Masthead header

Category Archives: Gamze Haklı Geray

Kitaplar köşelere yığıldıkça susuzluğum artıyor. Kendimi Portekizcede “saudade” denen o derin melankolik hâlde hissediyorum. Her okunmamış metin ona sanki yakın zamanda sahip olamayacağıma dair bastırılmış bir özlem nesnesi. Salgın, sosyal ilişkilerden hatta birtakım zorunluluklardan bile yaygın kaçınma örüntüsüne neden oldu, beni şizoid bir okura dönüştürdü. Dışarıda bir şeyleri sürekli kaçırma duygusu eşliğinde içeride gittikçe daralan […]

devamını oku »

“Kısa öykü, karanlıkta bir yabancının hızlı öpücüğü gibidir”, der Stephen King. Öykü yazarının kendi biricik dilini, seçtiği temalarla şekillendirme mücadelesi bu öpücüğün nasıl ve kim tarafından mutlulukla kabul edileceğini keşfetme serüvenine dönüşür. Böylesi bir anlatım şeklini bulmak, yorulmadan, pes etmeden ömür boyu sürecek bir çaba. Yoğunluğun, kısalığın ve merkeze yerleşmesi gereken konu ve temaların en […]

devamını oku »

Durum teşhisi Yazmaya gönül verenler kimi zaman sözcük kuraklığının hüküm sürdüğü anlatım çöllüğünü deneyimler. Boş bir ekranın ya da açık bir defterin önündeki düşünce hâllerinin adını koyabilir miyiz? Bazen isimsiz bir durgunluk, tembellik ve kaynak sıkıntısı, kimi zaman hayatın akışı içinde önümüze çıkan engeller akışı aksatırlar. Yazı durur. Pek çok ünlü yazar kendi yöntemleriyle sorunu […]

devamını oku »

Okur,  “Doktor Franz Hiller bir zepline âşık oldu” cümlesiyle başlayan öykü kitabının devamını merak etmez mi?  Ben de aynı ilgiyle Zeplin’i okuma serüvenine yelken açtım. Kitaptaki öyküler için “tuhaf, kendine has, gerçeküstü ama gerçek olma gayreti içinde olan, mitolojik, çekici ve farklı, bir miktar tedirgin edici” sıfatlarını uygun görebiliriz. Tidbeck’in öykü deryasına daldıkça onun rahatsız […]

devamını oku »

Gabriel García Márquez 1981’de Paris Review dergisi ile yaptığı söyleşide, gazeteci ve romancının, gerçeği hayal gücüyle dengeleme konusunda farklı sorumluluklarının olup olmadığı sorusu ile karşılaşır. Gazetecilikte yanlış olan tek bir gerçeğin tüm bir çalışmayı etkilediğinden, buna karşılık, kurguda doğru olan gerçeğin tüm çalışmayı geçerli kıldığından bahsederek soruya yanıt verir. Bir romancının insanlar inandığı sürece istediği […]

devamını oku »

Hasan Ali Toptaş, Yatak isimli öyküsünde, sabah gözlerini açtığında her zamanki gibi kendini içinde bulduğu yer yatağına sığan sesleri, kokuları, görüntüleri, ağaçları, hayvanları ve dereleri betimler. Sözcükleriyle duyuları buketlendirir, çocukluk yatağının ötesine süzülen kanatlarla düşündeki kurmacaya katmanlı bir dille ulaşır. Bir yer yatağı bizi başka dünyalara götürür. On sekizinci yüzyılda Xavier de Maistre, ev hapsine […]

devamını oku »

Masalların sadece çocuklara bahşedilen bir dünya olup olmadığını hep düşünürüm. Hatta bazıları çocukların algı düzeylerinin ötesinde, bilinçaltlarına serpiştirilmiş olumlu ve olumsuz metaforlara da dönüşebilirler. Oscar Wilde’ın ilk okumada didaktik bir anlatım izlenimini veren ama sonraki okumalarda çok boyutlu alegori ve anlamlarla bezenmiş masalsı öykülerinin çarpıcı bir dünyası var. Pek çoğumuzun çocuklukta okuduğu bu öykü masallar, […]

devamını oku »

Modernizmin önemli yazarı Franz Kafka eserlerini yayınlatmak konusunda isteksizdi. Hayatı boyunca kendisini zorlayan, onun yaratıcı yönüne destek vermeyen, kişiliğinde değersizlik duygusu oluşturan babasının baskısı ile mücadele etti. Yazdıklarında  babasının hayaletinin farklı sembollerle onu kovaladığını gözlemleriz. Hep iki karşıt kutup arasında gidip geldi: Hayat ve ölüm. Çocukluğunda ve gençliğindeki karmaşık ilişkilerin Kafka’nın yapıtlarına nüfuz ettiğine dair […]

devamını oku »

Alman ve dünya edebiyatının dev yazarı Johann Wolfgang Von Goethe’nin Frankfurt’daki evinin merdivenlerini ağır ağır ama içimde sonsuz bir heyecanla tırmanırken, bir köşede geçmişin loş ışıklarından süzülüp gelen ve “Yaşamımdan Şiir ve Hakikat” kitabında da yer alan şu cümlesine rastladım: “28 Ağustos 1749 gününün öğle vakti, saat tam on ikiyi vururken, Frankfurt-Main’da dünyaya geldim. Yıldızların […]

devamını oku »

F. Scott Fitzgerald, bir hikâyede aniden ortaya çıkan mantıksız/saçma olana direnmeyin, bu, iş başında olan yaratıcılıktır, demiş. Ölüm kavramını, kendine has üslubu ile hayat kadar canlı betimleyen, ölüm ile hayatı birlikte devşirebilen Gabriel García Márquez’in dili uzun zaman önce aklımı başımdan almıştı. On İki Gezici Öykü kitabındaki iki kısa öykü, büyülü gerçekçiliğe göndermeleri ve mantık […]

devamını oku »

Dag Solstad’ın romanı “Mahcubiyet ve Haysiyet” 2018’de rastladığım en iyi kitaptı diyebilirim.  Uzun öykü mü, yoksa kısa roman mı bir türlü nasıl tanımlayacağımı bilemediğim Norveç edebiyatının bu özgün örneğini defalarca okuyarak kendimce  içselleştirdim. Solstad, uzun cümleleri, klasik ama etkili anlatımı ile bize çok boyutlu ve katmanlı, gerçekçi bir romanın nasıl yazılacağını kanıtlıyor. Norveç’te bir lisede […]

devamını oku »

Semih Öztürk’ün Yaşar Nabi Nayır Öykü ödülünü alan ilk kitap dosyası “Önce Dağlar Kar Tutacak” bir rastlantı sonucu elime geçti. Varlık dergisince düzenlenen gençlik ödülleri, yazarlar için değerli bir onaylanma. Bir yazarın ilk kitabını okumak, dil ve anlatım yolculuğunun ilk durağında, kelimelerinin tadına bakmak bana gerçekten keyif veriyor.  Kısa öykülerden oluşan ve mevsimi kış, fonunda […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r