Masthead header

Category Archives: özlem narin yılmaz

Jhumpa Lahiri okumaya başladığımda, yeni bir sesle, farklı bir yazarla tanışacağımı hissettim. Bengalli bir anne babanın kızı olan Lahiri 1967 Londra doğumlu ve Amerika’nın Güneyindeki Rhode Island’da büyümüş. Hindistan’la bağlantısı ise çocukluğunun ve gençliğinin tatillerini çoğunlukla Kalküta’da geçirmiş olması. Dert Yorumcusu’ndaki kısa öyküler, Lahiri’nin yazı mecrasını işaret eden bir yol haritası gibi. Göçmenlik, yabancılaşma, Hindistan […]

devamını oku »

Edebiyata ‘hoş geldin’ Sagan Françoise Sagan’ın henüz on sekiz yaşındayken yazdığı Hoş Geldin Hüzün’ü okuduğumda çarpılmıştım. Kitap boyunca yazarın orta yaşlı, daha önce birçok kitap yayımlamış bir yazar gibi yazdığını düşünüp durdum.  O yaşta bir genç kızın böylesine bir eser ortaya çıkarmış olmasını, yazarın yazma yeteneğiyle ilişkilendirmeden edemedim. Bu ilk eser, sonrakilerin kefili ve habercisi […]

devamını oku »

Edith Warton’ın Ethan Frome’unu okumaya başladığımda her zamanki gibi önsözü ve özgeçmişi okumayı sona bırakmıştım. Yazarın, okuduğum ilk eseri olduğu için ve eserin adı da bir erkek adından ve soyadından oluştuğu için, dikkat eksikliği sonucunda kitabı bir erkeğin yazdığı duygusuyla okumaya başladım. Hatta kitabın son bölümlerine kadar bu böyle devam etti. Ama bir sorun vardı […]

devamını oku »

Korku edebiyatı oldum olası ilgimi çekmemişti, ta ki Poe öykülerini okuyana kadar. Okudukları insanın ensesine soğuk bir nefes gibi çarpıyorsa, cümleler dile gelip esrarengiz bir fısıltıya dönüşüyorsa, girdaba kapılmış gibi karşı konulmaz bir güçle çekiyorsa içine, edebiyat ‘korkunç’ cazibesini kullanıyor demektir. Öykülerini okurken, Poe’nin hayatını merak ettim. Böyle öyküler yazan birisi nasıl bir hayat yaşamıştı? […]

devamını oku »

Borges, büyükannesi Guillermo’nun hikâyeleriyle büyümüş. Büyükannesinin hikâye anlatırken başvurduğu kuru İngiliz nüktedanlığının, kendi özlü yazım tarzının temellerini oluşturduğunu söylüyor. Borges’in öyküleri, okuyucuyu ilk cümleden itibaren samimi bir anlatıcılıkla karşılıyor. Sanki yetmişli yaşlardaki sevimli bir ihtiyar hemen karşınızda oturuyor ve duyduğu ya da duyduğunu sandığı şeyleri anlatıyor. Bir kitabı okuduğunuz duygusuna kapıldığınızda sıkılırsınız, ama dinlediğinizi düşünmek […]

devamını oku »

Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda’da, kadınların yazabilmeleri için iki şeye ihtiyaçları olduğunu söyler; yaşamlarını sürdürebilecek kadar para ve kendilerine ait bir oda. Bu iki şey 17. yüzyıl İngiltere’si için bir düş gibi görünüyordu. Bırakın kendilerine ait para ve odayı, kadınlar tek başlarına seyahat etme ve üniversiteye gitme özgürlüğünden bile yoksundular. Üniversite kütüphanelerine, bir erkeğin […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r