daha önce duymadığım değişik kelimeler söylediğini duymak ilginçti. Sorduğumda Osmanlı İmparatorluğu döneminde geçen bir öykü yazdığını o yüzden eski Türkçe kelimeleri araştırdığını söylemişti.
2) Annenizle yazı/okuma üzerine neler paylaşırsınız?
Ben küçükken annem bana çok kitap okurdu. Biraz daha büyüdüğümde annem yazarken ben de onun yanında kitap okur ya da resim çizerdim Büyüdükçe okumayı sevdiğimiz şeyler farklılaştı. Mesela ben romantik veya korku türünde okumayı severken annem klasiklere daha sıcak bakıyor. Okuduğu kitaplardan bahsetmeyi sever aslında. Ama dediğim gibi okuma zevklerimiz farklı.
3)Yazdıklarıyla ilgili sizden ne tür fikir/ öneri alır?
Bazen yazdığı öykünün taslağı bittiğinde ya da tamamen bittiğinde bana okutup ne düşündüğümü sorar. Ben de fikrimi söylerim. Gençlerle ilgili konularda benim söylediklerimi özellikle dikkate alır. Gençlerin neler okuduğu, hangi konulara ilgi duyduğu, hayata nasıl baktığı konusunda meraklıdır. Bu konularda çok sohbet ederiz.
4)Yazı yazarken vazgeçemediği ritüelleri nelerdir?
Kesinlikle bir şey içmek. Sabah vaktiyse genellikle Türk kahvesi ama öğleden sonra veya akşamsa çay içer. Bir de mutlaka müzik dinler. Genellikle aralarında klasiklerin de olduğu sözsüz müzikler. Çalışırken bazen mum yaktığını görüyorum. Mum kokusunu seviyor.
5)Son olarak, elinde en son gördüğünüz kitapları öğrenebilir miyiz?
Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabı hiç elinden düşmez. Zaten bu kitapla ilgili haftalık bir atölyesi var. Onun dışında elindeki kitaplar sürekli değiştiğinden takibi zor. Eskiden hiçbir kitabı yarım bırakmazdı. Şimdi beğenmediklerini okumayı bıraktığını söylüyor. Şu sıralar Dan Brown’un son kitabını görüyorum elinde. Bir de sık sık (sesli) kitap dinler. Beğendiği kitapları da dilinden düşürmez. Virginia Woolf’tan Orlando’yu dinledi geçenlerde. O kadar çok bahsetti ki adı aklımda kalmış.

















