Kıbatek Edebiyat Akademisi Cumartesi Söyleşileri konuğu Prof. Dr. Mehmet Devrim Topses’di

Ocak 19, 2026

Kıbatek Edebiyat Akademisi Cumartesi Söyleşileri konuğu Prof. Dr. Mehmet Devrim Topses’di

Prof. Dr. Mehmet Devrim Topses’in konuşmacı olduğu ve  17 Ocak Cumartesi günü KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde ggerçekleştirilen “Sosyal Bilimlerde Sınıf Mücadelesi” başlıklı söyleşide, sosyolojinin hem tarihsel dönüşümünü hem de günümüzde içine sürüklendiği ideolojik ve maddi sınırları kapsamlı biçimde ele aldı.

Söyleşinin ana eksenlerinden biri, sosyolojinin özellikle 1950’li yıllardan sonra geçirdiği dönüşümdü. Topses, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD merkezli akademik hegemonyanın etkisiyle şekillenen “Amerikancı sosyoloji” anlayışının, toplumsal gerçekliği bütünlüklü biçimde kavramak yerine parçalara ayırarak yüzeyselleştirdiğini vurguladı. Bu yaklaşımın sınıf ilişkilerini, üretim süreçlerini ve tarihsel bağlamı geri plana ittiğini belirten Topses, sosyolojinin giderek teknik, istatistiksel ve uyumcu bir alana dönüştürüldüğünü ifade etti. Ona göre bu dönüşüm, sosyal bilimlerin eleştirel niteliğini zayıflatmış ve mevcut düzeni sorgulamak yerine meşrulaştıran bir işleve yöneltmiştir.

Topses, tarihsel materyalizmin sosyal bilimler açısından kurucu önemine dikkat çekerek, sınıf mücadelesinin toplumsal değişimi anlamada vazgeçilmez bir anahtar olduğunu vurguladı. 1950’lerden itibaren egemen hale gelen yaklaşımların bu ekseni bilinçli biçimde dışladığını, bunun da ideolojik bir tercih olduğunu dile getirdi. Sosyolojinin, toplumsal çelişkileri görünür kılmak yerine onları perdeleyen bir dil üretmeye zorlandığını belirtti.

Konuşmanın önemli başlıklarından biri de sosyolojinin finansman yapısı ile bilgi üretimi arasındaki ilişkiydi. Topses, sosyal bilimlerin yalnızca teorik değil, aynı zamanda maddi koşullar tarafından da belirlendiğini ifade ederek, “bilgiyi kimin finanse ettiği” sorusunun kritik önem taşıdığını vurguladı. Emeği ve üretimi temsil eden akademisyenlerin ve eleştirel araştırmaların kronik bir finansman yetersizliğiyle karşı karşıya kaldığını belirten Topses, buna karşın sermayeyi elinde bulunduran güçlerin sosyolojiyi kendi ideolojik ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirecek mali imkânlara sahip olduğunu söyledi. Bu durumun araştırma konularını, yöntemleri ve hatta akademik kariyerleri belirlediğini; sınıf mücadelesi, emek sömürüsü ve üretim ilişkileri gibi başlıkların bilinçli biçimde geri plana itildiğini dile getirdi.

Türkiye’deki sosyoloji pratiğine de değinen Topses, benzer bir ideolojik daralmanın yerel ölçekte yaşandığını belirtti. Türkiye’de sosyolojinin sınıfsal analizlerden uzaklaştırılarak muhafazakâr bir çerçeveye indirgendiğini, toplumsal sorunların tarihsel ve ekonomik temelleri yerine kültürel ve ahlaki açıklamalarla ele alındığını söyledi. Bu bağlamda, Kemal Tahir üzerinden şekillenen ve “kudretli olanın her şeyi başardığı” fikrini yeniden üreten yaklaşımı eleştiren Topses, bu anlayışın güçlü devlet ve otoriteyi merkeze alarak sınıf çelişkilerini görünmez kıldığını ifade etti.

Topses, buna karşılık Türkiye’de sınıfsal temelli sosyoloji geleneğinin önemli temsilcilerine de dikkat çekti. Niyazi Berkes’in modernleşme ve toplumsal yapı analizlerinin tarihsel ve üretim temelli bir bakış sunduğunu; Behice Boran’ın ise sınıf ilişkilerini merkeze alan çalışmalarının Türkiye toplumunu anlamada hâlâ güçlü bir teorik zemin oluşturduğunu vurguladı.

Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, sosyal bilimlerin sınıf perspektifinden koparılmasının nedenleri ve sonuçları üzerine eleştirel bir tartışma zemini sundu.

Yorum yapın