Masthead header

Category Archives: şenay eroğlu aksoy

24 Kasım’da Batıkent Halkevinde, ilk kitabı “Evlerin Yüreği” Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Şenay Eroğlu Aksoy’la söyleşi gerçekleştirildi. Yazar, Wolfgang Borchert’in “Üç Kara Kral” Tezer Özlü’nün “Motorcu İbrahim’in Bahçeli Evleri” Sevim Burak’ın “Pencere”, Murat Yalçın’ın “Hatta” ve Onat Kutlar’ın tüm öykülerinin kendisi için çok önemli olduğunu belirtti. Bir katılımcının “öykülerinin yayımlanmasının hayatını değiştirip değiştirmediği” sorusuna yazar […]

devamını oku »

Öykünün kendine has seslerinden Murat Yalçın, okuru bildik yollardan kuşatmak istemez; farklı arayışlara çıkıp aykırı yollara sapar. Dile ilgisi tükenmez, unutulmaya yüz tutmuş sözcüklerle etkileyici söyleyişler çatar. Kimi imler metinlerinin can alıcı unsurudur. Kalemini yazının tüm olanaklarını kullanarak zenginleştirir. Bunca yenilik yanında sokağı, sokağın dilini ustalıkla kullanır. Yerel söyleyişler, küfür, deyimler bolca yer bulur onun […]

devamını oku »

Sözcükler kuşandıkları dünyayla vardır. Kimileri tatlı bir bahar habercisi usul, yumuşak; kimileri tahakkümün simgesi… Kimileri bir yazgı gibi ömürlere işlenen acıların habercisi, bellek mirasçısı… Peki ya siz, şimdi uzaklarda kalmış beyaz yaka, karatahta günlerinde, yoksul çocukların ömürlerine bir piyangoymuş gibi kazınan parasız yatılı sınavlarına ağarık bir kara olan önlükleriyle erkenden gelerek –Parasız yatılı imtihanlarının çocukları […]

devamını oku »

Amerikan Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Raymond Carver’in yirmi iki öyküden oluşan kitabı Lütfen sessiz olur musun, lütfen? adıyla okurlarla buluştu. Can Yayınları’nın “öykü şenliği” sloganı eşliğinde bir dizi kitap basması gerçekten de şenlik coşkusu yarattı okurda. Kirli Gerçekçilik akımının öncülerinden olan yazar günlük hayatın içinden seçip aldığı kirli gerçekleri unutulmaz bir biçemle kazıdı zihnimize. Bir söyleşide […]

devamını oku »

‘Evlerin Yüreği‘ni anlatacağım ey okur! Sana bir ‘Çığlık’la yazacağım, o derin ‘Sis’e dalıp, uyuyan bir ‘Şehir’de. ‘Arka Bahçe’den, bir ‘Kanat’ takıp; bazen ‘Yeraltı’ndan, bazen ‘Uzak’tan, bazen ‘Pencere’den sesleneceğim. Onulmaz bir ‘Yara’yla, bir ‘Kuş Ölüsü’yle, deli bir ‘Zincir’le; ‘Oyun’u kendi içinde, o kitabı yazacağım. “Gramofonun önünde yalnızım. Günler eksiltmiş seni.” diyeceğim ben de yazar gibi. İncecik […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r