“Melek mi, Şeytan mı?: Yazmak, Virginia Woolf ve ‘Evdeki Melek'” 23 Ocak’ta Kült Kavaklıdere’de

Ocak 21, 2026

“Melek mi, Şeytan mı?: Yazmak, Virginia Woolf ve ‘Evdeki Melek'” 23 Ocak’ta Kült Kavaklıdere’de

Virginia Woolf’un 144. doğum günü için düzenlenecek “Melek mi, Şeytan mı?: Yazmak, Virginia Woolf ve ‘Evdeki Melek'” başlıklı etkinlik 23 Ocak’ta Kült Kavaklıdere’de gerçekleşecek.

Bültenden:

Virginia Woolf’un 144. doğum günü için düzenlediğimiz “Melek mi, Şeytan mı?: Yazmak, Virginia Woolf ve ‘Evdeki Melek'” başlıklı etkinliğimizde, Woolf Arts Archive üyeleri, Atahan Mahir Karabiber ve Tuğba Çanakçı, Woolf’un “Professions for Women” (“Kadınlara Göre Meslekler”) metninden yola çıkarak “Evdeki Melek”in yazarlığa nasıl sızdığını, “uslu kız” dilini nasıl dayattığını, hangi kelimeleri kısalttığını, hangi düşünceleri “fazla” bulduğunu konuşacağız. Tuğba Çanakçı ve Atahan Karabiber. Ardından Melek Çelik’in yürüteceği drama atölyesiyle, yazıda ve bedende bıraktığı izleri birlikte görünür kılacağız.

Bazı hayaletler kapı gıcırtısında değil, cümlenin içinde yaşar. Bir “ama”yla belirir, bir noktalı virgülle uzar, bir iç ses gibi kulağına eğilip fısıldar. Nazik ol. Uyumlu ol. Fazla konuşma. Virginia Woolf bu hayaletin adını Evdeki Melek koyarken onu yenmenin yolunu da tarif eder: Yazarken “düz” gitmemek, düşüncenin sıçrayışlarına izin vermek; cümleyi ve dizgeyi kırmak.

Sizleri, Woolf’un 144. doğum gününde, onun açtığı o dar koridorda, yazının hem ev, hem kürsü olduğu yerde, birlikte yürümeye davet ediyoruz. Hyde Park Gate’teki çocuk Virginia’nın ev gazetesiyle kurduğu mizah, gözlem, oyun ve deney dolu küçük dünya bugün bize şunu hatırlatmaya devam etmektedir: Yazmak, dışarıdaki gürültüye rağmen içeride bir ses kurmaktır. Ve bazen, o sesi boğan şey dışarısı değil; içeride usulca yerleşmiş terbiyeli bir hayalettir.

23 Ocak 2026 Cuma, saat 13:00’de, Kült Kavaklıdere’nin Yan Salon’unda, Woolf Arts Archive üyeleri Atahan Mahir Karabiber ve Tuğba Çanakçı ile “Evdeki Melek”in yazarlığa nasıl sızdığını, “uslu kız” dilini nasıl dayattığını, hangi kelimeleri kısalttığını, hangi düşünceleri “fazla” bulduğunu konuşacağız. Ardından Melek Çelik’in drama atölyesinde, hayaletin bedenimize bıraktığı izi, sustuğumuz yerleri, yutkunmaları ve yarım kalan cümleleri sahnede görünür kılacağız.

Etkinliğimiz yalnızca bir anma değil, aynı zamanda melek gibi görünen hayaletle bir yüzleşme ve onu yok etme provası. Defterini, sesini, merakını al. Kendi kürsüne çık: Hayaletlere rağmen, yaz!

Yorum yapın