Masthead header

Category Archives: Uğur Ersöz

Kitap okumak, günümüz karmaşık ve stresli şehir hayatında insanın nefes alabilmesi, rahatlayabilmesi için en kısa ve en güvenilir yoldur. Kitap okumak bize hem zamanımızı faydalı kullanmamıza, yeni dünyalar keşfedip eğlenceli hoş bir vakit geçirmemizi sağlayarak okuduğumuz her kitap ile de yeni şeyler öğrenip kelime ve bilgi dağarcığımızı geliştirmiş oluruz. Yapılan bilimsel araştırmalarla her gün düzenli […]

devamını oku »

31 senelik kısacık yaşamına rağmen yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni, operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları besteleyen Avusturya’lı besteci Franz Schubert ölümünden bir sene önce, ölüm döşeğindeki Beethoven’ı ziyaret ettiği 1827 yılında piyanolu her iki üçlüsünü (Op.99 ve Op.100) de yazmıştı. Ancak Schubert’in yaşamının son yıllarında yazdığı diğer eserleri gibi, hiç de […]

devamını oku »

Çaykovski’nin en sevdiği eseri olarak nitelendirdiği ve konser turnelerinde sık sık yönettiği Serenad, yaylıların çeşitli ve değişik unsurlarının ustaca kaynaşmasıyla, büyük orkestranın önemli renk unsuru olan üflemeli çalgıların yokluğunu hiç hissettirmez. Çevik bir yay gibi işleyen düzeni, yayın bütünüyle çalış tekniği, temel basların yeterli kullanımı, akorların açılarak değerlendirilmesi ve bütün halinde çalınan tek sesliliğin tam […]

devamını oku »

1813-1883 yılları arasında yaşamış Alman besteci Richard Wagner’in libretto’sunu (opera, oratoryo, bale, müzikal gibi müziksel sahne eserlerinin yazılı metinlerine verilen addır) yazdığı ve bestelediği Nibelungen Yüzüğü adını verdiği ve 28 yılda tamamladığı dört operalık dizinin ikincisi Valküreler (Dİe Walküre) adını taşır. Kuzey Cermen dillerindeki Wal (savaş meydanı) ve küre (seçim) sözcüklerinin bileşiminden oluşmuş, savaş meydanındaki ölülerin […]

devamını oku »

Chopin noktürnleri, Polonyalı romantik dönem bestecisi ve piyano virtüözü olan Frederic Chopin tarafından 1827-1846 yılları arasında solo piyano için bestelenmiş 21 kısa piyano müziği parçalarına verilen isimdir. Bu besteler, genel olarak solo piyano için bestelenmiş en güzel klasik müzik eserlerinden olduğu kabul edilmektedir ve günümüzde piyano konserleri repertuarında önemli yer tutmaktadır. Noktürnler tipi piyano kompozisyonlarının […]

devamını oku »

Henry Purcell, 36 yıllık kısacık yaşamına 50’yi aşkın sahne eseri, klavsen için 40’a yakın parça, 22 sonat, 5 farklı krala hizmet ve 6 çocuk sığdırabilmiş erken barok dönemin en önemli İngiliz bestecisidir. İngiltere’de yeni bir müzik çığırı açan, Bach ve Haendel’in öncülüğünü yapan, Shakespeare’in eserlerini müzikli olarak ilk kez sahneye uygulayan ve “Uzun dilli bir […]

devamını oku »

“Henüz vakit varken, Henüz sevebiliyorken, Sevebildiğimiz kadar sevelim” Diyor Alman şair Ferdinand Freiligrath dizelerinde. 1830 Fransa’da başlayan Temmuz Devriminden çok etkilenen Romantik dönem Macaristan’ın yaşayan en büyük bestecisi ve piyanisti olan Franz Liszt, çağdaşı  çok sevdiği Alman şairin Liebestraum şiirinden o kadar çok etkilenmişti ki hayatındaki en iyi bestesi olduğunu düşünür Aşk Rüyası’nın. Parça fazla […]

devamını oku »

Dünya’da merakla beklenen klasik müzik etkinliklerinden belki de en ünlüsü 1941’den beri her yıl geleneksel olarak Viyana Filarmoni Orkestrası tarafından düzenlenen Yeni Yıl Konserleridir. Bu yeni yıl konserlerinde de program 1929’da Viyana Devlet Orkestrası ile özel bir Strauss programı yapan Avusturyalı orkestra şefi Clemens Krauss’un çabaları ile Strauss müziğinden oluşur. Strauss müziğinden kasıt da baba […]

devamını oku »

“Toplamda üç bölümden oluşan bu eser, piyano ile konçertonun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin gibi birbirine en iyi yakışan en uyumlu örneklerindendir.” Bir çok başarı hikayesi aslında arkasında da bir çok başarısızlık, hayal kırıklıkları ve reddedilmişlik barındırır. Özellikle sosyal medya yaygınlaştığından beri bilim ve sanat alanlarında şu an tanıdığımız ve kullandığımız sayısız icatlar ve […]

devamını oku »

Çizgi film sevmeyen yoktur aslında, kişi büyük olsa da küçük olsa da dünya gerçeklerinden biraz uzaklaşmak ister ve hatta çoğu zaman sonunu bilsek de çizgi filmlerin hayal dünyasında kaybolmak hepimize iyi gelir. Tom & Jerry, Bugs Bunny izleyip de sevmeyen yoktur diyebiliriz. Her yaşa hitap eden bu çizgi filmlerin bizi eğlendirmesinin yanında bir çok şey […]

devamını oku »

Dünya sanatına nice büyük besteciler, yazarlar, yönetmenler ve ressamlar kazandırmış olan Rus Sanatından Kaliteli ve hiçbir zaman ölmeyen müzik konusunda da Romantik dönemin en önemli bestecilerinden Pyotr İlyiç Çaykovski’yi sayabiliriz. Edebiyatta Tolstoy, resimde Kandinsky, sinemada Tarkovsky ilk akla gelen isimlerden sayabiliyorsak klasik müzikte de en az bu saydıklarımız kadar Çaykovski de bestelediği baleler, konçertolar, senfonilerle […]

devamını oku »

Bazı sabahlar insan o kadar zor uyanır ki, hele de mevsim, içinde bulunduğumuz kış mevsimiyse. Sabah, bizi gri, puslu ve soğuk bir hava karşılar. Bir taraftan da içinden çıkmak zorunda olduğumuz sıcacık yatağın albenisi, belki de bin bir türlü sahip olabildiğimiz işe/okula gitmemizi daha da zor kılar, istemeyerek de olsa bir şeyler atıştırır ve giyiniriz. […]

devamını oku »

Mozart, eserin bulunduğu sayfanın başına düştüğü “Eine kleine nachtmusik” ismiyle bilinir daha çok. Türkçe’ye de “küçük bir gece müziği” olarak çevrilebilir. Ama eserin yazıldığı dönem olan 18. Yüzyılda gece müziği serenad anlamında da kullanıldığından “Küçük bir serenad” olarak da yorumlanabilir. Bir çok bestesini para karşılığı yazdığı bilinen Mozart’ın klasik müziğin en çok bilinen parçalarından biri […]

devamını oku »

Kışın geldiği ve soğuğun kendini ciddi olarak hissettirdiği şu günlerde içimizi ısıtacak en iyi enstrümanlardan biri de kemandır kuşkusuz. Hele ki keman dinlerken yanında da bir bardak çay veya kahve, sanki kemanın keyfini birkaç kat daha arttırırlar. O kemanı da günümüzde Itzhak Perlman gibi virtüöz derecesinde çalanlardan dinlemek daha da ısıtır insanı. Ama kemanda gelmiş […]

devamını oku »

Bazı yönetmenler için “Bir filmini izlediysen tüm filmlerini tanırsın” denir. Bunu klasik müziğe uyarladığımızda da bir kere Bach dinleyen, sonrasında da bestecinin tüm eserlerini tanıyabilir denmektedir. Herkesin icra ettiği sanatındaki imza böyle bir şeydir; Van Gogh’un fırça darbelerinden tablolarını, Bernini’nin inanılmaz kumaş kıvrımlarından heykellerini, neredeyse bir paragraf süren ve bir o kadar da edebi olan […]

devamını oku »

1777 sonbaharındaki Augburg konserinden sonra Mozart, annesiyle birlikte 26 Ekim’de Mannheim’e ulaşır, babasının akrabalarını ziyaret eder; Cannabich gibi bestecilerle arkadaşlık kurar, Avrupa’nın en iyi orkestralarından birini dinler ve Aloysia Weber’e âşık olur. Ancak babasının zoruyla 1778 Mart’ında Paris’e gitmek zorunda kalır. Orada Gluck ve Piccini taraftarlarının kavgalarını izleyen, Sinfonia Concertante, Flüt-Arp Konçertosu gibi eserlerini besteleyen […]

devamını oku »

Aslında klasik müziğin insanı genel olarak dinlendirdiği, sakinleştirdiği söylenir ki öyledir de zaten. Birçok bestecinin parçası dinlenirken gevşer insan, rahatlamaya başlar yavaş yavaş. Ama öyle bir beste vardır ki rahatlamaya gevşemeye hiç izin vermez. İnsanı daha dinçleştirir aslında, işitme duyusuyla birlikte bütün uyarılarını açar. Bir isyandır aslında dinlenilen, kadere bir başkaldırıştır. Dünyanın düzenine bir itirazdır bu senfoni. […]

devamını oku »

Öyle parçalar vardır ki bir yere uzanıp dinlemek gerekir. Ne kadar hüzünlü bir ezgiye sahip olsa da insanı sıcak bir duş almışçasına rahatlatabilir, günün yorgunluğunu stresini alıverir. İşte öyle bir parçadır 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden olan Amerikalı Samuel Barber’ın (1910-1981) yaylı çalgılar için yazdığı Adagio (müziğin yavaş çalınacağını gösteren bir işaret), Op.11 parçası. Samuel […]

devamını oku »

13. yüzyılda ve 14. yüzyılın başlarında yaşadığı iddia edilen efsanevi İsviçreli kahramanın adıdır William Tell. İsviçre’de Uri kantonundaki Bürglen kentinde yaşadığı iddia edilir ve üstün okçuluk yeteneğiyle tanınır. Gerçek bir karakter olup olmadığı ise hâlâ tartışmalıdır. Efsaneye göre, William Tell’in 14. yüzyıl başında İsviçre’yi Avusturya boyunduruğundan kurtarmaya yardım ettiği rivayet edilir. İsviçre’yi İmparator I. Albert […]

devamını oku »

“Aida”, 19. yüzyılın en önemli opera bestecisi sayılan Giuseppe Verdi tarafından bestelenmiş 4 perdelik bir operadır. İtalyanca librettoyu (opera, operet, oratoryo, bale, müzikal gibi müziksel sahne eserlerinin yazılı metinlerine verilen ad), yine aynı dönemde yaşamış Fransız eski Mısır uzmanı Augusto Mariette tarafından yazılmış bir senaryodan uyarlayarak, Verdi için, İtalyan şair ve yazar Antonio Ghislanzoni yazmıştır. […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r