Masthead header

Category Archives: didem görkay

Edebiyatta yoksul ve çorak köylere eşlik eden yoksul ve yoksun insanlara sık sık tanık olmaktayız. Olay ve hisler genelde benzer olsa da metne konuk olan yer, karakter ve zamansa bazen apayrı bir yönde olabilir. Bu tür metinlerde, olay örgüsü birbirine benzerdir. Birleşenler çoğu zaman uzak olsa da ortaya çıkan yapı aynıdır. Bütün bu yorumlarımız Yan […]

devamını oku »

Biyografiler veya otobiyografiler çoğu zaman özgün içeriklerle örülüdür. Doğum, çocukluk, eğitim, başarılar, başarısızlıklar gibi çetelesi tutulabilen nesnel durumlar, çoğu zaman rutin sırayla sunulur. Osamu Dazai,  Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan “İnsanlığımı Yitirirken”de çocukluğundan başlayarak ilk gençliğine ve oradan çok da uzun olmayan ömrünün sonlarına kadarki yaşamının kritik ve yıkıcı dönemlerini yazmış. Hacimce küçük olmasına rağmen damıtılmış […]

devamını oku »

“2020 herkesin hakikat aynasında kendisiyle yüzleşip hayatının altüst olduğu bir yıl olacaktı. Tıpkı Gölcük’teki depremin yıkıntıları arasından çıkıp İstanbul’da zengin bir hayat süren Meral, Fikret, Can ve Sıla’nın hayatlarının altüst olması gibi.” Kurmaca metinler dönemin şartlarından etkilenerek içerik olarak farklı üretimlere dönüşebilir. Aynı şekilde yazar da dönemin ruhundan etkilenir, hayallerinde dönemin atmosferini yaşar ve bunu […]

devamını oku »

Biyografiler, nesnel gerçekliğe dayanması gerektiği için bazen içerdikleri kronolojik akışlar, okuyucunun okuma sürecinde metinle olan bağı üzerinde olumsuz etkide bulunabilir. Kurmacada yazar biçemsel özgünlüğünü metnine aktarabilirken; biyografi, gezi yazısı gibi bağlamını gerçeklikten alan metinlerde yazarın biçemsel esnekliği daha sınırlı olabilir. Şehnaz Tuna’nın Destek Yayınları’ndan çıkan Anna Freud-Bakire Ölen Bir Anne adlı biyografi kitabı, yukarıda belirtilen […]

devamını oku »

Miguel de Cervantes’in 1613 yılında yayımlanan Novelas ejemplares’i (Örnek Alınacak Hikâyeler) on iki kısa romandan oluşur. Bu kısa romanların ilki olan Çingene Kızı’nda güzeller güzeli Çingene kızı Preciosa ile şövalye Andrés’in aşkı anlatılır. Cervantes, edebiyatın birçok alanında başarılı eserler vermiş, yüzyıllar boyunca beğenilerek okunmuş, eserleriyle ölümsüzlüğe ulaşmış bir yazar. Şüphesiz ki Cervantes dendiğinde akla ilk gelen, […]

devamını oku »

Son zamanların adından çokça söz edilen yazarlarından, edebiyat otoritelerince yeni Salinger olarak gösterilen Sally Rooney dünyanın sayılı üniversiteleri arasında yer alan Trinity College’den mezun olmuş bir yazar.  Çok fazla ortalıkta görünmeyi sevmeyen Rooney, nadiren verdiği röportajlarda sınırların, özel sermayenin kaldırılması gerektiğini dile getiriyor ve kendini Marksist olarak tanımlıyor. Conversations with Friends ve Normal People adını […]

devamını oku »

Roman türünde olayların bir noktadan çıkıp yan yollara sapmadan çizgisel biçimde ilerlemesi istenilen bir durum değildir. Olaylar aktıkça ana olaya eklemlenecek yeni olaylar, karakterler ve durumlar ortaya çıkar ve metnin bağlamını oluşturan öteki bütünlükler de yavaş yavaş oluşmaya başlar. Yeşil Peri Gecesi’nde olan bu: Birbirine eklemlenen olay örgüleri, farklı tipteki karakterler, derinleşip giriftleşen ilişkiler ve […]

devamını oku »

Ölümün tanımı binlerce yıldır bilinen ancak bu bilinmenin de inançtan inanca, kültürden kültüre özgünlükler barındırdığı açık uçlu bir durumdur. Yu Hua’nın Yedinci Gün romanında  bilinenlerin ters yüz edildiği bir kurguyla karşılaşıyoruz. İlkin ana karakterin anlatımıyla karşılaştığmızı romanda olay, mekân ve karakterlerin bildiğimiz dünya şablonundan farklı bir yapıda olduğunu çok geçmeden anlıyoruz. Ölülerin diri olarak sürdükleri […]

devamını oku »

Edisyon Kitap etiketiyle okurla buluşan Bir Sonraki Ölüme Kadar, Resül Efe’nin ilk romanı ama ilk roman denilemeyecek kadar ustalıkla kaleme alınmış. Romanda olaylar iki günden daha az bir kurgusal zamanda geçiyor ve eylemlere eşlik eden yoğun bir düşünsel akış var. Uyanıklıkla hayal arasında gidip gelen bir şehir içi otobüs yolculuğuyla başlayan ve ardından gelen iki […]

devamını oku »

Söyleşi: Didem Görkay Melih Günaydın’la Dipnot Yayınevi polisiye dizisinden çıkan ilk romanı Sürgün Avı hakkında konuştuk. Melih Bey, edebiyatla ve özelinde polisiye romanla ilişkiniz nasıl başladı, nasıl gelişti ve bugünlere nasıl geldiniz? Anne ve babam memur olduğu için evde uzun süreler yalnız kalıyordum. Her yalnız kalan çocuk gibi kitaplar yoldaşım oldu. Edebiyat, evde tek başıma […]

devamını oku »

Söyleşi: Didem Görkay Ferhat Uludere’yle yeni baskısı Yitik Ülke Yayınları’ndan Nisan 2020’de yapılan Sonbaharda Sarhoş  Bir Kasaba romanı hakkında görüştük. Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba’da deniz kültürü hakkında gözlemlerinize  dayanan betimlemelerin hâkim olduğunu görüyoruz. Romanın betimsel arka planını nasıl oluşturdunuz? Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba denizi anlatsa da aslında bir kıyı kitabı. Bana biraz öyle geliyor. Denizinin […]

devamını oku »

1864 yılında doğan, 1936 yılında yaşama veda eden, başarılı bir yazarlık geçmişinin dışında akademisyen kimliği de olan İspanyol yazar Miguel de Unamuno’nun en bilinen ve okunan yapıtı kuşkusuz 1914 yılında yayınlanan, orjinal adı La Niebla olan Sis adlı romanıdır. Varoluşçu akımın öncülerinden olan Unamuno, Sis’te varoluşçu bir bakış açısıyla hayatı, hayatın anlamını ve ölümü detaylı […]

devamını oku »

Kasabadaki metruk ev, bir romanın tamamına etki edecek kadar kötücüllük barındırıyorsa o romanın kasvetten uzak olması beklenemez. Karakterlerin yaşadığı derin karanlıklar, bir ruhtan öbürüne aktarılan ölümcül duyguların sonunda gerçekleşen korkunç cinayetler… Sonbaharda Sarhoş Bir Kasaba’nın roman tekniğiyle bütünleşen masal/efsane dili, karakterlerin zihinsel sanrılarıyla iç içe geçen olağanüstü özellikleriyle bütünleşiyor ve okura farklı bir okuma deneyimi […]

devamını oku »

Söyleşi: Didem Görkay Beşir Sevim’le geçtiğimiz yıl Everest Yayınları etiketiyle okurla buluşan şiir kitabı “Bildiğim Bütün Kırmızılar” hakkında konuştuk. Bildiğim Bütün Kırmızılar’da işlediğiniz konu skalası oldukça geniş… Kiminde kadim bir anlayışa göndermeler varken kiminde de yakın dönemde kitleleri derinden etkilemiş toplumsal olaylar ele alınıyor. Şiir alanındaki üretimlerinizi oluşturan art alanınız nasıl oluştu? Evet. Şiire konu […]

devamını oku »

“…gözlerinden başladım ben ölmeye. dilimdeki sancıyı, kulağımda dönen sesleri saymıyorum bile. bilinsin ki kadim bir zulmün ateşten sözcükleriyle… başladı bu hikâye… ayrımız gayrımız yoktu, kalbi dikenli adamların tohumu tuttu. ve bilinsin ki onlar bizdik,           biz, onlar… ki bir elmanın yarısıydık ama bizi bölen bıçaktı kimse bunu hatırlamadı” Şiirler vardır, toplumsal bağlamı onu öyle bir […]

devamını oku »

Ülkesinde çok sayıda prestijli ödüller alan, Anna Seghers Uluslararası Ödülü sahibi Meksikalı yazar Cristina Rivera Garza’nın Türkçeye Banu Karakaş tarafından çevrilen ilk romanı “Tayga Sendromu” Yüz Kitap etiketiyle okurla buluştu. Roman, hikâye ve tarih alanlarında nitelikli yapıtlar üreten Garza, halen California San Diego Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Yaratıcı yazarlık öğretim görevlisi olarak çalışıyor. “Zamanın düz bir […]

devamını oku »

Söyleşi: Didem Görkay 2018 GİO Öykü Kitabı Ödülü sahibi Yurdagül Şahin’le DEX tarafından yayınlanan son öykü kitabı Av hakkında görüştük. Yurdagül Hanım, öykülerinizdeki olay örgüsünü oluşturmak için disiplinler arası bir bilgi dağarcığını kullandığınız dikkat çekiyor. Çalışma biçiminizden bahsedebilir misiniz? Beslendiğiniz alanlar, ilgileriniz, esin kaynaklarınız… Yaşamdan, doğadan, insandan, sanatın tüm dallarından besleniyorum.  Yüreğime dokunan, beni heyecanlandıran […]

devamını oku »

Elsa Osorio, Buenos Aires’te doğdu. Madrid’de yaşıyor. İletişim ve yazma becerisi üzerine dersler veriyor. Film ve TV senaryolarının yanı sıra yayımlanmış birçok romanın da sahibi. Benim Adım Luz romanıyla Arjantin’de verilen Premin Nacional de Literatüre ödülünü kazandı.  Romanı çok sayıda dile çevrildi. Radyo programları, bale ve tiyatro gösterileri ve İspanyolca öğrenimi için kaynak oldu. Bu […]

devamını oku »

Söyleşi: Didem Görkay Ayşe Övür’le Remzi Kitabevi tarafından yayımlanan son romanı “Botter Apartmanı” hakkında söyleştik. Gerçek bir karakter, Raimondo D’Aronco ve gerçek bir mekân, Botter Apartmanı… Romanınızın kurgusuna çalışırken sizi etkileyen imge, simge ya da esin kaynakları nelerdi?  Yapıldığı yıllarda verilen isimle Casa Botter, İstanbul’un en eski birkaç apartmanından biri. Yapım teknikleri çok özel. Örneğin, […]

devamını oku »

Ç o k   O k u n a n l a r