
Büyük eserlere imza attıysanız, onlardan sonra yayınlanan eserlerinizin beğenilmemesi olasılığı yüksektir. Steinbeck’in son romanı, “Kaygılarımızın Kışı” (1961) eleştirmenler tarafından pek beğenilmemiş. Romanın önemini kabul etmişler ancak “Gazap Üzümleri” düzeyinde olmamasından hayal kırıklığına uğramışlar. Ancak ertesi yıl Nobel Ödülü takdim konuşmasında İsveç Akademisi bu eseri son derece olumlu bir şekilde değerlendirmiş: “Kaygılarımızın Kışı ile Gazap Üzümleri’nde belirlediği aynı standarda ulaştı. Yine, gerçek Amerikan olanı, iyi ya da kötü olsun, tarafsız bir içgüdüyle bağımsız bir hakikat yorumcusu olarak konumunu koruyor.” Saul Bellow’da Nobel Komitesi ile benzer fikirdeymiş; “Bu kitapla John Steinbeck, Gazap Üzümleri’nin yüksek standartlarına ve erken dönem eserlerini bu kadar etkileyici kılan sosyal temalara geri dönüyor.”
Steinbeck’in Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanması da eleştirilmiş. Bir İsveç gazetesinde Steinbeck’e ödül verilmesi “Akademinin en büyük hatalarından biri” olarak nitelendirilmiş. New York Times, Nobel komitesinin neden “sınırlı yeteneği, en iyi kitaplarında onuncu sınıf felsefeyle sulandırılmış” bir yazara ödül verdiğini sormuş. Steinbeck, ödülün açıklandığı gün kendisine Nobel’i hak edip etmediği sorulduğunda, “Açıkçası hayır” diye yanıt vermiş. Belki de bu ağır eleştiriler nedeniyle Nobel’den sonra başka roman yayınlatmamış. “Kaygılarımızın Kışı” Steinbeck’in son romanı.
“Kaygılarımızın Kışı” adını, William Shakespeare’in III. Richard oyununun ilk iki satırından almış: “Şimdi kaygılarımızın kışı / York’un bu güneşi [veya oğlu] tarafından görkemli bir yaza dönüştürüldü”.
“Kaygılarımızın Kışı”, Steinbeck’in tamamen Amerika Birleşik Devletleri’nin Doğu Kıyısı’nda geçen tek eseri olarak da kayıtlara geçmiş. Steinbeck’in eserlerinin esas mekanının Kaliforniya olduğu biliniyor.
Romanın geçtiği yer, New Baytown, New York yakınlarında Long Island’da hayali bir kasaba. Steinbeck, 1955’ten 1968’deki ölümüne kadar yaşadığı Sag Harbor’dan esinlenmiş ve kahramanı Ethan’ın çalıştığı marketi de Sag Harbor’daki Schiavoni’nin bakkalından esinlenerek tasarlamış.
Ethan Allen Hawley, bir zamanlar kasabanın en zengin ve güçlü ailelerinden birinin çocuğu. Babası tüm aile servetini kaybetmiş. Ethan, ailesinin bir zamanlar sahip olduğu markette tezgahtar olarak çalışıyor. Maaşı az olduğu için maddi olarak iyi durumda değiller ama Ethan bu durumdan şikayetçi değil. Ahlâklı ve dürüst bir hayat sürmekten memnun, işini de seviyor.

Karısı Mary ve çocukları ise sosyal ve ekonomik durumlarından rahatsızlar ve eski statüsünü ve servetini geri kazanması gerektiğini düşünüyorlar ve bunu Ethan’a hissettiriyorlar. Arkadaşları ve tanıdıkları da dürüstlükten vazgeçip zenginleşmesini öneriyorlar. Yani her yönden manevi bir baskı söz konusu. Zamanla Ethan bu eleştiriler ve tavsiyelerden etkileniyor ve kafası karışmaya başlıyor. Çünkü zenginleşirse ailesinin eski güçlü ve itibarlı konumunu da elde edebileceğinin farkında. Bu sırada çevredeki zengin ve güçlü kişilerin hemen hiçbirinin konumlarını dürüstlükle elde etmediklerini anlıyor. Üstelik bu kişiler cezasız da kalmışlar ve ortada ahlak ve iyilik timsali olarak dolaşıyorlar. Ethan gibi gerçek anlamda ahlaklı kişiler ise küçümsenmekle kalmıyor, bu tavırlarını değiştirmek için özendiriliyor.
Hemen planlar yapmaya başlıyor. Marketin İtalyan asıllı sahibinin yasadışı göçmen olabileceği, onu ihbar ederse çok ucuza dükkana konabileceğini, bir serseri hayatı süren, sokaklarda yaşayan çocukluk arkadaşı Danny Taylor’ın aslında kasabanın havaalanı yapılabilecek tek arazisinin sahibi olduğunu keşfediyor. İnce bir planlamayla marketin sahibi olabileceği gibi çocukluk arkadaşı Danny’nin de mirasçısı olabilecektir. Ayrıca bir banka soygunu da planlar.
Steinbeck, romanı 1950’ler ve 1960’lardaki Amerikan toplumunun ahlaki yozlaşmasını ele almak için yazdığını belirtmiş. Aslında bu yaklaşım Gazap Üzümleri gibi beğenilen, başyapıt sayılan eserlerinden farklı değil.
Steinbeck’in ince mizahla, başta Shakespeare’inkiler olmak üzere bir çok klasiğe göndermeyle kurduğu metnini Berrak Göçer, başarıyla Türkçeye çevirmiş. Kuşkusuz bazı Amerikan deyimlerini Türkçede söylemek mümkün değil eş değerli bir deyimle karşılamak gerekiyor ama “Meraklı Melahat” diye çevirince o kadar da değil diye düşünüp gülmeden edemedim.
John Steinbeck çok usta bir anlatıcı, “Kaygılarımızın Kışı”nda da kahramanının ahlaki değişimini, çöküşünü ve nihayet kendisiyle hesaplaşmasını diyaloglarla, betimlemelerle geliştiriyor ve okuru metnin içine çekiyor. Düşünsel açıdan ele alırsak da Steinbeck’in Amerikalıllar gibi düzyazı eserlerinde ele aldığı ahlaki çürüme ve yozlaşma meselelerini bu kez de roman olarak başarıyla ele aldığını düşünüyorum. Steinbeck’in kahramanı Ethan aracılığıyla tartışmaya açtığı bütün konular günümüzün de sorunları. Yani hemen hiçbir şey değişmemiş, aksine ahlaki yozlaşma derinleşmiş.
- Kaygılarımızın Kışı, John Steinbeck, çev. Berak Göçer, İletişim yay. Aralık 2025.
















