Masthead header

Category Archives: erhan sunar

Ayhan Geçgin’in romanlarını okurken kapılacağımız ilk izlenim, yazarın düşlere ve düşüncelere yer açmada gösterdiği inatçı çaba olacaktır. Romanın nesnel boyutunu gerilerde bir yere hapsetmeyi göze alan, düşünen öznenin bilincinin sınırlarını kollayan böylesi bir tutum, en parlak ve geniş yansımasını Gençlik Düşü’nde bulan bu bir çeşit ‘hayal işçiliği’, kimi zaman okuduğumuz satırları, birbirlerine açılan rüya kapıları […]

devamını oku »

Bir Edward Hopper resmine bakmak, dünyanın üzerine ışığın sorunsuzca indiğini neredeyse dolaysızca fark etmekle birdir: Bir evin iç odasını, yüzünü pencereye dönmüş bir kadının beden kıvrımlarını, tarihle medeniyetin seyrini aynı anda düşündüren anıtsal yapıların sütunlarının, çatılarının güzel köşelerini ya da tüm bunların aksine kapalı, gölgeli iç mekânları yansıtan ışık, Hopper için, resme bakacak olanları Batılıların […]

devamını oku »

Edebiyatta bir ikinci dünya hayali, elbette, ilkin okuma sürecini akla getirir. Kitapların dünyamıza –sezdirmeden demeyeceğim– adım adım girmeye başladığı ilk gençlik yıllarının tarife gelmez okuma mutluluğundan uzun uzun bahsedilebilir. Ama beni bu kısa değinide asıl düşündüren, bu ikinci dünyanın yazar tarafından nasıl oluşturulduğudur. Yazarın bilinçlice yapabileceği bir şeyler varsa, bunların ilkini bence güncel hayatın unsurlarına […]

devamını oku »

Öykücülüğü, şairliği kadar bilinmez Cahit Sıtkı Tarancı’nın; ama bu unutuluşta her şeye karşın kendisinin de payı var gibidir: Şiirlerinde mektuplarından ya da kendisi hakkında yazılanlardan öte bir kişilik oluşturmayı başarabilmiş şair, öykülerinde – belki de düzyazının vermiş olduğu bir rahatlık hissiyle – yaşamöyküsünü yakından bilenleri şaşırtacak, kişiliğinden az çok ayrı düşünülebilecek “ikinci bir edebi dünya” […]

devamını oku »

Faruk Duman’ın Pîrî romanının bir okur olarak bende uyandırdığı ilk etki, derin bir sessizlik hissi oldu. Romanın iç unsurlarına dikkat etmeye hazır bir bilinçle ikinci okuyuşumda da değişmeyen bu durum, onun gerçeklikle alışverişini teknik yönden ya da hayat ayrıntılarına bağlılık ile değil de belki rüyaların anımsatacağı ölçüde sağladığını, bunun için de onu yazılı bir metin […]

devamını oku »

Pierre Bonnard’ın resim sanatında birkaç yüzyıldır varlığını sürdüren perspektifin sonunu etkin bir biçimde hazırladığı düşünülür. Böylesine kuvvetli bir gerçeği çıkış noktası olarak alırsak ressamın kendisine dek sanat dünyasını epey meşgul etmiş derinlik yanılsamaları, ışık-gölge etkileşimi, yüzey ve hacim ilişkileri gibi teknik meselelere yeni ve çok iddialı açılımlar getirdiği de bir karşı düşünce olarak belirir ki, […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r