Masthead header

Category Archives: esra ertan

Uzun bir zamandır çocuk yazını üzerine yoğunlaşan genç yazarlardan Göktuğ Canbaba’nın, yetişkinler için kaleme aldığı Ayyaş Buda adlı öykü kitabı, İthaki Yayınlarından raflardaki yerini aldı.  Canbaba’nın kalemi ile yeni tanışacak olan okurlar için Ayyaş Buda öykü kitabı, metinlerin ana izlekleri olan yolculuk, büyüme ve kendilik değeri gibi temaları, kitabın adının da müsaade ettiği oranda, batı […]

devamını oku »

Kokoschka’nın Kuklası, kullandığı dil ve biçim estetiği açısından yeni bir anlatım dili geliştirmeye çalışan ve bu çabasında da başarılı olan bir metin. Portekizli yazar Afonso Cruz’a 2012 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülünü kazandıran roman, önemli bir yaratıcılık sürecinin ürünü. Bu anlamda dert edindiği meseleler için deneysel yaratıcılığın imkânlarını zorlayan ama bunu büyük seslerle yapmaktan da uzak […]

devamını oku »

Sinemada kadın kimliğinin temsili ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerine film dili üzerinden yapılan okumalar oldukça zengin bir yelpaze içerisinde çeşitlilik kazanıyor. Bu durum hem sinema okumalarının ufkunu açan hem de izleyiciye film metinleri üzerinden bir iç görü kazandırmaya çalışan gayretkeş adımlar olarak değerlendirilebilir. Yaratıcı yönetmenlerin ve yaratıcı metinlerin örneklerinin çoğalmasıyla bu anlamda hazırlanan akademik çalışmalar […]

devamını oku »

“Bir kuzgun neden çalışma masasını andırır?..” Patti Smith’in 2010 yılında yayımlanan Çoluk Çocuk adlı otobiyografisinin devamı olarak okuyacağımız M Treni, Smith’in hiçbir şey hakkında yazmanın o kadar da kolay olmadığını düşünerek tasarladığı bir özyaşam öyküsü metni. Çoluk Çocuk, kitabın adının da bu minvalde çağrışımlara açık olduğu üzere gençliğin, yolun başında duran ve öylece yaşama dair […]

devamını oku »

“İnsan kendini ararken yoluna çıkan,,, yaban,,, yolunu tıkayan,,, korkudan…” Kış’ı, yaşama ve onun yalnızlaştırıcı korkularına karşı tutunup kaldığım kelimeleri ile sarsılarak, kendi kuytularıma uğrayarak ve anlamak diye bir şeyin olabileceğine inanarak geçirdim. Ardından suskun baharın veda ettiği dimdik Haziran’ı. Leylâ Erbil ile yaşamak… Onunla daha önce “şiirli kent”in hiçbir sokağında ya da denize inen yokuşunda […]

devamını oku »

Bizi bir araya getiren şey, koşumu dörtnala karanlık geleceğe sürülen kentlerin susturulmuş çığlığı oldu. Önce parklardan yükseldi çığlık, sokaklardan, vapurlardan, bir akşam evlerin balkonundan, ışıl ışıl bir gecede şehir insanından. Kentler dillenmeye, söylenmeye başladı. Kentler kendi kaderini, kendi iradesini ifade edebileceği bir geleceğe yürümeye başlıyor. Şehir insanı mobilize devinimlerle birbirinden vazgeçmeden, bir arada var olmanın […]

devamını oku »

  Geçtiğimiz hafta Radikal Kitap ekinde Sennur Sezer, Nezihe Meriç’in Bozbulanık adlı öykü kitabının basılmasının üzerinden 60 yıl geçtiğini belirtmiş ve aynı yazıyı şu cümlelerle bitirmişti: “Nezihe Meriç usta sanını hak edenlerdendi. Ama bu sözden hiç hoşlaşmazdı. Usta diye anılan öykücü çoktu. Sevdalı densin isterdi, bir öykü sevdalısı. Ona sevda yakışırdı” (10 Mayıs 2013 ). […]

devamını oku »

“Kim gerçek yabancı, bir ülkede yaşayıp başka bir yere ait olduğunu bilen mi, yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bir yeri de olmayan mı?” Uzun zaman önce Elif Şafak,  Araf adlı romanında bu soruyu sorduğunda, olası cevapları geniş zamanlara yayarak düşünmeye başlamıştım. Bu başlangıçtı sadece. Kesin bir cevabım olmasının vereceği rahatlığı henüz […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r