Masthead header

Category Archives: tekin budakoğlu

Orhan Koçak’ın son çalışması Tehlikeli Dönüşler’in odağında, 1950’li yıllardan günümüze süregelen bir birlikteliğin ipuçlarını okuma, anlamlandırma çabası var. Orhan Koçak, Yusuf Atılgan’dan Ayhan Geçgin’e uzanan ve bazı noktalarda tam tersi istikamette yürüyen, uğradığı sapmalar yüzünden zaman zaman yarı yolda kalan bu akışı, tekdüze bir süreklilik yerine devinim halindeki bir döngü olarak yorumluyor. Söz konusu döngünün […]

devamını oku »

Bazı metinlerin içörgüsünü tanımlamak imkânsızdır. Yazar, bilinçli ve en ince ayrıntısına kadar çok önceden hesaplanmış bir matematikle, bilinen kurgu akışındaki bütün köşetaşlarını yerinden oynatır, kalıplaşan yargıları silkeleyip bir köşeye atar: onun kurduğu bu kaotik evren düzeninde her yol hem aynı anda her yere çıkar, hem de ne yaparsanız yapın hiçbir yere çıkmaz. Bu tip metinlerde, […]

devamını oku »

Son on üç yılda basılan yeni roman sayısı, önceki seksen yılın tamamında basılan yeni roman sayısını geçince, bir anda hiç beklemediği bu gelişmeyle karşı karşıya kalan edebi çevrelerde, içinden çıkılamayan bir tartışma da başlamış oldu: “Yeni isimlerin gün be gün artması, uzun vadede edebiyatı olumlar mı, zarar mı getirir?” Semih Gümüş, Orhan Pamuk gibi söz […]

devamını oku »

 “Vergilius’un Ölümü her şeyden önce, sonu hiç gelmeyecek bir tartışmaya yoğunlaşıyor: Sanatın ve sanatçının kimliği, amacı, kendini ifade etme biçimi… Bugün, sanat eleştirmeninin nerede durması gerektiği üzerine yapılan tartışmaların özü de zamana göre şekli değişen bu çelişki aslında: ‘Piyasa’ mantığının ‘öz’ün önüne geçmesi yüzünden sanatın ve sanatçının durduğu/duramadığı yeri parmakla işaret etme şansımız günden güne […]

devamını oku »

Teknolojinin 21. yüzyıldan itibaren hayatlarımızda yer edindiği ve bu tarihten öncesini bu anlamda sıfır kabul eden bizler için,  tarihteki zaman makinalarından, elektrikli sandalyelerden bahsetmek; üstelik bunları, ölümsüzlüğü yakalayan, zamanda yolculuk yapabilen kahramanlar ışığında, olağanüstü olaylar içinde, tarihle bağdaştırabilmek ve işin ilginci hiçbir satırda fantastik ya da macera romanı düzlemine geçmeden bunları yetkinlikle başarabilmek,  olağanüstülüğün bizzat […]

devamını oku »

“Ne acı: Tıpkı Tutunamayanlar’daki asli karakterlerden Selim Işık gibi, romanını yazdıktan sonra yalnız kalmış bir aydın olarak yaşamak zorunda kalacaktır Oğuz Atay. Bu yönüyle Selim Işık’ı, yazarının üstünde etkisi olan, kendisi kadar onun da kaderini tayin eden bir karakter olarak görür ve yazarıyla kahramanını birbirine benzetirim.” Sanatın, günlük yaşamın baskısından ve ezici zorluklarından bir kaçış, […]

devamını oku »

“Belli ki toplumun ortak belleğinden silmek istediği bu eksikleri, yaşanmışken tarihten yok edilmeye çalışılanları Ayfer Tunç kendi hafızasına gün gün not etmekle kalmamış, bunları birer toplum meselesinden çok, her bireyin tek tek kendi benliğinde çözmesi gereken birer sorun olarak görmüş: Böylesine yüksek sesle yapılan ve öfke uçlarında gezinen eleştiri biçimi, ancak problemleri sahiplenen ve bu […]

devamını oku »

Murat Gülsoy, heyecanlı ve renkli bir öyküyü, roman sanatının tekniklerini düşüne düşüne kullanarak ve sevdiği yazarların, filmlerin ve ân’ların süzgecinden damıtarak yaşarken/anlatırken, bir romancı romanından çok, derinlikli bir sanatçı romanı sunuyor bizlere. “Bir hikâyenin içindeyiz… sonu kötü bitecek bir hikâyenin… bilirsin, eğer hikâyelerde duvara asılı bir tüfek varsa… bir an gelir mutlaka patlar!” Çehov’un öykünün […]

devamını oku »

Karaduygun bizlere, düş dünyası ve edebiyat zevki seçkin, yaşadığı dünyanın bütün acısına yüreğini ve gürültüsüne kulaklarını sonuna kadar açmış Sema Kaygusuz’un incelikli diliyle örülü, yüksek kültürlü bir armağanı. “O sinir bozucu gürültü olmasa, belki Birhan insan olarak uyanmayacaktı bu sabah.” Sema Kaygusuz’un, her zamanki gibi edebiyatın öz damarlarında gezinmekten haz aldığı, “maharetini armağana dönüştürdüğü” çokyönlü […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r