Masthead header

Category Archives: selçuk orhan

Başkalarının Buradaları, 1998-2000 arasında yazdığım ve Kansızlık’ta kitaplaştırdığım ilk öyküleri ve 2000-2003 arasında oluşan Taş Kayık’ı kapsıyor. Kitabı oluştururken kendi yazı geçmişime yeniden bakmış oldum. İnsan çağdan daha yavaş değişiyor. Direnen yanlarımı görmek hoşuma gitti. İlk öyküm Hayalet Gemi’de çıkmıştı: Borges/Kafka etkileriyle yazdığım Odalar ve Koridorlar Halkı başlıklı bu metni hiçbir kitaba almadım. Belki kitaplaşmamış […]

devamını oku »

Basit kurgularda okur olay örgüsünün nasıl sonuçlanacağını merak eder. Daha doğrusu merak duymaya teşvik edilir. Tipik polisiyeleri akla getirelim: Katilin kim olduğu ya da komployu kimlerin düzenlediği gibi tek yönlü soruların yanıtlarını ararız. Yerleşik kanıya göre çözüm beklenmedik olmalıdır; hatta okur ne denli şaşırırsa, polisiye kurmaca o ölçüde başarılı kabul edilir. Günümüzde, hatta 2. Dünya […]

devamını oku »

“Fransa bir bayağılık evresinden geçiyor.” der Baudelaire Kötülük Çiçekleri’nin önsözünde. Yaşamı boyunca kültür dünyasının yozlaşmışlığından şikayet edip durmuştur. Baudelaire tahammül edemiyordu. İncelikle düşünülmesi, üstünde titrenmesi gereken değerlerin kaba beğeni ve ticari çıkar uğruna istismar edilmesi, ezilip geçilmesi karşısında öfkeye kapılıyordu.   Günümüzde Türkiye’de yaşasa belki de çok genç bir yaşında bileklerini kesecekti. Kabul edelim: Kültür […]

devamını oku »

Geçtiğimiz günlerde bir kişisel bakım ve kozmetik mağazasında genç bir kız kapıdaki hırsızlık dedektörüne yakalandığı için mağaza çalışanları, AVM personeli ve galiba güvenlik tarafından yasalara aykırı şekilde alıkonmuş. Üstelik alıkoyan kişiler böyle bir yetkileri olmamasına karşın kızcağızı depoya götürüp üstünü aramaya cüret etmiş. Kelimenin tam anlamıyla, harfi harfine TACİZ etmişler. AVM’lerdeki güvenlik müsameresine kendilerini fazla […]

devamını oku »

Umut Sarıkaya’nın karikatürlerini Penguen ve sonrasında Uykusuz yıllarında izledim. Sarıkaya bir süredir tek kalem takılıyor. Neredeyse tamamını tek başına yazıp çizdiği üç aylık N’aber adında bir dergi çıkarıyor(du). Derginin her sayısı için ortaya koyduğu emek benim ölçümle 250-300 sayfalık bir romanı tamamlamaya eş değer… Tam zamanlı olarak bununla uğraşıyor olsa bile insanın böyle bir odaklanma […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r